Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/14402 K.2025/4347

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/14402 📋 K. 2025/4347 📅 18.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/14402 E.  ,  2025/4347 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/380 E., 2024/2666 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 21.08.2017 – 14.10.2020 tarihleri arasında davalı iş yerinde koordinatör olarak iş akdinin fesih tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, çalıştığı dönemde aylık ücretinin 5.000 TL'sini elden olmak üzere 2017 yılında 10.000,00 TL, 2018 yılında 10.500,00 TL, 2019 yılında 11.391,88 TL, 2020 yılında 12.500,00 TL ücretle çalıştığını, ancak SGK prime esas kazançlarının bu ücretler üzerinden Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek, davacının çalıştığı dönem boyunca gerçek ücret üzerinden bildirilmeyen prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde Kurum kayıtlarında görüldüğü gibi çalıştığını, aylık ücretlerinin banka kayıtları ile uyumlu ücret bordrolarında görüldüğü kadar olduğunu ve buna göre de primlerinin yatırıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının resmi Kurum kayıtlarına göre çalışmasının ve primlerinin bulunduğunu, Kurum kayıtlarının gerçek durumu yansıttığını, prime esas kazançlarının aksinin tanık beyanları yerine eş değer yazılı belge ve kayıtla ispatının mümkün olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, dosyada mevcut banka kayıtlarında davacıya maaş ödemelerinin yapıldığını, ancak bu ödemeler dışında farklı tarihlerde davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şahsi hesabından 31.01.2019 tarihinde 2.000,00 TL, 11.06.2019 tarihinde 10.000,00 TL, 11.08.2019 tarihinde 3 kez 3.500,00 TL olmak üzere toplam 10.500,00 TL, 18.10.2019 tarihinde 2.500,00 TL, 19.10.2019 tarihinde 2.500,00 TL ve 14.07.2020 tarihinde 60.000,00 TL ödeme yapıldığının görüldüğünü, bu ödemelerin davacının aylık ücretinin bir kısmı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, sigorta primine esas gerçek ücretlerin tespitine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin birinci fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
3.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı şirket nezdinde 21.08.2017 – 14.10.2020 tarihleri arasında koordinatör olarak çalıştığı tüm sürelerdeki sigorta primine esas gerçek ücretlerinin tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
4.Somut olayda, davacının ... Bankasındaki hesabına, davalı şirket tarafından 2018/12. ay - 2020/6. aylar arası maaş açıklamalı ödeme yapıldığı, bunların dışında ayrıca davalı şirket yetkilisi tarafından aynı hesaba 2019/1. ayında 2.000,00 TL, 6. ayında 10.000,00 TL, 8. ayında 7.000,00 TL, 10. ayında 5.000,00 TL, 2020/7. ayında 60.000,00 TL maaş, ücret vs. şeklinde açıklama bulunmayan düzensiz ödemelerin yapıldığı anlaşılmakla, Mahkemece yapılacak iş; gerek davacı tarafa gerekse davalı tarafa davacıya maaş ödemesi dışında yapılan ödemelerin ne için ve hangi amaçla yapıldığı sorulmalı, gerekirse şirket yetkilisinin bu hususta beyanı alınmalı, işçilik alacağı dosyası getirtilmeli ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.