Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5115 K.2025/5137

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5115 📋 K. 2025/5137 📅 18.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5115 E.  ,  2025/5137 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1252 E., 2024/967 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/107 E., 2022/205 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacılar vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 75 parsel numaralı taşınmazın 11.02.1961 tarihli ve 50 yevmiye numaralı işlemle Hazine adına hükmen tescil edildiğini, 13.10.1964 tarihli ve 103 yevmiye numaralı idari bir işlem olan iade-i ferağ yoluyla tapu kaydının 5/6'sının ... mirasçılarına devredildiğini, davacıların murisi olan ...'na ait 1/6 payın ise Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığından çıkartıldığından bahisle Hazine uhdesinde kaldığını, yine aynı yerde bulunan 76 numaralı parselin 18.03.1980 tarihli ve 171 yevmiye numaralı işlemle Hazine adına hükmen tescil edildiğini, taşınmazda 20.03.1980 tarihli ve 199 yevmiye numaralı iade-i ferağ işleminin gerçekleştirildiğini, davacıların murisi olan ...'na ait 1/6 hissenin Hazine uhdesinde kaldığını, dava konusu 75... numaralı parsellerdeki Hazine uhdesinde kalan 1/6 hisselerin toplulaştırma işlemi sonucunda ... mahallesi kütüğüne çeşitli parseller olarak tescil edildiğini, bunlardan ... ilçesi, ... Mahallesi 1 01... parsel ve 1 14... parsel sayılı taşınmazların Hazine uhdesinde kaldığını, kalan Hazine hisselerinin ise dava dışı vatandaşlara satış yoluyla devredildiğini ve Hazinenin malikliğinin sona erdirildiğini, davacıların ...'nun mirasçıları olduğunu, davacıların murisi ...'nun 1933 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığından çıkartıldığını, bir süre vatansız kaldığını, daha sonra 1976 yılında Suriye vatandaşlığına geçerek 1989 yılında öldüğünü, davacıların murisinin bu durumundan dolayı taşınmazlardaki 1/6'şar hissenin Maliye Hazinesi uhdesinde kaldığını, murisin Türk vatandaşlığından çıkartılmış olmasının malvarlığına el konulması sonucunu doğurmaması gerektiğini ileri sürerek dava konusu Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 1 01... ve 1 14... nolu parsellerdeki Maliye Hazinesi adına bulunan kayıtların iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline, Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken dava dışı 3. kişilere satışı yapılan kısımlar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara miras hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında davacılardan ... 31.08.2021 tarihinde ölmüş, mirasçıları ... ve ... davayı sürdürmüştür. Yargılama sırasında davacılardan ... ölmüş olup mirasçılarının davacı olduğu anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen taşınmazların kadastro tapulama tutanakları celp edildiğinde görüleceği üzere kadastro sırasında davacıların dayanak kayıtlarından bahsedilmediğini, tapu kayıtlarının maddi gerçeklik ve fiili durum nazara alınarak oluşturulduğunu, yapılan araştırmalar ve incelemelere göre davaya konu edilen ... köyü 75... numaralı parsellerin Maliye Hazinesi adına hükmen tescil edildiğini ve bu şekilde kesinleştiğini, bu taşınmazlara kadastro öncesi malik gözüken şahısların vatandaşlıktan çıkartıldığını ve mameleklerinin de Devlet Hazinesine kaldığını, bu nedenle Maliye Hazinesi adına tesciller yapıldığını, akabinde bu taşınmazların 5/6 hisselerinin sahiplerinin Türk vatandaşlığına dönmüş olmalarından bahisle iadeyi ferağ yoluyla kendilerine iade edildiğini, 1/6 hissenin ise Maliye Hazinesi uhdesinde kaldığını, bahsi geçen 1/6 hissenin Maliye Hazinesi adına kalmış olmasının doğru ve yerinde olduğunu, 1/6 hissenin sahibi ...'nun diğer hisse sahibi 5 kardeşinden