Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5476 K.2025/5379
1. Hukuk Dairesi 2024/5476 E. , 2025/5379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2079 E., 2024/1344 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/237 E., 2022/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 395 ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki 10.002,88 m²’lik hissesinin, satış yetkisini haiz vekili ... tarafından 22.03.2019 tarihinde davalı ...’e 300.000,00 TL bedelle satıldığını ancak taşınmazın gerçek değerinin yaklaşık 1.500.000,00 TL olup satışın bu bedelin çok altında gerçekleştirildiğini, davacının satıştan haberdar olmadığını ve bedeli tahsil etmediğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, alıcının da bu durumu bilerek hareket ettiğini, tarafların el ve iş birliği içinde davacının zararına muvazaalı bir satış gerçekleştirdiklerini, bu suretle Borçlar Kanunu’nun 390. maddesinde düzenlenen sadakat ve özen borcunun ihlal edildiğini, vekalet ilişkisinin azilname ile sonlandırıldığını, taşınmazın halen alıcı adına kayıtlı bulunduğunu, dava süresince üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, vekilin davacının menfaatine aykırı davranarak taşınmazı gerçek değerinin çok altında devrettiğini, alıcının da bu durumu bilerek kötü niyetli şekilde hareket ettiğini belirterek davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüyle ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 395 ada, 1 parseldeki ... adına kayıtlı 10.002,88 m²’lik hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılara çıkan usulüne uygun tebligata rağmen davalılar süresi içerisinde cevap vermemiş, ancak beyan dilekçesi sunmuşlardır.
Davalı ... beyan dilekçesi ile; davacıyı tanıdığını, kendisinin emlakçılık işi ile uğraştığını, bu nedenle davacının kendisine gayrimenkulünü satması için genel vekaletname verdiğini, müşterisi olan diğer davalıya, davacının kendisine vermiş olduğu vekaletname ile gayrimenkulün satışını yaptığını, gayrimenkulü 850.000,00 TL bedel ile sattığını, bu satış için 20.000,00 TL kapora aldığını, kaporayı davacıya ... isimli şahidin yanında teslim ettiğini, kalan miktarın ise tapu satışı sırasında ödeneceğini, davacının kumar alışkanlığı olduğunu bu nedenle kalan bakiye miktarın banka havalesi ile ödenmesi halinde paraya el konulacağını, eline para geçmemesi halinde bu yeri satmasının anlamı olmayacağını beyan etmesi nedeniyle satış günü alıcı olan davalının parayı nakit olarak getirdiğini, tapu satışı yapıldıktan sonra arabanın içinde bulunan şahitler ... ve ...'ın yanında parayı sayarak 830.000,00 TL'yi teslim aldığını, kendisine ise 30.000,00 TL komisyon ödediğini, satışın bu şekilde gerçekleşmiş olduğunu ancak vergi nedeniyle tapu değerinin tapuda 300.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu değer üzerinden harç ödendiğini, satışın gerçek değerinin 850.000,00 TL olduğunu, davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olsa idi davacının kendisinde olan vekaletini kötüye kullanarak davacının üzerine kayıtlı olan diğer taşınmazları da satabileceğini ancak davacının isteği üzerine 24 dönümlük olan yerden 10 dönümün satıldığını, tanıklarının dinlenilmesini, davanın reddine karar verilerek yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıda bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili beyan dilekçesi ile; mernis adresine tebligat yapılmaya çalışıldığını ve tebligatın muhtara teslim edildiğini, davalının dava dilekçesini fiilen tebellüğ etmediğini, kendisine karşı açılan davayı e-Devlet sistemi üzerinden öğrenmiş olup süresi içinde cevap dilekçesini sunduğunu, davacının tüm taşınmazlarının alım ve satımı konusunda diğer davalıya geniş yetkiler içeren genel vekaletname verdiğini, tacir sıfatını haiz olan davacının verdiği vekaletin anlam ve sonuçlarını bilecek durumda olduğunu, kendi beyanlarına göre satıştan haberdar olduğunu, satış saati ve bedeli hakkında vekiliyle görüşmeler yaptığının anlaşıldığını, taşınmaz bedelini vekilinden tahsil edemediğini beyan etmekte olup bu durumda vekiliyle arasında doğan uyuşmazlığın bir alacak ilişkisi niteliğinde olduğunu ve davalıyı ilgilendirmediğini, vekaletnameye ve tapu siciline güvenerek iyi niyetli şekilde ve yatırım amacıyla dava konusu taşınmazı 850.000 TL bedelle satın aldığını; ayrıca 50.000 TL satış masrafı ve aracılık ücreti ödediğini, toplam 900.000 TL bedel