Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/2378 K.2025/2554
10. Hukuk Dairesi 2024/2378 E. , 2025/2554 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2415 E., 2023/2160 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/253 E., 2022/165 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.01.2006 - 29.12.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, müvekkilinin davalı işyerinde teflon tava , tencere kumlama işçisi olduğunu, müvekkilinin 2014 yılı sonlarına doğru akciğerinde oluşan rahatsızlığından dolayı tedavi görmeye başladığını, meslek hastalığı tespit edildiğini, meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kusurlu olmadığını, gerekli iş güvenliği eğitimi ve ekipmanlarının verildiğini, davacının malul kalmasında kendi kusurunun bulunduğunu, maluliyet oranının oldukça yüksek olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... davacının davalı iş yerinde toplamda 10 yıl, 11 ay 28 gün çalışmış olup, pnomokonyöz maruziyet süresinin 3 yıl olması nedeniyle davacının bu maruziyet süresine davalı iş yerinde çalıştığı iş kolundan dolayı maruz kaldığı, meslek hastalığının, davalı şirketin ortam ölçümlerine düzenli olarak yaptırmaması, periyodik muayenelerin mevzuata göre düzenli olarak yapılmaması, işçilerin akciğer grafilerinin pnömokonyoz okuyuculu radyolag tarafından değerlendirilmemesi, tozun biriktirilmesi için sulu sistem kurulmaması, sulu temizlik yapılabilmesi için mazgallar açılmaması ve çalışma esnasında işçilere filtreli maske verilmemesi nedeniyle meydana geldiği, 01.01.2006 tarihinden itibaren adı geçen işyerinde çalışan ve işe giriş muayenesinde işyeri hekimi tarafından “sağlam” olduğu belirlenen, işyerinde kumlamacı çalıştığı, işe başlarken bez maskeden başka kişisel koruyucu donanım verilmediği, işe başlarken eğitime tabi tutulmadığı, Ankara Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinin 06.11.2017 tarih 1461 nolu raporu ile çalışma şartlarından kaynaklandığının tespit edildiğini, raporla silikozis q/R 2/2 düzeyinde opasite pnömokonyoz teşhisi konulduğu tespit edilmiş olan davacı ...'ın tamı konulan hastalığının “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin” 18. maddesindeki meslek hastalıkları listesinde C grubunda “pnömokonyozlar ve diğer solunum sistemi hastalıkları” adı altında yer aldığı ve meslek hastalığı olduğu, davacı ...'ın tanı olarak kendisine konulan “Pnömokonyoz” hastalığının meslek hastalığı olduğu ve yasal olarak bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için gerekli olan özellikleri taşımakta olduğu; (Sigortalı olması, İşe giriş muayenesinde ve periyodik muayenelerinde işyeri hekimince “sağlam” olduğunun belirlenmesi, çalışma ortamında var olan faktörle (inorganik tozlara maruziyet sonucu gelişen) tanı konuları meslek hastalığı arasında neden sonuç ilişkisinin yani illiyet bağının var olması, pnömokonyozun “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği”nin 18. maddesindeki meslek hastalıkları listesinde C grubunda “pnömokonyozlar ve diğer solunum sistemi hastalıkları” içinde yer alan bir meslek hastalığı olması, hastalığın tanısının “Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi” tarafından 16.11.2017 tarih 1461 nolu raporla ve Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 14.12.2020 tarih ve 17736 nolu kararında belirtilmesi, yukarıda belirtilen 4875 Sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4, — 5, maddeleri ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesi, mülga İşçi Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğünün 2. — 3. — 4. — 21. — 59. ve 76. maddeleri, Tozla Mücadele Yönetmeliği'nin 5. — 8. ve 15. maddeleri, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesine, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5. maddeşine göre işverenin, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 tarihlerinde kayıt altıma alınan tespit öneri defterinde, “kumlama bölümünde havalandırmanın kullarımı açısından verimli olmadığı, kullanılan maskenin çalışma kalitesi bakımından yetersiz olduğu, maskenin kullarımının işveren tarafından kontrol edilmesi gerektiği, ortam ölçümlerinin yaptırılmadığı, ortam hava kalitesinin düşük olduğu...” tespitlerine rağmen, işyerindeki kumlama işlerinin, sıralanan bu eksikliklere rağmen devam etmesi, havalandırmaların yetersiz oluşu, tozun biriktirilmesi için sulu sistem kurulmaması, sulu temizlik yapılabilmesi için mezgallar açılmaması ve çalışma esnasında işçilere filtreli maske verilmemesi nedeniyle, davacı ...'