farklı olarak 1933 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkartıldığını, Medeni Kanun'un amir hükümleri gereğince Türkiye vatandaşlığından çıkartılan kişilerin malvarlıklarının Hazine'ye ait olduğunu, ...'nun diğer hisse sahibi olan 5 kardeşinden farklı olarak 1933 yılında vatandaşlıktan çıkartıldıktan sonra vatandaşlığa yeniden kabul edilmediğini belirterek açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu eski 75 parselden gelen 1 01... parsel sayılı taşınmazın tamamının tapuda Maliye Hazinesi adına tescil gördüğü, taşınmazın dava dilekçesinde iddia edilen ve davacıların murisi ... adına 1/6 hisse oranına tekabül eden kısmının 10.970,96 m² olduğu, dava konusu eski 76 parselden gelen 1 14... parsel sayılı taşınmazın tamamının tapuda Maliye Hazinesi adına tescil gördüğü, taşınmazın dava dilekçesinde iddia edilen ve davacılar murisi ... adına 1/6 hisse oranına tekabül eden kısmının 2.967,27 m² olduğu, eski 75... parsellerden gelen diğer taşınmazların ise başka şahıslar adına tescil gördüğü, davacılar vekilinin bu taşınmazlar yönünden dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden tazminat talep ettiği, 1 01... parsel ve 1 14... parsel yönünden tapu iptal-tescil talep ederek bu taşınmazlar yönünden harcı ikmal ettiği, bu taşınmazların Maliye Hazinesi adına tescil görmesinin sebebinin davacılar murisi ...'nun vatandaşlıktan çıkarılması olduğu, vatandaşlıktan çıkarılmanın kişiyi miras hakkından mahrum bırakmayacağı, vatandaşlıktan çıkarılan kişilerin mallarının Hazinece tasfiye edileceğine ilişkin Türk Vatandaşlığı Kanunundaki hükümlerin Türkiye'ye dönemeyen kişinin hukukunu korumak için öngörülen bir tedbir olduğu, müsadere veya cezai nitelik taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Diyarbakır ili, ... ilçesi, ...-... Mahallesinde 1 01... parselde bulunan Hazine adına kayıtlı 1/6 hissenin iptali ile bu hissenin 5/288 payının davacı ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının davacı müteveffa ... mirasçıları ... ve ... adına; Diyarbakır ili ... ilçesi ...-... Mahallesinde 1 14... parselde bulunan Maliye Hazinesi adına kayıtlı 1/6 hissenin iptali ile bu hissenin 5/288 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının ..., 43/1440 payının davacı müteveffa ... mirasçıları ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 16.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıların hisseleri oranında ödenmesi koşulu ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazlardan 75 nolu parselin 11.02.1961 tarihli ve 50 yevmiye numarasıyla ve 76 nolu parselin de 18.03.19 80... yevmiye numarasıyla tapuya tescil edildikleri, davacıların tescil öncesi sebebe dayandığı, davanın ise 16.10.2020 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre gerçekleştikten sonra açıldığı,10 yıllık hak düşürücü süre içinde hatalı olduğu iddia edilen kadastro tespitine itiraz edilmediği, davacıların hak düşürücü süre içinde dava açmayarak mülkiyet hakkını elde etme imkanını kaybettiği, yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde, tazminat istemine konu taşınmaz bakımından davacılar tapu kaydına ve kadastro tespitinin hatalı yapılmasına dayanmakta iseler de davacıların istemlerinin temelinde yatan hakkın yine kadastro öncesinde varlığını ileri sürdükleri mülkiyet hakkından kaynaklandığı, ancak mirasçı olmaları nedeniyle varlığına dayandıkları mülkiyet haklarının Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi ile ortadan kalktığı, hak düşürücü sürenin hukuki niteliği uyarınca hakkın özü (mülkiyet hakkı) ortadan kalktığından, uyuşmazlık konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etme olanağı bulunmayan davacıların tazminata hak kazanabilmesi için uyuşmazlık konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etmesi