Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/4343 K.2025/2898
10. Hukuk Dairesi 2024/4343 E. , 2025/2898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/221 E., 2023/323 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ve davalı .... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının eşi ..., çocukları ... ve ... için 1.000 TL’er maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, eşi ... için 100.000 TL, çocukları ..., ... ile annesi ... ve babası ... için 30.000 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalı ....’den tahsilini talep etmiştir.
Islah dilekçesiyle maddi tazminat istemleri eş için 646.930,21 TL’ye, çocuk .... için 15.466,95 TL’ye ve çocuk ... için 22.602,62 TL’ye artırılmıştır.
II. CEVAP
Davalı .... Lojistik Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın geçirmiş olduğu kazada davalı şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının aylık ücretinin bordrolarda gösterilen miktarlardan ibaret olduğunu, davalı şirket nezdinde herhangi bir sefer primi ödemesi yapılmadığını, müteveffanın ayda ortalama 1,5-2 sefer yaptığı iddiasının doğru olmadığını, kazanın dava dışı ...'in %100 kusuru ile meydana geldiğini, davalı şirketin tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini aldığını, maddi tazminat talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev ve yetki bakımından reddi gerektiğini, davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalının müteveffanın işvereni olmaması ve kazaya karışan aracın kullanıcısı olmaması nedeniyle davaya konu taleplerle ilgisinin ve hukuki bağının olmadığını, davacıların fahiş taleplerinin maddi ve manevi zararın tazmininden ziyade davacıların zenginleşmesine ve davalıların cezalandırılmalarına sebep olacağını, talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerine işletilecek faiz başlangıç tarihi kaza tarihi olarak belirtilmiş olmakla hukuka aykırı olduğunu, araç sürücüsü ...'in davaya konu olayda %100 kusurlu olduğuna ilişkin beyanı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli kararıyla; maddi tazminat davasının kabulüne, davacı eş ... yönünden 646.930,21TL, davacı çocuk .... yönünden 15.466,95TL, davacı çocuk ... yönünden 22.602,62 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ....Lojistik Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı eş ... için 45.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk .... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan .... Lojistik Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılardan .... Lojistik Dağıtım Depolama A.Ş. ye karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı .... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılardan .... Lojistik A.Ş. vekili tarafından temyizi üzerine Dairece, davacı ..., ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminatlar ile davacılardan ... ve ... lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar verildikten sonra; davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, davalı ..... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş; "sigortalı ....’nin uluslararası tır şoförü olarak çalışmaktayken 18.06.2012 tarihli iş kazası neticesinde vefat ettiği, hükme esas alınan 24.09.2019 tarihli hesap raporunda müteveffanın en son aylık asgari ücret ve tanık anlatımlarına göre sefer başına 600 Euro aldığı ve aylık ortalama 1,5 sefer yaptığı kabul edilerek asgari ücretin 3,78 katı düzeyinde ücret aldığı kabul edilerek maddi tazminat hesabı yapıldığı anlaşılmış ise de, davacının çalışması esnasında aldığı sefer priminin miktarı noktasında sadece tanık anlatımlarına itibar edildiği, bu hususta SGK Müfettişi kayıt inceleme tutanağındaki ücretin dikkate alınmadığı gibi, davacıya ödenen sefer priminden araca bağlı zorunlu harcamaların tespit edilip ayrıştırılmadan sefer primi olarak ödendiği tespit olunan miktarın tamamının ücrete eklenerek hesapta esas alınması hatalı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, sefer priminin belirlenmesinde SGK Müfettişinin aksi ispat edilemeyen kayıt inceleme tutanağında tespit olunan davacıya ödendiği anlaşılan yurtdışı harcırah/sefer primi ödemelerini gözetmek, öte yandan tespit olunacak sefer priminden araca bağlı zorunlu harcamaları tespit edip ayrıştırmak, kalan miktarı sigortalının aldığı ücrete eklemek, bu şekilde tespit olunacak hesaba esas asgari ücret katını, davacının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek 24.09.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu raporda işlemiş (bilinen) devre olarak tespit edilen tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan davacıların maddi tazminat alacaklarını belirlemek, öte yandan iş bu temyize konu kararda maddi tazminat yönünden davacı eş.... yönünden temyiz incelemesi yapıldığı, çocuklar ....ve ... lehlerine hükmedilen tazminatların ise kesinlik sınırı altında kalıp kesinleştiğini gözeterek eş .... yönünden hesap raporunda tespit edilecek miktara, çocukların maddi tazminatları yönünden ise iş bu kararda hükmedilen aynı tutarlara hükmederek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı öncesi hesaplamaya esas alınan raporda ücretin asgari ücret + 900 Euro belirlendiği, SGK Müfettişi kayıt inceleme tutanağındaki rakamlar dikkate alındığında müteveffanın asgari ücret + 2.320,33-Euro gelire sahip olduğunun tespit edildiği, araca bağlı