Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5747 K.2025/5386
1. Hukuk Dairesi 2024/5747 E. , 2025/5386 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1530 E., 2024/1372 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/272 E., 2024/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Trabzon ili ... ilçesi ... Mahallesi 14 80... parsel A Blok 22 nolu dükkânın, davacının bilgisi ve rızası dışında babası ... tarafından 23.12.2010 tarihli vekâletnameye dayanılarak 16.09.2020 tarihinde davacının yeğeni ...’a 96.000,00 TL bedelle devredildiğini, satış bedelinin taşınmazın gerçek değerinin çok altında kaldığını ve herhangi bir ödeme yapılmadığını, devralanın maddi gücünün bedeli karşılamaya elverişli bulunmadığını, banka kayıtlarından ödeme yapıldığına dair bir kanıt bulunmadığını, vekil ile devralanın akrabalık ve aile içi husumet kapsamında el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, davacının, babası ... tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını öğrenmesi üzerine ... 1. Noterliğinin 26.07.2021 tarihli ... yevmiye nolu azilnamesi ile vekil olan babasını azlettiğini, davacının benzer şekilde eşi ...’a yapılan muvazaalı işlem nedeniyle açtığı diğer davanın da devrin geri alınması suretiyle sonuçlandığını, yapılan temlikin vekâletnamenin düzenlendiği tarih ile satış tarihi arasında yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra ve davacının bilgisi dışında gerçekleştirildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca vekilin taşınmazı dilediği kişiye dilediği bedelle satma yetkisi bulunsa dahi vekâlet verenin menfaatine uygun davranma, dürüstlük kuralı ile sadakat ve özen borcuna uygun hareket etme yükümlülüğünün devam ettiğini, vekil ile alıcının yakın akrabalık ilişkisi ve aralarındaki bilinen husumet nedeniyle devralanın iyi niyet iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle TMK'nın 2. ve 1023. maddeleri gereğince davacının satış işlemiyle bağlı tutulamayacağını, vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle yapılan satışın geçersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ve muhtemel hak kayıplarının önlenmesi adına taşınmaz üzerine ivedilikle teminatsız, aksi hâlde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının işbu davayı davalıya yöneltmesinin hukuken mümkün olmadığını, satış işlemini gerçekleştiren kişi veya mirasçılarına karşı dava açılması gerektiğini, bu nedenle davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, dava konusu satışın 16.09.2020 tarihinde geçerli bir vekâletnameye dayanılarak yapıldığını, azlin ise yaklaşık bir yıl sonra 16.07.2021 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu nedenle işlem tarihinde vekilin yetkisi bulunduğunun açık olduğunu, vekâletnamenin yalnızca bu satışta değil birçok işlemde daha kullanıldığını ve aynı vekâletname ile davacının eşine yapılan temlik de dahil olmak üzere herhangi bir kötüye kullanım iddiasının diğer işlemlerde ileri sürülmediğini, davacının vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını soyut biçimde iddia ettiğini ancak kötüye kullanmanın somut delillerle kanıtlanması gerektiğini, bu yönde ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğunu ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla satış bedeline ilişkin iddianın da davacı tarafından ispat edilmediğini, tüm bu sebeplerle davanın gerek husumet yönünden gerekse esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 06.06.2024 tarihli 2022/272 Esas, 2024/269 Karar sayılı kararında; ... Tapu Müdürlüğünün 16.09.2020 tarihli resmi senedi ve dosya kapsamı incelendiğinde, davacı ...’a ait taşınmazın babası ve vekili ... tarafından 96.000,00 TL bedelle torunu ...’a satıldığı oysa bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihindeki değerinin 413.331,93 TL olduğu ve tapudaki bedelle arasında yaklaşık beş kat fark bulunduğunu, satış bedeline ilişkin herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı, davacı ile vekil babası arasında husumet bulunduğunun tanık beyanlarıyla doğrulandığı, nüfus kayıtlarına göre devrin baba tarafından toruna yapıldığı, bu durumun vekilin sadakat ve özen borcu ile TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğu, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde ...’ın vekâlet görevini kötüye kullanarak davacının rızası dışında taşınmazı devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 18.10.2024 tarihli 2024/1530 Esas, 2024/1372 Karar sayılı kararında; somut olayda dava konusu bağımsız bölümün 96.000,00 TL bedelle davacı ... adına vekâleten babası ... tarafından davalı torun ...’a satıldığı, satışın dayanağı vekâletnamenin 23.12.2010 tarihli olduğu, bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerinin 413.331,93 TL olarak belirlendiği ve tapuda gösterilen değer ile gerçek değer arasında yaklaşık beş kat fark bulunduğu, devrin bedelle yapıldığına dair herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığı, tanık beyanlarında davacının Almanya’da yaşadığı için Türkiye’deki işlemlerini babasının yürüttüğü, davacı ile babası arasında davacının ikinci evliliğinden sonra ortaya çıkan husumet ve babanın davacıya yönelik kızgınlığının ifade edildiği, tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde vekil ...’ın vekâlet görevini kötüye kullanarak davacının rızası dışında taşınmazı torununa devrettiğinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin tarafların hükme etkili tüm delillerini topladığı, maddi olaya doğru hukukun uygulandığı ve gerekçenin yasaya uygun düzenlendiği anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; istinaf incelemesinin dosyanın BAM’a gönderilmesinden yaklaşık bir ay sonra sonuçlandırıldığını ve bu kadar kısa sürede tapu iptali ve tescil gibi kapsamlı bir davada tüm itirazların incelenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aynı vekâletname ile davacının eşine yapılan satış sebebiyle 12.08.2021 tarihinde açılan davanın, davacının işlemleri babasının ölümünden sonra öğrendiği yönündeki beyanı ile çeliştiği hâlde bu hususun ne Yerel Mahkemece ne de İstinafça tartışılmadığını, davacının yılda bir kez Türkiye’de bulunduğunun tanıklarca doğrulanmasına rağmen satışları bilmediği yönündeki iddianın olağan hayata aykırı olduğunu, davalının TMK'nın 1023. maddesi kapsamında iyi niyetli üçüncü kişi olup olmadığı yönünde Yargıtayın emredici içtihatlarına rağmen hiçbir araştırma yapılmadığını, tanık beyanlarının çelişkili, duyuma ve tahmine dayalı olmasına rağmen hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda taşınmaz değerinin emsalsiz ve keyfi biçimde belirlendiğine ilişkin itirazlarının incelenmediğini, devir tarihinde taraflar arasında vekâlet ilişkisinin devam ettiğinin göz ardı edildiğini, vekâletnamenin taşınmaz satışına açık yetki içerdiği hâlde davacının satıştan habersiz olduğu iddiasının delillerle örtüşmediğini, davacının ekonomik durumuna ilişkin çelişkili tanık beyanlarına rağmen sadece davacı lehine olanların dikkate alındığını, tüm bu nedenlerle hem Yerel Mahkemenin hem de İstinafın maddi ve hukuki hata içinde kalarak karar verdiğini belirterek usul ve yasaya aykırı bu kararların bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu Trabzon ili ... ilçesi ... Mahallesi 14 80... parsel sayılı taşınmazda bulunan 22 nolu bağımsız bölümün 96.000,00 TL bedel ile davacı ...'a vekaleten babası ... tarafından davalı ...'a 16.09.2020 tarihinde satıldığı, satışa dayanak vekaletnamenin 23.12.2010 tarihinde verildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 56.149,86 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.