Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/2281 K.2025/2551
10. Hukuk Dairesi 2024/2281 E. , 2025/2551 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/429 E., 2023/2681 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/814 E., 2022/1013 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... mevkiinde bulunan taş ocağında, işverenlerin emir ve talimatları doğrultusunda inşaat kalıp ustası olarak çalıştığı sırada, kalıp malzemesi yüklü kamyon kasasından kayan yaklaşık 150 kg'lık çelik kalıpların ayağına düşmesi neticesinde yaralandığını ve iş kazası nedeniyle malul kaldığını iddia ederek 2.000,00 TL maddi tazminat, 150.000,00 TL'de manevi tazminatın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İnş. Taah. San. Tur. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesi ile kazanın oluşumunda kusurlarının olmadığını, davacının bizzat kendisinin kazanın oluşumuna neden olduğunu, savcılık aşamasındaki bilirkişi raporuna göre kepçe opertörünün kusurunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, kazalıya herhangi bir emir ve talimat verilmediğini tamamen başına buyruk davranış sergilediğini beyanla davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı .......Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Somut olayda, çelik kalıp yükleme işinin ... Madencilik ve ... inşaat ortak çalışması ile yapıldığı anlaşılmaktadır. İş yerinde yükleme işinde kullanılan tüm ekipman ve çalışma alanlarında gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınması, işçilerin keyfiyetine bağlı olmadan çalışma prensiplerinin belirlenmesi ve gerekli iş disiplinin sağlanması, bahse konu işverenler tarafından yerine getirilmesi gerekir. Ancak somut olayın meydana geldiği iş yerinde yükleme işinin plan dahilinde ehil kişinin gözetim ve denetiminde yapılmadığı, tamamen çalışanların insiyatifine bağlı olarak yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Kurum Sağlık Kurulu Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin 11.08.2021 tarih ve 20211400065 sayılı Kurum Sağlık Kurulu Kararında; "...'ın meslekte kazanma gücü kayıp oranının %40 (yüzdekırk) olduğu"nun belirtildiği, Bolu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 08.01.2021 tarih 2021/11 sayılı Ünite Komisyon Kararında; “... İnşaat Taahhüt Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketinde kalıpçı olarak çalışan 17.03.1980 doğumlu ...‘ın 08.09.2019 tarihinde kayan kalıp tahtalarının altında sağ ayağının kalması neticesinde yaralanmasıyla sonuçlanan kazanın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinin tanımına uygun iş kazası olduğu” nun belirtildiği görülmüştür. Hükme esas alınan 3. Kişilik kusur bilirkişi heyetinden alınan 08.03.2022 tarihli raporunda, olayın meydana gelmesinde davalı ... İnşaat Taah. San. Tur. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %30 kusurlu olduğu, diğer davalı ... Madencilik İnş. Taah. Turz. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin %40 kusurlu olduğu, olayın meydana gelmesinde davacı işçinin %5 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacının kusur oranına göre maddi zarar hesaplanmış, aktüerya bilirkişi raporu benimsenmiş, davalıların asıl ve alt işveren olarak müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Olayın meydana gelmesinde tarafların kusuru, olay tarihi, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile ölümle sonuçlanan iş kazasının kişi üzerindeki etkileri dikkate alınarak davacının manevi tazminat talepleri hüküm altına alınmış kabulü ile davanın kısmen kabulüne" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -hüküm altına alınan manevi tazminatın hatalı olduğunu, kaza nedeniyle geçici ve kalıcı maluliyet meydana geldiğini, zararı karşılamadığını, manevi tazminatın caydırıcılık unsurunu karşılamadığı, tazminatın genel ilkelerine göre isabetli bir şekilde belirlenmediğini, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu ve müvekkiline atfedilen %25 kusurun gerçeği yansıtmayıp kabul edilemez olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı ... İnş...Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemenin kusura ilişkin gerekçesinin ve gerekçesinde belirtilen kusur oranlarının hatalı olduğunu, kararda gerekçe ve hüküm çelişkisi bulunduğunu, kaza nedeniyle müvekkiline atfedilecek kusur bulunmadığını, kaza ile müvekkili arasında illiyet bağı olmadığını, kusur hatalı belirlendiği için tazminat miktarlarınında hatalı belirlendiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı ... Madencilik...Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; -kazanın kalıp ve makinenin kamyona yüklenilmesi işi yapılırken meydana geldiğini, davacının dava dilekçesinde de belirtildiği üzere kepçe operatörü değil kalıp ustası olduğunu, emir ve talimatlara aykırı hareket ettiğini, müvekkil şirkete atfedilen %40 kusurun kabul edilemez olduğunu, kazanın davacının kusuru nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Madencilik ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; iş kazasının 08.09.2019 tarihinde Düzce ilinde faaliyet gösteren davalı ... İnşaat şirketinin çalışanı kazalı ...'ın, işveren talimatı üzerine çelik kalıpların kamyona yüklenerek iş yerine getirtilmek üzere görevlendirildiği, talimat üzerine davalı ... Madencilike ait iş yerine gelindiği, söz konusu iş yerinde kamyona kepçe ile yükleme yapıldığı esnada, davacı kazalı kamyon kasası üzerindeyken dava dışı ... Madencilik işçisi Metin Tut'un kullandığı kepçe ile yapmış olduğu manevra sonrası, kamyonun kasasından bir takım malzemenin kayarak düşmesi sonucu kazalının yaralandığı, Mahkemece aldırılan ve hükme esas alınan 08.03.2022 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine ilişkin işin ortak çalışma ile yürütüldüğü gerekçesiyle davalıların işveren olduğu yönünde değerlendirme yapılmadığı, hükme esas alınan 17.10.2022 tarihli hesap raporlarında ise kurumca hak sahiplerine yapılan ödemelerin TBK 55. madde kapsamında düşülmesi sırasında davalıların işveren olduğu kabulü ile mahsup işleminin yapıldığı, Mahkemece hükmün gerekçesinde davalılar arasında alt üst işveren ilişkisi bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle müştereken ve müteselsilen dava konusu alacaklardan sorumlu tutulduğu ancak davalılar arasındaki ilişkinin niteliğine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmıştır.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Somut olayda; tüm dosya kapsamından davalılar arasında alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle karar verilmiş ise de mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır . Şöyle ki davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi isabetli görülmemiştir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; taraflardan sorulmak suretiyle kazalı işvereni davalı ... İnşaat şirketi ile davalı ... Madencilik Şirketi arasında imzalanmış olup da dava konusu kazaya ilişkin işi kapsayan sözleşme örneğinin dosya kapsamına alınması var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin getirtilmesinden sonra davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra usuli kazanılmış hakları gözetecek şekilde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.