Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/8557 K.2025/3201

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/8557 📋 K. 2025/3201 📅 03.03.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/8557 E.  ,  2025/3201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının meslek kodunun Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak bildirilmiş olsa da 16 yılı aşkın süredir Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Teknikeri olarak çalıştığını beyanla meslek kodu hatalı bildirilen ve meslek kodu ve adının yaptığı işe uygun olan "... Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Teknikeri şeklinde düzeltilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ileuyuşmazlığın kadroya geçiş sırasında yapılan idari işleme yönelik olup sürekli işçi statüsüne geçiş yapıldıktan sonra işveren ile işçi arasında çıkan uyuşmazlık niteliğinde olmadığı gibi alt işveren işçisi olarak çalıştığı kadro öncesi döneme ilişkin muvazaa iddiasına dayılı alacak davası mahiyetinde olmadığı, idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek kodunun düzeltilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
1- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”.
5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde ise;
“Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların iş yerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir iş yeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Çalışma hayatında işçilerin mesleklerine göre sınıflandırılması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının doğru bir şekilde tutulması için meslek kodları kullanılır. SGK meslek kodları, çalışanların hangi meslek dalında çalıştığını gösteren numaralardan oluşur. Bu kodlar, işçilerin faaliyet alanlarını tanımlamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde bildirmesi için kullanılır.
İşverenlerin, çalışanların iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe uygun meslek kodunu prim hizmet beyannamesinde gerçeğe aykırı biçimde bildirir ise idari para cezası ödemek zorunda kalacağı düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki söz konusu idari para cezası iş yeri bazında ve her bir beyanname dönemi için tatbik edilmekte olup uygulama 2018 yılına ait Ocak ayına ilişkin beyannamelerden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır.
Meslek kodlarının girişi sırasında, sigortalının bitirmiş olduğu okuldaki mesleği veya uzmanlık alanı değil, iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe ilişkin meslek kodunun girilmesi yasal zorunluluktur.
5510 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca işveren tarafından çalışanın fiilen çalıştığı işe ait meslek adının ve kodunun gerçeğe aykırı olup olmadığı hususu SGK’nın denetim ve kontrol amacıyla görevlendirmiş olduğu memurlar aracılığıyla denetlenmektedir.
Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme uyarınca işverenler, çalışanları işe alırken iş yerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu SGK’ye bildirmekle yükümlü hale gelmiş olup işbu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımı ile karşılaşmaları söz konusudur.
Her meslek grubuna özel olarak atanan bu kodlar, işçilerin SGK’ya bildirilen bilgilerini doğrulamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde sınıflandırmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Meslek kodları, çalışanların yaptığı işin niteliğini belirler ve onları doğru bir şekilde sınıflandırır, işçilerin prim, vergi ve diğer yasal kesintilerinin doğru bir şekilde hesaplanmasında önemli bir rol oynar, yapılan işin risklerini ve iş güvenliği önlemlerini belirlemek için de kullanılır ve sigortalıların yasal haklarının korunmasına yardımcı olur.
Meslek kodunun sosyal güvelik hukuku, kamu hukuku, bireysel ve toplu iş hukuku yönünden önemli etkileri vardır.
Sosyal güvenlik hukuku yönünden prime esas kazancı, fiili hizmet süresi zammını ve ayrıca hizmetin geçtiği gerçek işverenin belirlenmesinde etkisi vardır. Bireysel ve toplu iş hukukunu etkileyen yönleri olsa da 2018 yılında yasal düzenleme ile denetimi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olup, uyuşmazlığın artık 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tartışmasız hale gelmiştir.
5510 sayılı Kanun'unda 2018 tarihinde yapılan değişiklikle meslek kodu, işe giriş bildirgesinin önemli unsurlarından biri olmuştur. Zira bu eksiklik cezai yaptırıma bağlandığına göre hukuki yaptırımı da olmalıdır. 5510 sayılı yasal düzenleme gereğince meslek kodu düzeltilmesi istemi, sigortalı sicil kaydının düzeltimi ve geniş anlamda fiili çalışmanın varlığının araştırılması nedeni ile hizmetin tespit kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç olarak meslek kodunun değiştirilmesi istemi 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık olup, Kurum tarafından işlem yapılmasını gerektirdiğinden HMK’nın 124. maddesi uyarınca yasal hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davalı olarak katılımı sağlanarak savunması alınıp, onun göstereceği deliller de toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Diğer taraftan 1.11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinin üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” eklenen hüküm 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında da aynen zikredilmiştir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin 2. fıkrasındaki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Eldeki davanın 18.10.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen ve giderek 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme gereği, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, davacı tarafından 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafa davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının, sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üyeler ... ve ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla
03.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dava meslek kodununu işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yanlış bildirildiği, fiilen yapığı işe uygun olmadığı, bu nedenle eksik ücret aldığını, KHK uyarınca fiilen yaptığı işe uygun kadroya geçirilmediği iddiasıyla bu hatanın giderilmesini kadrosu ve ücretinin düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sonunda mahkemece davaya bakmanını idari yargının görevine girmesi nedeniyle davanın yargı yolu caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Temyiz edilen kararın incelendiği meslek kodu uyuşmazlığının sosyal güvenlik mevzuatını ilgilendirdiği gerekçesiyle Dairemize gönderildiği, Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından da davanın gönderme kararındaki gibi sosyal güvenlik hukukunu ilgilendirdiği kabul edilmek sureyle işin esasının incelenmesi gerektiği kanaatiyle kararın öncelikle taraf teşkilinin sağlanması davaya SGK dahil edilmesi, ayrıca Kuruma müracaat koşulunun sağlanması gerektiği belirterek mahkeme kararı bozulmuş ise de aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Meslek kodu; çalışanların işyerindeki mesleki pozisyonlarını belirlemek için kullanılan işveren tarafından SGK bildirilen numaralardan oluşan bir sistemdir. İlk defa 5510 saylı Kanunun 102. maddesine 15.7.2016 tarih 6728 sayılı Kanunun 51. maddesi ile getirilmiştir. “ Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
Meslek kodunun ne amaçla getirildiği ne işe yaradığı hususu üzerinde durulmalıdır. Buna göre çıkan uyuşmazlıkların niteliği ve uyuşmazlığın çözümünde görevli olan yargı yeri ve mahkemeler belirlenecektir.
