Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5601 K.2025/5139

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5601 📋 K. 2025/5139 📅 18.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5601 E.  ,  2025/5139 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/225 E., 2024/886 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/57 E., 2023/164 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ... ...'ın 2001 yılında öldüğünü, Niğde ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 1 16... parsel, 1 17... parsel, 1 03... parsel ve 1 34... parsel sayılı taşınmazların murise ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında davalı ...'ın dava konusu taşınmazları miras malı olması gerekirken kendi üzerine yolsuz bir şekilde tescil ettirdiğini, sonrasında 1 17... parsel ve 1 03... parsel sayılı taşınmazları oğlu ...'a, 1 34... parsel sayılı taşınmazı ise dayısının oğlu ...'a sattığını, davalı ... adına yapılan tescilin usulsüz olduğunu ve davalının taşınmazları oğlu ...'a ve dayısının oğlu ...'a satmasının da muvazaanın açık ve net göstergesi olduğunu, müvekkilinin de miras hissesi oranında bu taşınmazlarda hakkı bulunduğunu ileri sürerek yolsuz tescil nedeniyle 1 16... parsel sayılı taşınmazda davalı ...'a ait payın iptali ile muris ... ...'ın mirasçıları olan davacı müvekkil adına mirastaki payları oranında tesciline, 1 17... parsel, 1 03... parsel ve 1 34... parsel sayılı taşınmazların satış bedelinin mirastaki payları oranında müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edilen taşınmazlardan ... ilçesi, ... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tescil edildiği, 08.05.2007 tarihinde tespitin kesinleştiği, 1 16... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, kadastro çalışmaları sırasında ... ile ... ... ... adına 1/2 oranında tespit ve tescil edildiği, 08.05.2007 tarihinde tespitin kesinleştiği; 1 17... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tescil edildiği, 08.05.2007 tarihinde tespitin kesinleştiği; 1 34... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tescil edildiği, 08.05.2007 tarihinde tespitin kesinleştiği, davacı dava dilekçesinde her ne kadar muris muvazaası sebebiyle tapu iptali tescil talebinde bulunduğunu belirtmiş ise de dava dilekçesi içeriğinden, dava edilen taşınmazların muris ... ... adına kadastro çalışmaları sırasında tespit görmesi gerektiği ancak davalının kadastro sırasında taşınmazları kendi adına tespit ve tescil ettirdiğinin beyan edildiği, hukuki nitelemenin hakime ait olması nedeniyle de davanın kadastro öncesi hukuki nedene dayalı olarak tapu iptali tescil talebi olduğu, muris muvazaasına ilişkin bir durumun bulunmadığı, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı olarak açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, kadastro tespitlerinin 2007 yılında kesinleştiği, davanın ise 2022 yılında açıldığı ve hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2024 tarihli ek kararıyla; verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararın kesin olduğundan bahisle davacının istinaf talebinin HMK'nın 346. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş ise de davacının dava değerini 1.200,00 TL göstererek kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil davası açtığı ve miras hissesi oranında tescil istediği, davacı tapu iptali ve tescil istediğine göre dava değerinin iptali istenen taşınmazlardaki davacının miras payının dava tarihindeki değeri olduğu, bu değerin ise keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmadan belirlenemeyeceği, o halde Mahkemece davaya konu taşınmazlar başında keşif yapılıp davacının miras payına düşen dava değeri belirlenmeden verilen kararın kesin olduğundan bahsedilemeyeceği, kaldı ki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davaları yönünden; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 7251 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle eklenen Ek-6. maddesinde "Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir" hükmü yer almakta olup eldeki dava kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğundan ve hükmün ferilerinin de asıl hükmün bağlı olduğu yasa yoluna tabi bulunduğundan, Yerel Mahkeme kararının karar tarihi itibariyle istinaf yasa yoluna tabi olduğu ve bu aşamada kararın kesinliğinden bahsedilemeyeceği, Mahkemenin 22.11.2023 tarihli ek kararı kaldırılarak davacının istinaf dilekçesinin incelenmesine geçildiği, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı olarak açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, kadastro tespitlerinin 2007 yılında yapıldığı, davanın ise 2022 yılında açıldığı ve hak düşürücü sürenin geçtiği, Mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin dosya kapsamına ve ilgili yasa maddelerine uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, Mahkemece yargılama devam ederken delillerin toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, keşif yapılmadığını ve bedel arttırım dilekçesi sunmak için süre verilmediğini, dava konusu taşınmazların tam değerleri belirlenmeden eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, kök malikin yeteri kadar araştırılmadığını, davalıların dosyaya süresi içerisinde cevap dilekçesi ve delil dilekçesi sunmadığını, davalılar ... ve ...'ın, davacı müvekkilini baba malından yoksun bırakmak için birlikte hareket ettiklerini, davalıların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, davanın konusunun muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, muris muvazaası sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında hak düşürücü sürenin aranmayacağını, miras ortaklığına temsilci atanması için ... Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve bu dava sonucunda miras ortaklığına temsilci atandığını, Mahkemece miras ortaklığına atanan temsilci dinlenmeden karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ve tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Niğde ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 16... parsel sayılı taşınmazın 2.519,89 m² yüz ölçümü ve tarla vasfıyla senetsizden 1/2 hisssi ..., 1/2 hissesi ... ... ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 05.04.2007-07.05.2007 tarihleri arasında yapıldığı, itiraz edilmeksizin kadastronun 08.05.2007 tarihinde kesinleştiği;
1 03... parsel sayılı taşınmazın 1.478,89 m² yüz ölçümü ve iki adet kargir ev ve bahçe vasfıyla senetsizden ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 05.04.2007-07.05.2007 tarihleri arasında yapıldığı, itiraz edilmeksizin kadastronun 08.05.2007 tarihinde kesinleştiği, daha sonra ...'ın taşınmazı 21.07.2011 tarihinde 800,00 TL bedelle ...'a sattığı;
1 17... parsel sayılı taşınmazın3.361,79 m² yüz ölçümü ve tarla vasfıyla senetsizden ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 05.04.2007-07.05.2007 tarihleri arasında yapıldığı, itiraz edilmeksizin kadastronun 08.05.2007 tarihinde kesinleştiği, daha sonra ...'ın taşınmazı 21.07.2011 tarihinde 1.200,00 TL bedelle ...'a, ...'in de 06.11.2012 tarihinde ...'a sattığı;
1 34... parsel sayılı taşınmazın 3.364,53 m² yüz ölçümü ve tarla vasfıyla senetsizden ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 05.04.2007-07.05.2007 tarihleri arasında yapıldığı, itiraz edilmeksizin kadastronun 08.05.2007 tarihinde kesinleştiği, daha sonra ...'ın taşınmazı 24.08.2012 tarihinde 800,00 TL bedelle ...'a sattığı;
Eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 11.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı vekili yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.