Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4541 K.2025/5043

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4541 📋 K. 2025/5043 📅 17.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4541 E.  ,  2025/5043 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/214 E., 2025/867 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/87 E., 2023/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; dava konusu Ağrı ili, ... ilçesi, ... köyü 351 parsel sayılı taşınmazı 50 yıldır nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla tarım arazisi olarak zilyetliklerinde bulundurduklarını, taşınmazın mera vasfını taşımadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp zilyetlikle iktisap koşullarının lehlerine gerçekleştiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiş; aşamada, taşınmazın 1/6 payının muris babası ...'a ait olup murisi adına tapu kaydının da bulunduğunu, mirasçıları olarak taşınmazda haklarının olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...; 1962 yılında ... köyüne Toprak Tevzi Komisyonun girdiğini, 351 parselin mera olarak sınırlandırıldığını,1972 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığını, taşınmazın mera olarak bırakıldığını, bu yerlerden tüm köy halkının istifade ettiğini, tapulama üzerinden 43 yıl geçtiğini, tescil gören yerlere ait hak iddiasının 10 yıl içinde yapılabileceğini, davacının hak iddiasında bulunmasının kanununa aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Hazine; savunma getirmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın 1961 yılında üst soyu tarafından satın alındığını, bu hususun dosyaya sunduğu tapu kaydı ile de sabit olduğunu, üst soyunun ölümü ile taşınmazın zilyetliğinin şahsına geçtiğini ve bugüne kadar kesintisiz devam ettiğini, çok eski tarihli ve farklı içerikli bir ilam gerekçe gösterilerek davanın kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1976 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda Ağrı ili, ... ilçesi, ... köyü 351 parsel sayılı 986000, 00... yüz ölçümündeki taşınmazın kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılan yerlerden olup Toprak Tevzi Komisyonunca da mera olarak tahsis edildiği belirtilerek kamu orta malı- mera vasfıyla sınırlandırıldığı, davacının babası ... tarafından eldeki davalılar aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, ... Kadastro Mahkemesinin 27.02.2004 tarihli ve 1998/3 Esas, 2004/3 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline karar verildiği, kararın derecattan geçerek 06.06.2005 tarihinde kesinleştiği; muris ...'un 1979 yılında öldüğü, geride mirasçıları olarak oğlu davacı ile dava dışı kişilerin kaldığı kayıtlarla sabittir.
Davacının dava dilekçesi ile, taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istediği, aşamada, taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris babası ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince taraf teşkilinin sağlanması hususunda davacıya süre verilmesi üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/83 Esas, 2023/54 Karar sayılı kararı ile muris ...'un terekesine davacı ...'ın temsilci olarak atandığı, yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, kararın davacı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinde belirtildiği üzere; bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, özellikle ... Kadastro Mahkemesinin 27.02.2004 tarihli ve 1998/3 Esas, 2004/3 Karar sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğine göre davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Kaldı ki, başta sadece kendi adına tapu iptali ve tescil isteğinde bulunan davacının daha sonra talebini genişleterek tüm mirasçılar adına iptal-tescil talep edemeyeceği, bu hususta aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, muris ...'un terekesine temsilci olarak atanmasının da hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmakla; temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.