Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4642 K.2025/5339

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4642 📋 K. 2025/5339 📅 24.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4642 E.  ,  2025/5339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/600 E., 2024/219 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; hudutları dava dilekçesinde belirtilen tahmini 10 dönüm miktarındaki dava konusu taşınmaz bölümünün babasından müvekkiline kaldığını, müvekkilinin bu yeri imar-ihya edip tarıma elverişli hale getirdikten sonra nizasız ve fasılasız olarak 20 yılı aşkın süredir kullandığını, dava konusu taşınmazın bitişiğindeki 187 parsel sayılı taşınmazın da müvekkiline ait olduğunu ve zilyetlikle iktisap şartlarının müvekkili lehine gerçekleştiğini ileri sürerek taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mera vasfında olup özel mülkiyete konu olamayacağı için zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, kaldı ki 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirtirek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiş, bilahare köy muhtarı ... ön inceleme duruşmasındaki beyanında, davacının dava konusu taşınmaz bölümünde herhangi bir hakkının bulunmadığını, bu yerin hemen bitişiğinde davacının babasına ait bir arazinin mevcut olduğunu ancak dava konusu taşınmaz bölümünün kadimden beri mera olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Dahili davalı ... vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu alanın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için detaylı araştırma yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/03/2015 tarihli, 2013/20 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümünün davacıya babasından geldiği, davacının bu yeri tarla olarak kullandığı, taşınmazın ne sebeple tescil harici bırakıldığı hususunda Kadastro Müdürlüğüne yazılan müzekkereye, 30/01/2014 tarihli yazı ile “dava konusu taşınmaz bölümü orijinal paftasında 187 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün iken daha sonra 187 parsele bir çizgi çekilerek taşınmazın boşluk olarak ayrıldığı, ayırma sebebinin belirlenemediği” şeklinde cevap verildiği, taşınmaza bitişik olan 187 parsel sayılı taşınmazın da davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, bu durumda dava konusu taşınmazın sehven tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile teknik bilirkişilerin 03.12.2014 tarihli raporuna ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 7.608,64 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarih, 2016/7193 Esas, 2019/2609 Karar sayılı kararıyla; Van Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinin bağlı olduğu Merkez İlçe Belediye Başkanlığının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması hususunda Mahkemece davacıya süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalılardan savunma ve delillerinin sorulması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, öte yandan, tescil davalarında TMK'nın 713/4. ve 5. fıkraları gereğince gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi” gereğine değinilmek suretiyle sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 26/02/2020 tarihli, 2019/194 Esas, 2020/73 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmaz bölümünün davacıya babasından geldiği, davacının bu yeri tarla olarak kullandığı, taşınmazın ne sebeple tescil harici bırakıldığı hususunda Kadastro Müdürlüğüne yazılan müzekkereye, 30/01/2014 tarihli yazı ile “dava konusu taşınmaz bölümü orijinal paftasında 187 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün iken daha sonra 187 parsele bir çizgi çekilerek taşınmazın boşluk olarak ayrıldığı, ayırma sebebinin belirlenemediği” şeklinde cevap verildiği, taşınmaza bitişik olan 187 parsel sayılı taşınmazın da davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, bu durumda dava konusu taşınmazın sehven tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişilerin 03.12.2014 tarihli raporuna ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 7.608,64 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece; “...eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle dosya arasında bulunan dava konusu taşınmaz bölümüne ait 1988 tarihli hava fotoğrafları haricinde varsa dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının farklı dönemlerde çekilmiş en az üç tanesi, tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya arasına alınmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, 3 kişilik jeoloji mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından dava konusu taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, taşınmazın davacıya babasından kaldığının belirtilmesi halinde hangi hukuki yolla intikal ettiği (taksim, satış, bağış vs), öncesinde taşınmazın tamamının ya da bir bölümünün dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümünün, sınırında bulunan derenin taşkınına maruz kalıp kalmadığı, taşınmazın bir kısmının dere yatağının doldurulması suretiyle kazanılıp kazanılmadığı, taşınmaz öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği ve bu çalışmaların hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişiden önceki tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporu da irdelenmek sureti ile taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, öncesi itibariyle imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı şekilde fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle dosya arasında bulunan ve varsa temin edilecek başkaca hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, öncesi itibariyle imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmeli; jeoloji mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağında kalıp kalmadığı, tamamının veya bir bölümünün dere yatağından toprak doldurulmak suretiyle kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı, derenin taşkın riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; teknik bilirkişiden keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir krokili rapor alınmalı, TMK'nın 713/4 ve 5. maddeleri uyarınca dava konusu yer doğru şekilde açıklanmak suretiyle yasal ilanlar yaptırılmalı, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanakları dosya arasına konulmalı ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de dava konusu taşınmaz bölümünün hangi vasıfla davacı adına tesciline karar verildiğinin kararda yer almaması da isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. “ gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile; dava konusu alanın 1 14... parsel ( eski 187 ) sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak kullanıldığı, taşınmazın batı sınırından geçen derenin dava konusu alanı etkilemediği, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak davacı tarafından kullanıldığı, başka hak iddia eden olmadığı, davacı yararına zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 27.09.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide ( A) harfi ile gösterilen 7.028, 12... yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamına uygun araştırma ve inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı yararına zilyetlikle mülk edinim şartlarının oluşmadığını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın kim tarafından ne şekilde imar ve ihya edildiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, dava konusu yerin evvelinde ne olduğu hususlarının aydınlatılmadığını, davacının dava etmesine rağmen kabul edilmeyen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu bölüm, Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde 1978 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Davalı Hazine 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.