Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/5158 K.2025/5526

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5158 📋 K. 2025/5526 📅 01.12.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/5158 E.  ,  2025/5526 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/610 E., 2025/751 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/28 E., 2021/463 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların 01.12.1980 tarihli ve 87 sıra numaralı tapu senedine istinaden hak sahibi oldukları taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda tescil harici bırakıldığını ileri sürerek dava konusu 459.5 00... yüz ölçümlü taşınmazın davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu tescil harici bırakılan taşınmazın mera olduğu, fen bilirkişi raporunda taşınmazın kamu orta malı olan 751 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı, ziraat bilirkişi raporundan da taşınmazın mera niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, davacılar lehine dava konusu taşınmazı zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz bölümünün mera vasfında olduğu gerekçesi ile davanın esasına girilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına uygun düşmediği, dava konusu taşınmaz bölümünün 751 parsel sayılı taşınmaz içeresinde kaldığı, taşınmazın kadastro tespitinin 1986 yılında kesinleşerek mera siciline kaydının yapıldığı, davacıların ise kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olarak dava açtığı, davanın açıldığı 12.01.2018 gününe kadar 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilip işin esasına girilerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekili ve müdahil vekilinin istinaf isteminin açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu kaydının usulüne uygun uygulanmadığını, taşınmazın yerinin doğru tespit edilmediğini, mahalli bilirkişilerin taşınmazda menfaati olmayan kişilerden seçilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacıların talep ettiği taşınmazın 04.08.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda 751 parsel içerisinde kaldığı tespit edilmiş; kadastro sonucu Ağrı ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 751 parsel sayılı 5.849.2 23... yüz ölçümü mera nitelikli taşınmaz ... köyü tarafından mera olarak kullanıldığı belirtilmek suretiyle kamu orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacılar, 01.12.1980 tarihli ve 87 sıra numaralı tapu senedine istinaden dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığından bahisle adlarına tescil istemiyle dava açmıştır. Dava konusu taşınmaza ilişkin askı ilanının 12.11.1986-12.12.1986 tarihleri arasında yapıldığı, kadastro tutanağı ile tapu kaydına göre bu taşınmaza ait tespitin 15.12.1986 tarihinde kesinleştiği, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 12.01.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.