gerektiği, mülkiyet hakkı olmayan kişinin bu hakka dayalı tazminat isteminde bulunamayacağı, tapu iptali ve tescil talebi yönünden de 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, toplanan delil durumuna göre bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b.2 hükmü uyarınca davanın (tapu iptali ve tescil ve tazminat istemlerinin her ikisini kapsar şekilde) hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak değerlendirilmiş ise de davanın dava konusu taşınmazlar kadastro tespiti yapılıp tapuya tescil edildikten sonra gerçekleştirilen "iade-i ferağ" işleminin tapuya yansıtılmasındaki yolsuz tescil işlemine ilişkin olduğunu, söz konusu "iade-i ferağ" işlemi sırasında müvekkillerinin kök murisi ...’ye ait hisselerin 5/6’sının beş kardeş adına tescil edildiğini, müvekkillerinin murisi ...’na ait 1/6 hissenin ise murisin Türk vatandaşlığından çıkartılmış olduğu gerekçesi ile Hazine adına tescil edildiğini, bu iade-i ferağ işlemi sırasında; müvekkillerinin murisi ... hissesinin de adına tescil edilip, üzerine "Türk Vatandaşı olmadığına ilişkin şerh" bırakılması gerekirken, buna riayet edilmeyerek, yolsuz tescille hissesinin doğrudan Hazine adına tescil edildiğini, dolayısıyla davanın 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının haksız ve hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırıldığını, murisin Türk vatandaşlığından çıkarılmış olmasının malvarlığına el konulması sonucunu doğurmayacağını, murisin mirasçıları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğundan muris adına iade-i ferağın gerçekleşmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ve tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkinde bulunan 75 parsel sayılı taşınmazın 2.151.0 00... yüz ölçümü ve susuz tarla vasfıyla Haziran 19 34... nolu tapu kaydına istinaden Hazine adına kayıtlı olup halen tasarrufunda olduğu gerekçesiyle Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, kadastro tespitine itiraz edildiği, taşınmazın 11.02.1961 tarih ve 49 yevmiye numaralı işlemle Hazine adına hükmen tescil edildiği, daha sonra 13.10.1964 tarih ve 103 yevmiye numaralı iade-i ferağ işlemi ile taşınmazın 5/6 hissesinin ..., ..., ..., ... ve ...'na devredildiği, 1/6 hissenin ise tebdilen Hazine uhdesinde kaldığı, 75 parsel sayılı taşınmazın mülki idari taksimatla (köy ayrımı) sonucu ... ilçesi, ... Mahallesi 1 parsele dönüştüğü, ... 1 (75) parsel sayılı taşınmazın da toplulaştırma 1 01... parsel, 1 01... parsel, 1 02... parsel, 1 03... parsel, 1 04... parsel, 1 05... parsel, 1 06... parsel, 1 07... parsele gittiği; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkinde bulunan 76 parsel sayılı taşınmazın 1.493.0 00... yüz ölçümü ve susuz tarla vasfıyla Haziran 19 34... nolu tapu kaydına istinaden Hazine adına kayıtlı olup halen tasarrufunda olduğu gerekçesiyle Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, kadastro tespitine itiraz edildiği, taşınmazın 18.03.1980 tarih ve 171 yevmiye numaralı işlemle Hazine adına hükmen tescil edildiği, daha sonra 20.03.1980 tarih ve 199 yevmiye numaralı iade ferağ işlemi ile taşınmazın 5/6 hissesinin ..., ..., ..., ... ve ...'na devredildiği, 1/6 hissenin ise tebdilen Hazine uhdesinde kaldığı, 76 parsel sayılı taşınmazın mülki idari taksimatla (köy ayrımı) sonucu ... ilçesi, ... mahallesi 2 parsele dönüştüğü, ... 2 (76) parsel sayılı taşınmazın da toplulaştırma sonucu 1 08... parsel, 1 09... parsel, 1 10... parsel, 1 11... , 2, 3 parseller, 1 12... parsel, 1 13... , 2, 3 parseller, 1 14... , 2 parsellere gittiği; eldeki davanın ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.10.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 40.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.