ın sağlık ve iş güvenliği yönünden tüm risklerini bertaraf etmeden işyerindeki faaliyetlerini devam ettirdiği ve iş sağlığı ve güvenliği kültürünü oluşturmadığı, işçilerini gerektiği gibi ve mesleki yeterliliğinin sağlanması ile ilgili eğitmediği, bir organizasyon ve denetim mekanizması kurmadığı, iş yerinde gözetim ve denetim mekanizmasının oluşturulmadığı, niteliksiz çalışma ortamına izin verip müsamaha gösterdiği için dava konusu meslek hastalığının meydana gelmesinde, davalı ... Alüminyum Levha Mutfak Eşyaları İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yüksek derecede etkili, eksik uygulamalarının ve ihmallerinin olduğu, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 14.12.2020 tarih ve 17736 nolu kararının “Pnömokonyozun inorganik tozlara maruziyet sonucu gelişen, sigara ile ilişkili olmayan, önlenebilir, spesifik tedavisi olmayan, iyileşmesi beklenmeyen, ilerleyici de olabilen bir mesleki akciğer hastalığı olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.” şeklinde olmasından, ...'ın, davalının işyerinde 2006'dan 2013'e kadar kumlamacı, 2014-2016 yılına kadar punto-vidalamacı, 2016 sonuna kadar da bekçi olarak çalıştığı dönemde, dava konusu meslek hastalığının meydana gelmesine etki edecek, herhangi bir davranışımın belirlenemediği, Dava konusu meslek hastalığının, davalı işverenin ... isimli işçinin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucu oluştuğu, ...'ın çalışmakta olduğu dönemlerde işyerindeki tozdan etkilenmemesine olanak sağlayacak gerekli nitelikte havalandırmanın ve tozun biriktirilmesi için sulu sistem kurulumu, uygun nitelikte filtreli maskenin düzenli olarak kullandırılması, işyeri toz ölçümlerinin düzenli olarak yapılmasının sağlanması halinde davaya konu meslek hastalığının önlenebilirliği söz konusu olduğundan davaya konu meslek hastalığının meydana gelmesinde, işveren için kaçınılmazlık ilkesinden söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. ATK başkanlığının 14.12.2020 tarihli 17736 nolu raporu da incelenmiş olup davacının pnomokonyoz meslek hastalığı nedeni ile 11.10.2008 tarihli 27021 sayılı resmi gazetede yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı çalışma yönetmeliğinin hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası grup 1 olduğu anlaşılmakla E Cetvelinde %19,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, meslek hastalığının başlangıç tarihinin OMÜ Sağlık uygulama araştırma merkezinin 22.10.2015 tarihli 1553 Sayılı Sağlık kurulu raporu olduğu, pnomokonyozun inorgonik gazlara maruziyet sonucu gelişen, sigoara ile ilişkili olmayan önlenebilir, spesifik tedavisi olmayan, iyileşmesi beklenmeyen , ilerleyici de olabilen bir mesleki ak ciğer hastalığı olduğununu belirtildiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler doğrultusunda aktüerya bilirkişiden rapor alınmış olup, bilirkişi.... Cebeci tarafından tanzim edilen raporda davacının 22.10.2015 başlangıç tarihli meslek hastalığı sonucunda %19.2 oranında malul kalması nedeni ile oluşan sürekli iş göremezlik, gerçek net maddi zararının işlemiş dönem zararı 28.279,30 TL işleyecek dönem zararı 288.553,14 TL olmak üzere toplam 316.832,44 TL olup peşin sermaye değerli gelirin rücu edilebilir kısmı 48.965,73 TL nin mahsubu ile gerçek net maddi zararın 267.866,71 TL olduğu, hesaplamanın TRH -2010 bakiye Yaşam Tablosu esas alınarak yapıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından maddi zarar bedeli konusunda bedel arttırım talep dilekçesi de sunulmuş olup Yargıtay 10 HD 2020/9717 ESAS 2021/2003 Karar sayılı kararı uyarınca hesaplamanın TRH 2010 tablosu esas alınarak hesaplanması Mahkememizce de uygun bulunmuştur. Davacının meslek hastalığının başlangıç tarihi 22.10.2015 tarihi olup işlemiş dönemin bu tarihten ilk rapor tarihi olan 21.02.2022 tarihleri arasını kapsamak suretiyle 1/Kn metodu esas alınarak yapıldığı; sürekli iş göremezlik maluliyet zararı tespit edilirken ATK 