Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3401 K.2025/5638

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3401 📋 K. 2025/5638 📅 03.12.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3401 E.  ,  2025/5638 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/355 E., 2024/914 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/450 E., 2023/513 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 33... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, davacıya ait taşınmazın bir kısmının aynı ada 78 parsel sayılı taşınmaz olarak ..., 80 parsel sayılı taşınmaz olarak İhsan adına kayıtlandığını, dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacı ve önceki malik tarafından uzun süre kullanıldığını, kadastro tespitinin kök tapu kaydına ve fiili kullanıma aykırı olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile 1 33... parsel sayılı taşınmazdaki eski evin yıkıldığını belirterek dava konusu taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacının iddialarının asılsız olduğunu, yıkıldığı iddia edilen binanın merdiveninin 45 yıl önce yıkıldığını, evin durduğunu, kendisinin davacıyı şikayet etmesi üzerine Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/632 Esas sayılı dava dosyasında ceza aldığını, bu nedenle kendisine karşı dava açıldığını, davacının kendisine ait taşınmazı ...’dan satın aldığını, taşınmazların sınırlarının hep aynı olduğunu ve kadastro tespiti sırasında davacının hazır bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2022 tarih ve 2020/156 Esas, 2022/92 Karar sayılı kararı ile; taşınmazlar arasında sabit sınır tespiti yapılamadığı, taraf beyanları ile fen bilirkişileri tarafından hesaplama yapıldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların kadastro tespitinden önceki sınıra ilişkin net bilgilerinin olmadığı, Mahkemece kadastro tespitinden önceki tarihlere ilişkin hava fotoğrafları, ortofotolar ve temin edilen haritalarda sınıra ilişkin fen bilirkişilerinden tespit yapılmasının istenildiği ancak davacı tarafından talep edilen kısımların küçük mesafeler olması sebebi ile dava konusu taşınmazların mevcut sınırına ilişkin tespit yapılmadığı ve davacı tarafın kadastro tespitinden önceki taşınmaz sınırlarına ilişkin iddialarını dosya kapsamı itibari ile ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarih ve 2022/834 Esas, 2022/1227 Karar sayılı kararı ile, Mahkemece yapılan araştırmanın eksik olduğu ve uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği belirtilerek uydu fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle taşınmazlarla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; davacı tarafından kendisine ait 1 33... parsel sayılı taşınmazın sınırlarının tesis kadastrosunda yanlış belirlendiğinin ve 1 33... parsel içerisinde kalması gereken yerlerin davalılara ait 78... parsele ilave edildiğinin belirtildiği, istinaf ilamı sonrası yapılan keşifte 1 33... ve 80 parseller arsında iddia edilen sınır hattına isabet eden sabit nitelikte yaklaşık 1,5-2 metre yüksekliğinde kot farkının olduğu, hattın devamında 1 33... parseldeki tescilsiz yapının önünden geçecek şekilde sınır gösteriminde bulunulduğu, bu kısımda da patika yol olarak zeminde mevcut olan yolun gösterildiği, bu noktadan devamında ise 1 33... parsel tarafında duvar ile 78 parsel tarafında ise başlangıç noktası arasından patika yolun geçtiği iddia edilmiş olup harita mühendisi bilirkişiler tarafından bu hususlarda inceleme yapıldığı, asıl ihtilafın patika yoldan kaynaklandığı, tesis kadastro kayıtlarında patika yolun davacının taşınmazında bırakılmasına rağmen keşifte gösterilen mevcut olan patika yolun davalıların taşınmazı kapsamında kaldığı, harita mühendisi bilirkişiler tarafından "ilk tesis kadastro çalışmalarında ölçüm noktalarında hata yapılmış olduğundan parsel sınırlarının aplikasyonunun 1,5-2 metre yüksekliğinde kot farkının olduğu kısımda ve devamında kullanım/zemin yapısına uygun olmadığı; zemindeki sabit zemin işaretleri, kot farkı ve patika yol dikkate alındığında krokide A harfi ile adlandırılan alanın zemin yapısı itibari ile davalı 1 33... parsel içerisinde kaldığı, B ve C harfi ile adlandırılan alanların ise davacı 1 33... parsel içerisinde kaldığının" tespit edildiği, patika yolun ise zeminde mevcut hali ile zemin yapısı/kot farkı dikkate alındığında doğru olduğu tespitinin yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile; davalı ... adına kayıtlı 1 33... parsel sayılı taşınmazın 04.08.2023 tarihli fen bilirkişileri raporunda B harfi ile gösterilen 3,05 m² lik kısmı ve davalı ... adına kayıtlı 1 33... parsel sayılı taşınmazın C harfi ile gösterilen 17,27 m² lik kısmının ifrazı ile davacı ... adına kayıtlı 1 33... parsele eklenerek davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve davalı ... istinaf isteminde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahallinde icra edilen keşif sırasında beyanına başvurulan mahalli bilirkişi ... beyanında ...'nun evinin etrafında kalan kısımda taşınmazların coğrafi durumu gereği kef olduğunun belirtilmesine, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda taşınmazın ölçüm noktalarında hata yapılmış olduğundan parsel sınırlarının aplikasyonunun 1.5-2 metre yüksekliğinde kot farkının olduğu kısımda ve devamında kullanım/zemin yapısına uygun olmadığı, zeminde ki sabit zemin işaretleri, kot farkı ve patika yol dikkate alındığında B ve C harfi ile adlandırılan alanların davacı adına kayıtlı 1 33... parsel içerisinde kaldığının belirlenmesine göre Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalıların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davalı davalı ... vekili ve davalı ... temyiz dilekçelerinde; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, istinaf dilekçelerinde bildirdikleri hususların gözönünde bulundurulmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda; Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 33... parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., 1 33... parsel sayılı taşınmaz aynı nedenle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı, kendisine ait olan 1 33... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kadastro tespiti sırasında davalılara ait taşınmazlar içerisinde tespit edildiğini belirterek tapu iptali ve tescil istemi ile dava açmıştır. Dosya kapsamından, davacının maliki olduğu 1 33... parsel sayılı taşınmazın 2009 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildiği, tespitin 23.06.2009 tarihinde kesinleştiği, davacının taşınmazı satın alma yoluyla 13.11.2018 tarihinde edindiği anlaşılmaktadır.
Kadastro tespitinden sonra taşınmazı çapa dayalı olarak edinen kişinin kadastro tespitinden önceki nedene dayalı olarak hak talep etmesinin mümkün olmadığı, kişinin edindiği çapla sınırlı olarak hak talep edebileceği, taşınmazı çapa dayalı olarak kayden satın alan kişinin hakkının, kayden satın aldığı taşınmazın çapıyla sınırlı olduğu, tapulu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin de hukuken değer taşımayacağı kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin ve davalı ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.