Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4930 K.2025/5558

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4930 📋 K. 2025/5558 📅 01.12.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4930 E.  ,  2025/5558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/974 E., 2025/299 K.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 1 70... parsel sayılı taşınmazın önce davacı ... adına tespit edildiğini daha sonra taşınmaz üzerindeki evin kayalık zemin üzerine yapıldığı gerekçesi ile Hazine adına tescil edildiğini, bu tescilin hatalı olduğunu ileri sürerek satın alma ve eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, kadastro komisyon tespit tutanağına göre davacıya ait evin ve ağaçların 2002-2003 yılında yapıldığının tespit edildiğini, Hazine adına tapuda kayıtlı bir taşınmazın zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.06.2014 tarihli ve 2013/451 Esas, 2014/410 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.03.2016 tarihli ve 2015/4073 Esas, 2016/2640 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, tarafların delilleri toplanıp değerlendirilmeden ve tapu kayıt malikinin davalı Hazine olduğu gözetilmeden taşınmazın zaten kadastro tespit tutanağında davacı adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, taşınmaz başında keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan iddia ve savunma doğrultusunda bilgi alınması, tüm deliller toplanarak bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 31.10.2017 tarihli ve 2016/474 Esas, 2017/681 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2018/558 Esas, 2020/4294 Karar sayılı kararı ile; davacının dava konusu taşınmazı 1997 yılında ... ’den satın aldığı ve o tarihten tespit tarihine kadar zilyet olduğu belirlenmiş ise de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmek için gerekli olan 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı ile önceki bayii ... lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, tespit tarihinden 20-25 yıl öncesi döneme ait hava fotoğraflarının getirtilerek incelettirilmesi, yeniden keşif yapılması, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin belirlenmesi, taşlık ve kayalık vasfında olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığı, davacının bayii ... ’ün taşınmazda ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığının sorulup belirlenmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 11.10.2022 tarihli ve 2021/192 Esas, 2022/715 Karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmazın imar-ihyası tamamlandıktan sonra tespit tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın bir süredir davasız ve aralıksız olarak eklemeli zilyetlikle birlikte malik sıfatıyla davacı tarafından tasarruf edildiği, dolayısıyla dava konusu edilen bölüm yönünden imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği, bilirkişi raporu ve alınan beyanlar ile imar-ihya ve zilyetlik durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine Dairemizin 07.05.2024 tarihli ve 2023/308 Esas, 2024/3290 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, çekişmeli taşınmazda zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı, Jeoloji mühendisi raporunda dava konusu taşınmaz üzerindeki evin sert zemin üzerinde olduğu, taşınmazda yüzeye çıkmış kaya birimlerinin bulunduğu, bu kayaların volkanik malzemelerden oluştuğu, dışarıdan toprak çekilerek bahçenin oluşturulduğu, bu niteliği itibariyle nizalı taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilmesi için imar-ihya edilmiş olması gerektiği, imar-ihyaya muhtaç taşınmazın üzerine sadece bina yapmanın, toprak getirerek ağaç dikmenin taşınmazın imar-ihya edildiği anlamına gelmeyeceği gibi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda çekişmeli taşınmazın imar-ihyasına keşif tarihi itibarıyla 29-30 yıl önce ağaç dikilerek, toprak işlemesi ve teraslama yapılarak, kuru taş duvarla etrafının çevrilmesiyle başlandığının belirtildiği, imar-ihyanın tamamlanma tarihinin açıkça belirtilmediği, yine uzman bilirkişi tarafından incelenen 1957, 19 71... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazda kullanım olmadığı belirtildiğinden, her ne kadar bilirkişi raporunda imar-ihyaya 2000'li yıllarda başlandığı belirtilmiş ise de keşfin 2022 yılında yapıldığı hususu göz önünde bulundurularak ve taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşından çekişmeli taşınmaz üzerindeki imar-ihyaya en erken 1992 yılında başlandığı sonucu çıktığı, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi raporu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporu ile jeoloji mühendisi bilirkişilerden aldırılan raporların birlikte değerlendirilmesi sonucu nizalı taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla 1992 yılından kadastro tespit tarihi olan 2006 yılına kadar kanunda aranan 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmaması nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma kararındaki gerekçe benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş, tanık beyanları ve bilirkişi raporları dikkate alınmadığından kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taşınmazın mülkiyetini edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Konya ili, .... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu 1 70... parsel sayılı 5.750, 46... yüz ölçümlü taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ... adına tespit edilmiş, daha sonra Hazine'nin komisyona yaptığı itiraz üzerine zilyetlik şartlarını taşımadığı gerekçesi ile kargir bir katlı ev ve bahçe vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Onama harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,01.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.