Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/5224 K.2025/3988

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5224 📋 K. 2025/3988 📅 11.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/5224 E.  ,  2025/3988 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının 08.03.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili şirket işçisi olmayıp yüklenici 2K Yapı’nın sigortalı işçisi olduğunu, müvekkili ile yüklenici arasında istisna akdi bulunduğunu, davanın yüklenici firmaya ihbarını talep ettiklerini, davanın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, sözleşmede de işin anahtar teslimi iş sözleşmesi olduğu, her türlü iş güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunu, müvekkilinin davacının işvereni olmadığından kusuru ve sorumluluğu da bulunmadığını ileri sürerek aleyhe davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
1-Davacı tarafın birleştirilerek görülen her iki davasının ayrı ayrı kısmen kabul kısmen reddi ile
A-1-Davacı tarafın maddi tazminat alacak talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 209.796,27 TL'nin 08.03.2009 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Geriye kalan maddi tazminat talebinin reddine,
B-1-Manevi tazminat alacak talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 40.000,00 TL'nin 08.03.2009 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayda, ... ve ... .... inşaatı işyerinde sözleşme ekleri ile tarif edilen ... I ... İnşaatı Santral Binası ince işler yapım işi için davalı ...Ş. ile yüklenici ... - ... İş Ortaklığı arasında 14.02.2009 tarihinde yüklenici sözleşmesi imzalandığı, bu durumda asıl işveren ve (taşeron) alt işveren ilişkisi bulunduğu, zira, davalının, asıl işinin bir bölümünü sözleşme ile dava dışı ... - ... İş Ortaklığına vermesi nedeniyle asıl işveren sıfatına sahip olduğu ve dava konusu iş kazasında kendi kusuru bulunmasa bile, alt işverenin çalıştırdığı işçilerin uğradığı zararlardan asıl işveren olarak sorumlu olacağının açık ve seçik olduğu, kaldı ki yargılama sırasında düzenlenen ve maddi olayla uyumlu bulunan kusur bilirkişi raporlarında davalıya kusur verildiğinin de ortada olduğu, hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 16.04.2017 tarihli ilk rapor ve 20.04.2020 tarihli kusur heyeti raporlarında, davacı tarafın %40 oranında, davalı tarafın ise toplamda %60 oranında kusurlu bulunduğu, somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporlarının, 4857 sayılı Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığı, SGK ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü SGK ... Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 22.08.2017 tarih ve 5153 sayılı Sağlık Kurulu Rapor ile davacının iş kazası sonucu maluliyet oranının %40,2 olarak tespit edildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde yapılan itiraz sonucu adı geçen Kurulca düzenlenen 02.04.2018 tarihli karar ile yine iş gücü kayıp oranının %40,2 olarak belirlendiği, nihayet Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığının 18.11.2019 tarihli kararında da davacıda iş gücü kaybı oranının %40,2 olduğunun belirtildiği, Mahkemece, bordro ücreti (asgari ücret), hesaplamaya esas alındığı, bu ücretin işçinin yaşı, kıdemi ve yaptığı işin niteliği ile uyumlu olduğunun görüldüğü, zira, iş kazası sırasında davacının yaptığı işin, el arabası ile inşaat artıklarını temizleme işi olduğu ve işe başlama tarihi dikkate alındığında vasıfsız ve kıdemsiz inşaat işçisi olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin 16.03.2016 tarihli dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını açıkça belirttiği, davanın belirsiz dava olarak açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı kesileceğinden, Mahkemenin yargılama sırasındaki işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağından ve yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğinden, yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı definin sonuca etkili olmadığı, davalı şirket ile ihbar olunan ... davanın ...’a da ihbarını talep etmiş iseler de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 62. maddesinde ihbarın şekli belirlenmiş olup ihbar olunanın açık adresini gösterir şekilde usule uygun bir ihbar dilekçesi hazırlanmak suretiyle davanın ihbarının yapılmadığı, davanın ihbarının, bir taraf işlemi olup Mahkeme tarafından, resen ihbar olunanın adresinin araştırılması ve tebligat yapılması yönünde yasal zorunluluk bulunmadığı, nitekim, ihbar olunan ... tarafından bildirilen adrese çıkartılan tebligatta, adres yetersiz olduğundan iade edildiği, somut olayda, tarafların sosyal ekonomik halleri, özellikle iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları ile davacının maluliyet oranı gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararının isabetli olduğu, maddi tazminatın kısmen reddi, kanun ve içtihatlar gereği vekalet ücreti takdiri gerektirmeyen ret gerekçelerine dayanmadığından, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı ve davalının istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacının vasıflı işçi olduğu ve tecrübeli bir inşaat işçisi olduğu noktasında tartışma olmadığını, bu hususun, işveren evrakından, sigorta kayıtlarından ve dosyada toplanan delillerden de anlaşıldığını, gerek maddi gerçekler ve gerekse Yargıtay uygulamaları esas alındığında davacının ücretinin asgari ücret olamayacağı, ... ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bildirdiği emsal ücretlerin dahi üzerinde bir ücret ile istihdam edildiği hususu varsayımdan öte gerçek bir olgu olduğunu, davacının hükme esas maddi tazminatının ... verileri esas alınarak hesaplanan 301.136,41 TL olduğu ve bu yönde hüküm tesis edilmesi gerektiğinin Yüksek Mahkeme içtihatları ile de sabit olduğunu,
b. Takdir olunan manevi tazminatın, manevi tazminatın takdirinde esas alınması gerekli ölçüler karşısında çok az olduğunu,
c. Maddi tazminatın kısmen reddinin hakimin takdirinden kaynaklanan bir durum olduğunu, hakimin, rapordaki olasılıklardan birisini seçerek hüküm tesis ettiğini, bu gibi durumlarda davalı yararına vekalet ücreti hükmedilemeyeceği hususunun uygulamada istikrar kazandığını, bu gerçeğe rağmen aksi yönde maddi tazminatın reddi yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Dava konusuna ilişkin zamanaşımı definin dikkate alınmadığını,
b. Mahkemece, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının işvereni olan 2K Yapı ile davalı müvekkili şirket arasında mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkili şirket ile 2K Yapı Proje Uygulama arasındaki ilişki asıl işveren- alt işveren ilişkisi olsa dahi davanın ...’a ihbar edilmeksizin karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
c. Dava konusu karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda davacı işçinin kazaya kendisinin sebebiyet verdiği hususu gözetilmeksizin kusur oranı belirlendiğini,
d. Adli Tıp Kurumunca tespit edilen %40,2 oranındaki maluliyet oranına itirazları dikkate alınmaksızın karar verildiğini,
e. Mahkemece müvekkili şirket aleyhine manevi tazminata hükmedilirken işçinin kazaya kendi kusuru nedeni ile sebep olduğunun gözetilmediğini, Mahkemenin, davacının kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu, bir başka deyişle şakalaşması sonucunda kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinin gözardı ederek lehine toplamda 40.000,00 TL manevi tazminata hükmettiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik, davacı vekilinin reddedilen maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekilinin reddedilen maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
3.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.