Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/3268 K.2025/4032
10. Hukuk Dairesi 2024/3268 E. , 2025/4032 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1565 E., 2022/1865 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/174 E., 2020/119 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.11.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... geldi. Davacı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığından bahisle asıl dava dosyasında 14.759,54 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, birleşen dava dosyasında 178.992,91 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazasından dolayı %32,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacının asıl ve birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat istemlerinin kabulüne, asıl dava dosyasında davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece birleşen dosyada kendilerine hiçbir tebligat yapılmadan ve hiçbir usuli işlem yerine getirilmeden hüküm verilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, istinaf ilamında bu hususun değerlendirilmediğini, bu nedenle birleşen dava ile ilgili hiçbir savunma yapılamadığını, Mahkeme tarafından maluliyet oranı ile ilgili Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan ve 2 farklı rapor arasındaki çelişki giderilmeden ve iş kazası geçiren personel muayene edilmeden verilen maluliyet oranı raporunun hükme esas alındığını, Mahkeme tarafından müvekkilini %80 kusurlu gören ve hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunun heyet raporu olmayıp itirazlarını karşılayan bir rapor olmaması sebebiyle hükme esas alınamayacağını, kusurun oran ve aidiyetinin de hatalı tespit edildiğini, davacıya verilen kusurun az olduğunu, müvekkili şirket tarafından açılan maluliyet oranının tespitine dair davanın derdest olup bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
VI. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulunca davacının sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olarak tespit edildiği, Mahkemece kusur raporu alındığı, raporda kazanın oluşumunda davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu veriler ışığında Mahkemece 10.08.2015 tarihli kök hesap raporunun alındığı, anılan hesap raporunda davacının maddi zararının 14.759,54 TL olarak tespit edildiği, raporun davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince rapora itiraz edilmediği gibi davacı vekilinin dosya kapsamında yer alan 08.09.2015 tarihli bir ıslah dilekçesi ibraz ettiği, dilekçede alınan hesap raporuna bir diyecekleri olmadığı beyan edildikten sonra maddi tazminat talebinin 14.759,54 TL’ye ıslah edildiği, bu aşamadan sonra davalı vekilinin davacının sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmiş olması nedeniyle Yüksek Sağlık Kurulunun 11.05.2016 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydıyla %32,00 olarak tespit edildiği, davalı vekilince bu orana da itiraz edilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 14.07.2017 tarihli mütalaasında davacının sürekli iş göremezlik oranının %32,00 oranında olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece bu aşamadan sonra 2 adet daha ek hesap raporu alındığı, son alınan 17.10.2019 tarihli ek hesap raporunda davacının maddi zararının 193.752,45 TL olarak hesaplandığı, bunun üzerine davacının aynı davalıya karşı birleşen dava dosyasını açarak 178.992,91 TL daha maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.
Açıklanan hususlar ve 10.08.2015 tarihli kök hesap raporuna davacı vekilince edilmediği, bu haliyle 10.08.2015 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarı yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince alınan 17.10.2019 tarihli ek hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarı doğrultusunda sonuca gidilmiş olması yerinde görülmediği gibi davalı şirketin ticaret ünvanının karar başlığında eksik gösterilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının;
a.Karar başlığında yer alan "... Plastik Ürünleri San. Tic. Lmt. Şti." ibarelerinin silinerek yerlerine geçmek üzere "...-Plastik Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti." ibarelerinin yazılması,
b.İkinci sayfasında yer alan kabul ve gerekçe başlığının 4. paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
"Tespit edilen kusur oranları doğrultusunda, davacının karşılanmayan zararlarının tespiti ile ilgili olarak hesap bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının davaya konu olay nedeniyle karşılanmayan maddi zararının 193.752,45 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de Mahkememizce alınan 10.08.2015 tarihli kök hesap raporunda davacının karşılanmamış maddi zararının 14.759,54 TL olarak tespit edildiği, raporun davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı vekilince rapora itiraz edilmediği gibi davacı vekilinin dosya kapsamında yer alan 08.09.2015 tarihli ıslah dilekçesinde alınan hesap raporuna bir diyecekleri olmadığı beyan edildikten sonra maddi tazminat talebinin 14.759,54 TL’ye ıslah edildiği, bu haliyle davalı lehine 14.759,54 TL maddi zarar tutarı üzerinden usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşıldığından asıl dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin kabulüne, birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir." ibarelerinin yazılması,
C. Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
"HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl (2013/174 E sayılı ) dava yönünden
Davacının asıl dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin kabulü ile 14.759,54 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının manevi tazminat istemi yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
Alınması gereken 3.740,62 TL karar ve ilam harcından, 237,60 TL peşin harç ve 27,70 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 265,30 TL harç mahsup edildikten sonra kalan 3.475,32 TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, toplam 265,30 TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ....nin üzerinden hesap olunan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ....nin üzerinden hesap olunan 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ....nin üzerinden hesap olunan 4.500,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen (2019/1606 E sayılı ) dava yönünden
Davanın reddine;
Alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından, birleşen dava açılırken peşin olarak yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazla yatan harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan ....nin 13/4 üncü maddesi doğrultusunda belirlenen 3.400,00 TL maktu red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Kabul ve ret oranına göre belirlenen 446,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılmasına. Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Kabul ve red oranına göre belirlenen 158,46 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 41,54 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına, gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren iki hafta yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13.02.2020" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.00,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.