Bireysel iş hukuku açısından meslek kodu bildirimi işçinin yaptığı iş, çalışma koşulları, sendika açısından tabi olduğu iş kolu ve yetkili sendika tespiti için önemli olup; sosyal güvenlik hukuku açısından ise, prime esas kazanç tespiti ile fiili hizmet zammı konusunda önemlidir. Bu ayırımı doğru belirlemek uyuşmazlığın hangi mahkeme, hangi yargılama hukuku uygulanarak hangi delillerle çözüleceği bakımından önemlidir. Sayın çoğunluk bu ayırımı yapmaksızın meslek kodunun yanlış bildirilmesinin 5510 sayılı Kanunun102. Maddesinde idari para cezasına tabi tutulmasını sosyal güvenlik hukuku uygulaması için yeterli görmüş, hizmet tespiti davalarından uygulanan resen araştırma ilkesini uygulama yoluna gitmiştir. Bu hatalı bir değerlendirmedir. İşveren tarafından eksik veya zamanında yapılmayana bir işleme, idari para cezası uygulanması onun sosyal güvenlik kapsamına alınmasını gerektirmez. Kaldı ki idari para cezasının iptaline yönelik davalar idari işlem olarak idari yargıda çözümlenmektedir. Bir işleme yaptırım uygulanması onu sosyal güvenlik davasını gerektirecek bir sonuç doğurmaz. İşverenlerin Kuruma karşı sorumluluklarının belirli zamanlarda ve belirli şekilde yerine getirilmesini amaçlamaktadır.
Bireysel iş hukukunu ilgilendiren meslek kodu davalarında ise; işveren işçiyi çalıştırdığı işe uygun ücret ödememekte, işveren bu işe uygun ücret, sendikalı ise bu işe uygun toplu iş sözleşme hükümlerinin uygulanması talep edilmektedir. Bu gibi durumlarda ödenen bir ücret değil işe uygun bir ücret talebi ve meslek kodu talebi bulunmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesi Dairemizin görevinde olmayıp Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin görevinde olup; yıllarca da bu şekilde uygulanmıştır.
Sosyal güvenlik hukuku açısından, sadece eksik bildirilen prime esas kazançların tespitini amaçlayan meslek kodu düzeltme taleplerinde veya itibari hizmeti içeren meslek kodu düzeltme taleplerine ilişkin davalarda, işveren yanında Kurumda davaya dahil edilmek suretiyle yargılama yapılacak, temyiz incelemesi de Dairemiz tarafından yerine getirilecektir. Prime esas kazancın tespiti davasında, işveren tarafından sigortalıya yapılan ücret ödemelerinin tamamı Kuruma bildirilmeyip, eksik miktarda yapılan fiili ödemelerin gerçek miktarda olduğunun tespiti ile ücret üzerinden sigorta primi kesilmesi, dolaysıyla daha fazla aylık alınması amaçlanmaktadır. İtibari hizmete yönelik meslek kodu ise sigortalıya fazladan pirim ödeme gün sayısı kazandırmakta olup sigortalının sigortalılık durumlarını doğrudan etkilemektedir. Yoksa sadece meslek kodunun değiştirilmesi prime esas kazancın değiştirilmesini sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü 5510 sayılı Kanunda veya başkaca bir kanunda meslek koduna göre ücret belirleneceği ve buna bağlı olarak prime esas kazanç bildirileceğine yönelik hiçbir düzenleme bulunmamaktadır.
Somut olayımızda davacının Sağlık Bakalığındaki kadroya 696 sayılı KHK kapsamında girdiğini, kadroya veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak geçirilmiş ise de; bilgisayar teknolojisive programlama teknikeri olarak çalıştığını, vasıflı bir işte görevlendirilmesini ve buna göre meslek kodunun değiştirilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık konusu tamamen bireysel iş hukukunu ilgilendiren işyerindeki çalışma koşullarınını düzeltilmesine yönelik, tamamen iş hukukundan kaynaklanmaktadır. Sosyal güvenlik hukukunu doğrudan ilgilendiren bir dava olmadığından temyiz incelemesinin Dairemizce değil 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılaması gerekmektedir. Sayın çoğunluk tarafından davanın sosyal güvenlikle ilgili kabul edilerek Sosyal Güvenlik Kurumunada davanın yöneltilmesi gerektiğine yönelik bozma kararına bu nedenle katılmıyoruz.