karşılığında taşınmazı edindiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi gereği iyi niyetli üçüncü kişi olarak korunduğunu, davalının yatırım amacıyla hareket etmiş olup haksız şekilde mağdur edildiğini, bu nedenlerle davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davalının iyi niyetli üçüncü kişi sıfatıyla korunması gerektiğini belirtip davanın reddine, konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli 2019/237 E., 2022/51 K. sayılı kararında; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 3 95... parsel sayılı taşınmazın satış tarihindeki değerinin bilirkişi heyetince 543.956,61 TL olarak tespit edildiği, davacı tarafın iddia ettiği 1.500.000 TL değer yönünden savunmasının yerinde görülmediği, davalı ...’ün satış bedelini 850.000 TL olarak beyan ettiği ve bu tutarın bilirkişi raporundaki değere daha yakın olduğu ayrıca davalının ekonomik gücünün taşınmazı satın almaya elverişli bulunduğu, dosyadaki tüm delillerden davalı ...’ün satış işlemi öncesinde diğer davalıyı tanıdığı ve birlikte hareket ederek muvazaalı bir işlem gerçekleştirdiği hususlarının kanıtlanamadığı, taşınmazın davalı ... tarafından vekil sıfatıyla hareket eden ...’e bedeli ödenerek satın alındığı, satış işleminin gerçek bir satış niteliğinde olduğu, davalı ...’in satış bedelini davacıya ödediğine ilişkin herhangi bir delil sunmaması nedeniyle bu hususun davacı ile vekil arasındaki iç ilişkiye dair olduğu, davacının tazminat talebinde bulunmaması sebebiyle bu konuda ayrıca yargılama yapılmadığı, sonuç olarak vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 1. Hukuk Dairesinin 13.09.2024 tarihli 2022/2079 E., 2024/1344 K. sayılı kararında; yapılan yargılamada satışın gerçek bir satış olduğu, davacının satış bedelinin tahsiline yönelik bir talepte bulunmadığı, davalı ...’nin ... ile eylem birliği içinde olduğunun veya vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilebilecek konumda bulunduğunun ispatlanamadığını, dosya kapsamındaki delillerin ve hukuki gerekçelerin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; davacının 05.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde vekâletname ile taşınmaz satış yetkisi verdiği davalı ...’in, 22.03.2019’da saat 08:28’de dava konusu olmayan meskeni ...’ya devrettikten kısa süre sonra saat 09:19’da ... Tapu Müdürlüğünde ... Mah. 3 95... parseldeki 50/559 hissenin davalı ...’e devrini davacının bilgisi ve rızası dışında, fikir ve eylem birliğiyle ve bedelsiz/bedeli ispatlanmamış şekilde gerçekleştirdiğini; davacının aynı saatlerde Kadirli’de İŞKUR organizasyonuna katıldığının sabit olduğunu, ...’in “öğleden sonra işlem” beyanıyla gerçeği gizlediğini ve devrin hemen ardından ortadan kaybolduğunu, ...’ün ekonomik gücünün bulunmadığını, MERSİS’te işletme kaydı olmadığını, tek taşınmazının ihtiyati tedbirli çekişmeli yer olduğunu, devri izleyen bir ay içinde MESKİ alacakları nedeniyle üç ayrı haciz (127,17 TL; 461,84 TL; 440,62 TL) konulduğunu, buna rağmen 850.000 TL bedelin “elden” ödendiği iddiasının HMK m. 190, TMK m. 6 ve HMK m. 200 uyarınca yazılı delille ispatlanmadığını, tanıkla ispatın bu meblağ bakımından caiz olmadığını, karşı tarafın açık muvafakatinin de bulunmadığını, davalı tanıklarının çelişkili ve yakın akrabalık/menfaat ilişkisi içinde olduğunu, bir kısım beyanların (kapora teslimi vb.) tanık anlatımlarıyla doğrulanmadığını ve davalıların süresinde sunulmayan savunma/delillerine haksızca itibar edildiğini, Yerel Mahkemenin bilirkişi kıymeti (2019 tarihi için 543.956,61 TL) ile davalıların beyanını “yakın” bulup iyi niyet ilişkisi kurmasının, ekonomik durum araştırmasını belgeye dayandırmadan esas almasının ve “elden yüksek bedel ödeme”yi olağan saymasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, TMK m. 2, 1023-1024 ve Yargıtay içtihatları gereği vekâletin kötüye kullanıldığını bilen/bilmesi gereken üçüncü kişinin kazanımının korunamayacağını ileri sürerek ret hükmünün bozulmasını, davanın kabulüyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 395 Ada, 1 Parsel sayılı taşınmazdaki davacı ...'ya ait 50/559 hissenin 22.03.2019 tarih ve 568 yevmiye numaralı satış işlemi ile ... 6. Noterliğinin 05.03.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamedeki yetkiye istinaden ...'ya vekaleten ... tarafından 300.000,00 TL bedel ile davalı ...'e satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.