Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/15221 K.2025/4589
10. Hukuk Dairesi 2024/15221 E. , 2025/4589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı işverenlik vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 01.01.2002 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını, 22.05.2017 tarihine kadar kesintisiz olarak çalışmaya devam ettiğini, ancak davacının fiilen çalışmaya devam etmesine rağmen 22.02.2014 tarihinde çıkışının ve 13.04.2017 tarihinde yeniden girişinin yapıldığının görüldüğünü, davacının bu tarihler arasında davalı şirket tarafından hiç bir gerekçe gösterilmeden sigortasız çalıştırıldığını ileri sürerek davacının 22.02.2014-13.04.2017 tarihleri arasında davalı şirketteki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işverenlik vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 27.05.2003-20.02.2014 ve 13.04.2017-22.05.2017 tarihleri dışında davalı şirket bünyesinde çalışmasının bulunmadığını, iş yerinde sigortasız işçi çalıştırılmadığını, özellikle hareket halindeki şoförlerin sigortasız çalıştırılmalarının mümkün olmadığını, davacının ilk olarak 27.05.2003 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının davacının emekli olması nedeni ile 20.02.2014 tarihinde sona erdiğini, emekli olan davacının 13.04.2017 tarihinde işyerine gelerek yeniden çalışmak istediğini bildirdiğini ve bir ay sonra tekrar işi bıraktığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının 20.02.2014 tarihinde emeklilik nedeni ile çalışmasını bırakıp kendisine yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra davacının 13.04.2017-22.05.2017 arası dönemde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak aynı iş yerinde yeniden çalıştığını, iş sözleşmesinin 3-kodu (istifa etmek suretiyle) ile sonlandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne, davacının 21.02.2014-09.04.2017 tarihleri arasında Kuruma bildirilen süreler dışında davalı işyerinde Kuruma bildirilmeyen 1128 günlük çalışması bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işverenlik vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı "İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, davacının davalı işyerinden 01.01.2002-20..02.2014 ve 13.04.2017-22.05.2017 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, ihtilaflı döneme ilişkin olarak davacının şoför olarak çalıştığını bildirdiği davalı adına tescil edilmiş araçların Ankara, İzmir, ... başta olmak üzere bir çok il otogar giriş çıkış kayıtlarının getirtildiği, bordro tanıklarının beyanlarına başvurulduğu, davacının tespitine karar verilen tarihlerde davalı nezdinde şoför olarak çalıştığı anlaşıldığından Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı işverenlik vekili özetle, tanık beyanlarının şaibeli ve çelişkili olduğunu, dosyada bulunan ... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün ve ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün yazı cevaplarında davacının 2014-2017 yılları arasında müvekkili işverenliğe ait olmayan farklı bir çok araçla sefere çıktığının görüldüğünü, davacının müvekkili işverenlikte çalıştığını iddia edebilmesi için; bağlılık, sadakat, emir ve talimat altında çalışma gibi temel unsurları yerine getirmiş olması gerektiğini, ancak davacının bunları yok sayarak üçüncü kişilere ait araçlarla sefere çıktığını, davacının başkaca kişilere ait olan araçlarla müvekkili firmanın bilgisi ve izni dışında seferlere çıkmasının işçi işveren arasındaki temel unsurlardan biri olan bağlılık unsurunun kesin ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca bilirkişi tarafından yapılan hesapta bu günlerin dışlanmamasının ve bu şekilde hüküm kurulmasının son derece hatalı ve yanlış olduğunu, sonuç olarak Mahkemece verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Fer’i müdahil Kurum vekili özetle, davacının 01.01.2002-20.02.2014 tarihleri arasında (1) kodu ile davalı işverenlikte çalıştığını, 20.02.2014 tarihinde emeklilik nedeniyle çalışmayı bıraktığını ve tarafına yaşlılık aylığı bağlandıktın sonra yine davalı işyerinde (2 kodu ile-sosyal güvenlik destek primine tabi olarak), 13.04.2017-22.05.2017 tarihleri arasında çalıştığını ve 22.05.2017 tarihinde (3) kodu ile (sözleşmenin tek taraflı feshi, istifa) işten ayrıldığını, fiilen çalışma olgusunun davacı tarafça ispatı gerektiğini, bunun ispatının ise yasaya uygun olarak hazırlanmış dönem bodrolarının verilmiş olması ve primlerin yatırılmış olması ile mümkün olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 30. maddesi 3. fıkrası (a) bendinde; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir.
Ancak, 5510 sayılı Kanun'un "Sosyal Güvenlik Destek Primine İlişkin Geçiş Hükümleri" başlıklı geçici 14. maddesi ile bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair amir hüküm getirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda ise "Yaşlılık Aylığı Alanların Yeniden Çalışmaları" başlıklı 63. maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli ve 2020/(21)10-290 Esas, 2022/430 Karar ile 05.04.2023 tarihli ve 2022/10-1066 Esas, 2023/301 Karar sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; davacının beyanı alınmak suretiyle, talebinin yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılarak, alınacak talebe ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3-Temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.