Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/18 K.2025/5168

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/18 📋 K. 2025/5168 📅 19.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/18 E.  ,  2025/5168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/214 E., 2024/2621 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/166 E., 2022/522 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15 yaşından beri üvey annesi davalı ... tarafından babasından uzaklaştırıldığını ve haber alamaz hale gelmiş olmasından dolayı babasının vefatını yeni öğrendiğini, babasının mal varlığından da haberdar olmadığını, üvey annesi ...'in, babasının 16.03.1970 yılında almış olduğu 5 23... parsel nolu, üzerinde 5 katlı müstakil betonarme binanın bulunduğu 380 metrekare arsayı 30.07.1985 tarihinde tapuda kötüniyet ile satış göstererek üzerine aldığını, yapılan bu kötüniyetli satışın yok hükmünde sayılmasını, davalı adına olan tapu tescilinin iptal edilerek miras payı oranında davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının 220 parsel sayılı taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, 1972-1996 yılları arasında Almanya'da çalıştığını ve oradan emekli olduğunu, ziynet eşyaları ile yurt dışında elde ettiği 13 yılı aşkın birikimini ödeyerek davaya konu taşınmazı satın aldığını, davacının, davalı ile aralarında husumet bulunduğunu, davalının davacıdan mal kaçırma veya kendisini mirastan mahrum etme amacının bulunmadığını, tapuda yapılan akdin gerçek bir satış işlemi olduğunu, akit tarihinde mirasbırakanın satışa konu 220 parsel dışında başka taşınmaz mallarının olduğunu savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin eşi olan davalıya mal devretmesini gerektirir bir ihtiyacının bulunmadığı, gerçek bir satış yapıldığına dair somut bir delilin bulunmadığı, davalının ekonomik durumunun iyi olduğuna, bedelin murise ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin ibraz edilemediği, murisin bu şekilde devir işleminde bulunmasının da mal kaçırma amacını teyit ettiği, davalı tarafın tanıklarının da açıkça dava konusu evin davalı tarafından satın alındığını ve satımın gerçek bir satış olduğuna dair bizzat görgü ve bilgiye sahip olduklarına dair beyanlarının bulunmadığı, satım bedelinin kim tarafından nasıl ödendiği noktasında da bir netlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değerinin 120.460.000,00 TL, akitteki değerinin ise 7.000.000,00 TL olduğu, arada fahiş fiyat farkının bulunduğu, murisin ilk eşinden olan davacı mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı olarak hareket ettiği belirtilerek davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin dava konusu taşınmazı ikinci eşi olan davalıya devretmesinin gelenekler gereği diğer çocuklardan mal kaçırma amacı içerdiği ve içtihatlarda bu durumun muris muvazaası olarak tanımlandığı, murisin eşine mal devretmesini gerektirir bir ihtiyacının bulunmadığı, gerçek bir satış yapıldığına dair somut bir delilin bulunmadığı, murisin bu şekilde devir işleminde bulunmasının da mal kaçırma amacını teyit ettiği belirtilerek esastan ret kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; muris ... tarafından yapılan temlikin muvazaalı olmadığını, davacıdan mal kaçırma amacının bulunmadığını, mirasbırakanın o dönemde üzerinde başka taşınmazlarının da bulunduğunu ancak bunların da davalıya devredilebilecekken devredilmediğini, davacı tanıklarının yaşları itibariyle devir tarihinde çok küçük yaşta olduklarını, devir tarihi öncesine ilişkin beyanlarının bulunmadığını, beyanlarının hükme esas alınmayacağını, davacının süresinde delil listesi sunmadığını, davacı ile mirasbırakan ... arasında husumetin bulunmadığını, 6100 sayılı HMK'nın 190. ve 4721 sayılı TMK'nın 6. maddeleri uyarınca herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu gözetildiğinde davacı tarafın iddiasını kanıtlayamadığını, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; muris ...'in 16.04.2020 tarihinde öldüğü, geride ilk eşinden olan davacı kızı ile davalı ikinci eşi ve ondan olan bir oğlu ve bir kızının mirasçı olarak kaldığı; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 523 Ada, 220 parsel sayılı taşınmazın muris ... adına kayıtlı iken 30.07.1985 tarihli satış işlemi ile eşi davalı ...'e temlik edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 38.708,79 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.