zorunlu harcamaların (otoban, dezenfekte, muamele, köprü geçiş ücretleri vb.) tespit edilerek bunların mahsup edilmesi gerekeceği, dosyada buna ilişkin bir veri ve delil sunulmadığı ancak söz konusu giderlerin bilirkişi tarafından belirlenen asgari ücret + 900-Euro nun altına düşecek miktara ulaşmasının mümkün gözükmediği anlaşılmakla ek raporda kök rapordaki ücretten farklı bir ücrete ulaşılamadığından tazminat miktarında bir değişiklik olmadığı, ücret dışında başka bozma sebebi bulunmadığından, bozma kararında da açıkça belirtildiği gibi davacının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan davacıların maddi tazminat alacaklarını belirlemek gerektiğinden asgari ücretteki güncel değişiklikler nedeni ile ek rapor alınmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, davacı eş ... yönünden 646.930,21 TL, davacı çocuk .... yönünden 15.466,95 TL, davacı çocuk ... yönünden 22.602,62 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan .... Lojistik Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı eş ... için 45.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk .... için takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk ... için takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı anne ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın, davacı baba ... için takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan.... Lojistik Anonim Şirketinden tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılardan .... Lojistik Dağıtım Depolama A.Ş ye karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek yeniden hesaplama yapılmasına gerek görülmemesi sebebiyle asgari ücret + 900 Euro üzerinden hesaplanan miktar üzerinden hüküm kurmuş bulunsa da, işçinin gerçek zararının tespit edilebilmesi için gerçek ücretin esas alınması gerektiğini, davacı kararı istinaf ya da temyiz etmese dahi bu yönden davalılar lehine kazanılmış usuli hak oluşmayacağını, bozma sonrası tazminat hesabı yapılırken asgari ücretin güncel verilerinin göz önüne alınması gerektiği ve bunun kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı ...... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; ek raporun bozmaya uygun şekilde düzenlenmediğini, açıkça yurt dışı harcırah/sefer priminden araca bağlı zorunlu giderlerin ayrıştırılıp buna göre hesaplama yapılması gerektiğinin bozma kararında belirtildiğini, araca bağlı zorunlu giderlerin çıkarılmadığını, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeden karar verildiğini belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
A) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafında temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir.
Somut olayda, davacı vekilinin Mahkemece verilen ilk karara karşı temyiz yoluna başvurmadığı, temyiz incelemesine konu kararda da davacı taraf aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Dosya kapsamından, bozma öncesi karara esas alınan kök raporda, davacıların murisi ...nin yurt dışına ayda ortalama 1.5 sefer yaptığı ve sefer başına 600 Euro aldığı, buna göre aylık ücretinin asgari ücret +900 Euro olduğu kabul edilerek, asgari ücretin 3.7844 katı ücretin hesaplamaya esas alındığı anlaşılmaktadır. SGK Müfettişi tarafından düzenlenen kayıt inceleme tutanağına göre 01.03.2012 ile 13.06.2012 tarihleri arasında yurt dışı harcırah bordrosu ile müteveffaya toplamda 6.961,00 Euro ödeme yapıldığı ve bu tarih aralığında sefer sayısının 7 olduğu görülmektedir.
Mahkemece bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda, SGK Müfettişi kayıt inceleme tutanağına göre davacıya 01.03.2012 ile 13.06.2012 tarihleri arasındaki üç aylık dönemde yapılan ödemenin toplam 6.961,00 Euro olduğu, ödemelerin aylık ortalamasının 2.320,33 Euro olacağı, kök raporda müteveffanın ücretinin asgari ücret+ 900 Euro olarak belirlenmiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek yeniden hesaplama yapılmasına gerek olmadığı, zira kayıt inceleme tutanağına göre belirlenecek ücretin her halükarda kök raporda esas alınan ücretten fazla olacağı kanaati belirtilmiştir.
Davacılar vekilinin Mahkemece verilen ilk karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle sefer başına 600 Euro harcırah ve ayda 1.5 sefer yapıldığına ilişkin kabul ve buna göre belirlenen ücret yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bilirkişi raporunda, kayıt inceleme tutanağına göre üç aylık dönemde yapılan ödeme toplamı 6.961,00 Euro nun aylık ortalaması 2.320,33 Euro olarak belirlenmişse de davacı murisinin kayıt inceleme tutanağına göre bu 3 aylık dönemde 7 defa sefere gittiği, dolayısıyla bu miktarın aylık 1.5 sefer ortalamasının üzerinde sefer sayısı karşılığı ödenen bir tutar olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, kayıt inceleme tutanağında tespit olunan, davacıya ödendiği anlaşılan yurtdışı harcırah/sefer primi ödemelerinin aylık 1.5 sefer karşılığı oranlanarak hesaplanmalı, tespit olunacak sefer priminden araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılarak, kalan miktarı sigortalının aldığı ücrete eklemek suretiyle hesaba esas alınacak ücret belirlenmeli, önceki bozma ilamında işaret edilen hususlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı .... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Davalı .... vekilinin temyizi yönünden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.