Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/926 K.2025/3152
10. Hukuk Dairesi 2024/926 E. , 2025/3152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2645 E., 2023/2610 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/7 E., 2023/133 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin Cezayir'de bulunan işyerinde kalıpçı ustası olarak çalışmak üzere 27.09.2006 tarihinde sözleşme yaptığını ve işe başladığını, 05.10.2006 tarihinde aynı iş yerinde başka bir elemanın kullandığı şirkete ait vincin halatının koptuğunu, bu esnada alt tarafta kalıp çakan davacının üzerine düşerek feci şekilde ezildiğini, olaydan sonra müvekkilinin Cezayir'de bulunan Clinique Amina Hastanesinde 1 ay kadar tedavi gördükten sonra Ankara Ünversitesi Tıp Fakültesinde bir süre tedavi gördüğünü, müvekkilinin belden aşağısı ezildiğinden dolayı bacaklarında duyu kaybının oluştuğunu, sürekli yatalak hasta olması nedeniyle kalçalarında kemik sivrilmesi ve yaralar açıldığını, göğüs ve iç organlarında hasarlar meydana geldiğini, Afyonkarahisar Devlet Hastanesinden alınan 26.07.2007 tarihli sağlık kurulu raporuna göre davacının %80 özürlü, sürekli yatalak hasta ve tekerlekli sandalye kullanması gerektiğini, davacının inşaat ustası olduğunu, SSK'dan aldığı emekli aylığı dışında hiçbir geliri olmadığını, evli ve eğitim çağında olan 2 çocuğunun olduğunu, başkaca gelirinin olmadığını, eşinin ev hanımı olduğunu, davacının bir kısım ihtiyaçlarını eşinin vasıtasıyla gördüğünü, bu durumun ömür boyu süreceğini, genç yaşta geçirdiği iş kazası nedeniyle hayatının mahvolduğunu, kızını okuldan almak zorunda kaldığını, gerek kendisinin gerekse de ailesinin yaşadığı elem ve sıkıntıların para ile ölçülmesinin mümkün olmadığını, işbu nedenlerle 1.000,00 TL maddi, 450.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle askerlik borçlanması müvekkili tarafından ödenerek davacının malulen emekli yapıldığını, bu nedenle SGK'dan malulen emekli maaşı aldığını, şirket yetkililerince davacıya 6 yıl boyunca her ay düzenli olarak 600 TL karşılığı Amerikan Doları yatırılarak kendisine gerek maddi gerekse de manevi destek olunduğunu, dava dilekçesinde SSK maaşından başka gelirinin olmadığını kabul etmediklerini, davacı işçinin kendisine verilen iş güvenliği malzemelerini kullanmayarak ve saha görevlisinin oradan çekilmesi hususunda uyarısına cevap vermemekle kazaya sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu iş kazası olayının meydana gelmesinde işverenin %100 kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ve bakıma muhtaç hale geldiği gerekçesiyle hükme esas alınan 28.09.2022 tarihli ek hesap raporuna göre maddi zararının 1.204.878,57 TL, bakıcı giderlerinden kaynaklanan zararının 1.483.690,79 TL olduğu, %40 oranında indirim yapıldığında ise talep edilebilir zararın 890.214,47 TL olduğu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının yaptığı ödemenin mahsup edildiğinde bakıcı giderinin 851.422,91TL olduğu tespiti ile taleple bağlı kalınarak;
"Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile
300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müflis davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile
336.824,89 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 05.10.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müflis davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cezayir'de meydana gelen kaza ile ilgili olarak kaza raporu, olay yeri inceleme tespit raporu, kolluk raporu, varsa mahkeme raporları, Mahkeme kararı vs. belgelerin ibrazını talep etmelerine rağmen bu güne kadar belge ve bilgi sunulmaksızın kusur - maluliyet raporu tanziminin usul ve yasalara aykırı olduğunu, tüm raporları kabul etmediklerini belirtmelerine rağmen bu hususta olumlu olumsuz karar verilmeksizin karar ittihazına gidilmesinin usul ve mevzuata aykırı olduğunu, ek rapor taleplerine yönelik olarak olumlu - olumsuz bir karar verilmemesinin de usul ve mevzuata aykırı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava konusu iş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un Sürekli İş Göremezlik Hali başlıklı 19. maddesinde "Geçici iş göremezlik hali sonunda Kuruma ait veya Kurumun sevk edeceği sağlık tesisleri sağlık kurulları tarafından verilecek raporlarda belirtilen ârızalarına göre, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 10 azalmış bulunduğu Kurumca tesbit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
Sürekli iş göremezlik geliri almakta olan veya bu geliri sermayeye çevrilerek ödenmiş bulunan sigortalının yeniden tedavi ettirilmesi halinde meslekte kazanma gücünü ne oranda yitirdiği, yukardaki fıkrada belirtilen sağlık kurullarından alınacak raporlara göre yeniden tesbit olunur." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
3. Ayrıca sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; yine 506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2.Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.
4. Dosya kapsamına göre Mahkemece tazminat hesabına dair henüz kusur belirlemesi yapılmadan ve yukarıda açıklanan sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair prosedür işletilmeden 13.04.2017 tarihli kök hesap bilirkişi raporu aldırıldığı, anılan raporda davacının dava dilekçesi ekinde sunulan Afyonkarahisar Devlet Hastanesinden alınan 26.07.2007 tarihli sağlık kurulu raporuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %80 olarak belirlendiği gerekçesiyle sürekli iş göremezlik oranının %80 oranı olarak esas alındığı buna göre davacının maddi zararının 336.824,89 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince raporda belirlenen miktar üzerinden talebini 13.07.2017 tarihli dilekçesi ile arttırdığı, Mahkemece davalı itirazı ve talebi üzerine Kuruma müzekkere yazılarak davacıya ait iş kazası tahkikat dosyasının istenildiği, Kurumca dosya içerisinde mevcut dava konusu uyuşmazlık ile ilgili kesinleşen Antalya 1. İş Mahkemesinin 2015/412 Esas ve 2015/608 Karar sayılı ilamı gereğince olayın Kurum yönünden iş kazası sayılmadığı bu sebeple de davacıya ait iş kazasına ilişkin bilgi veya belgenin mevcut olmadığının bildirildiği, Mahkemece bu kez davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair prosedüre uygun olarak ATK 3.İhtisas Kurulundan rapor aldırıldığı, alınan raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının %100 olduğu ve bakıma muhtaç olduğu şeklinde belirlendiği, Mahkemece bu kez dava konusu olayın meydana gelmesinde kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine yönelik kusur bilirkişi raporu aldırıldığı, raporda davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun belirlenmesi üzerine dosyanın yeniden maddi zararın tespitine yönelik ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi edildiği, 28.09.2022 tarihli ek hesap raporunda; 05.10.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan, %100 sürekli iş göremezlik oranı ve bakım ihtiyacı gelişen davacı ...'ın davalı işveren ödemelerini aşan maddi zararının 1.204.878,57 TL, bakıcı giderlerinden kaynaklanan zararının 1.483.690,79 TL olduğu, %40 oranında indirim yapıldığında ise talep edilebilir zararın 890.214,47 TL olduğu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının yaptığı ödemenin mahsup edildiğinde bakıcı giderinin sonuç olarak 851.422,91TL olduğunun bildirildiği, raporun hükme dayanak kılınması sonucu Mahkemece taleple bağlı kalınarak 336.824,89 TL maddi tazminata hükmedildiği görülmekle hükme esas alınan 28.09.2022 tarihli ek hesap raporunun dosya kapsamına ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine uygun düzenlendiği anlaşılmakla temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.