2. İhtisas Kurulunun davacı hakkında tanzim ettiği raporda %12,2 maluliyet oranı esas alınarak rapor tanzim edildiği, buna göre işlemiş dönem zararı ve işleyecek dönem zararı ayrı ayrı bu maluliyet oranı na göre belirlenerek peşin sermaye geliri gelirin rucu edilen kısmı mahsup edilerek talep edilebilecek maddi zaarr bedelinin 267.866,71 TL olarak tespit edilen aktüerya bilirkişi raporu ayrıntılı ve denetime uygun olmakla mahkememizce de itibar edilerek bedel artırım talep dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde 200.000,00 manevi tazminat da talep edilmiş olup ATK 3. İhtisas Kurulunun 14.12.2020 tarihli 17736 sayılı raporunda da belirtildiği gibi meslek hastalığının başlangıç tarihinin OMÜ Sağlık uygulama Araştırma Merkezinin 22.10.2015 tarihli sağlık kurulu raporu olduğu, pnomokonyoz'un inorganik tozlara maruziyet sonucu gelişen , sigara ile ilişkili olmayan, önlenebilir, spasıfik tedavisi olmayan, iyileşmesi beklenmeyen, ilerleyici de olabilen bir akciğer hastalığı olduğu, yine dosya kapsamında bulunan kusur bilirkişi heyet raporunda da görüleceği üzere dava konusu meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı şirketin yüksek derecede etkili, eksik uygulamalarının ve ihmallerinin bulunduğu, davacının dava konusu meslek hastalığının meydana gelmesinde etki edecek herhangi bir davranışının belirlenemediği anlaşıldığından manevi tazminat taktir edilirken meydana gelen zararın önemi, davacının kusurunun bulunmaması, olayın meydana gelmesinde kaçınılmazlık bulunmadığı, günümüz koşullarında paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminat bedelinin tatmin duygusu sağlayacak tutarda olmasının beklendiği ve aynı zamanda caydırıcılık tutarında olmasının gerektiği dikkate alınarak taktiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline..." şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada hükme esas alınan 31.03.2021 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları tarafından hazırlanan bilirkişi heyet raporu hükme esas alırlmaya elverişli olmamakla itirazlarımız Mahkeme tarafından değerlendirilmemiştir. Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında da açıkça anlaşıldığı üzere, kumlama bölümünde havalandırma sistemi ve aspiratör bulunmakta olup, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemler alınmıştır. Bununla birlikte davacıya gerekli malzemeler tedarik edilmiş, toz filtreli maske kullandırılmıştır. Bu husus tahık beyanlarıyla da doğrulanmıştır. Kaldı ki; davalıya 22.10.2015 tarihinden sonra silikoözis tanısı konulduktan sonra müvekkil işveren durumu yakından takip etmiş olup, rahatsızlandıktan sonrada çalışması için hiçbir zorlama vapılmamış aksine davacının sağlık durumu gözetilerek farklı bölüme alınmıştır. Müvekkil işveren davacıyı aynı yerde çalıştırmamış işçiyi bekçi bölümüne alarak çalışma ortamını değiştirmiş olup, her zaman davacı işçi lehine hareket etmiştir. Sadece alınan bu önlem bile işkerenin iyi niyetini ispatlamaktadır.Bununla birlikte çalışma şartlarının olumsuz olmadığını gösteren Çalışma ve Sosyal Güvenlık Bakanlığı İş Teftiş Kurulu 25.07.2016 tarihli tutanağı ile “kumlama bolumuadekı kumlama makinesinin havalandırma ve çekiş gücü artırılarak ve gövdesindeki yalıtım yenilenerek ortam havası uygun hale getirilmiştir.” Şeklinde belirtilmiş ve ... Alüminyum Lev, Mut, Eşy. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından İş Sağlığı ve Güvenliği açısından uygun çalışma ortamı oluşturulduğu tutanak altına alınmıştır.Davacı Muammer Yaman'ın rahatsızlığının müvekkil şirket nezdindeki mesleğinden yaptığı işten işverinden veya işvereninden kaynaklanmadığı, meslek hastalığı niteliğinde olmadığı, davacının müvekkil şirket nezdinde ki işi ile hastalığı arasında illiyet bağının olmadığı sabittir. İş bu dava dosyasında mevcut itirazları ve beyanları dikkate alınmadan davacının maluliyet oranı ve maluliyet zararı belirlenmiş olup müvekkil şirketin anayasal hakkı olan savunma hakkı ihlal edilmiştir. Mahkeme tarafından belirlenen manevi tazminat fahiş olduğu gerekçeleri ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi,
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366.maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.