Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4124 K.2025/4994
1. Hukuk Dairesi 2025/4124 E. , 2025/4994 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/360 E., 2025/29 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 19... parsel sayılı taşınmazın davacının annesi ...’a iskanen verildiğini, davacının zilyet olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tescil gördüğünü, bu tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydına istinaden taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
Yargılama sırasında davacı vekili, hukuki sebep olarak tapu kaydına dayanma taleplerinden vazgeçerek dava konusu taşınmazın miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacı adına tapuya tescili şeklinde hukuki sebeplerini ıslah etmiştir.
Aşamada, dava konusu taşınmazdaki zilyetlik hakkının satılması nedeniyle önce ..., sonrasında ise ... davacı olarak davaya devam etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın 1 19... parsel sayılı taşınmaza uygulanan kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tescil edildiğini, tapu kaydının sabit hudutlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI VE BOZMA
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2006 tarihli 1999/558 Esas ve 2006/442 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.05.2007 tarihli 2007/1633 Esas ve 2007/1663 Karar sayılı kararı ile “...kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre kayıtların lehe olduğu kadar aleyhe de delil olabileceği belirtilerek davacı tarafın tutunduğu 17.11.1986 tarih ve 17 sayılı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte ve açıkta pay kalmayacak şekilde varsa haritasıyla ve özellikle ifraz haritalarıyla birlikte malik ya da maliklerinin tümünü gösterecek biçimde getirtilmesi, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü 1 19... parsel sayılı taşınmaz da göz önünde tutularak ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yerine ayrı ayrı uygulanması, uyuşmazlığın çözümünde davacı tarafın tutunduğu dava dışı 1 19... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının ve intikalleri ile ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinin dikkate alınması, bu kayıtlarda dava konusu taşınmaz yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulması ayrıca davacıların dayandığı tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alınarak dava konu taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kanunlar uyarınca Hazineye kalan taşınmazlardan olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği" belirtilerek bozulmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli 2007/274 Esas ve 2016/231 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarihli 2016/16245 Esas ve 2020/4507 Karar sayılı kararı ile “Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, kök tapu kaydının tedavüllerinden olan ve hükmen Hazine adına tescil edilen 09.05.19 61... ve 31 sıra nolu tapu kayıtlarının ve ifraz haritalarının yöntemince uygulanarak dava konusu taşınmaza ait olup olmadığının belirlenmesi gerektiği" belirtilerek karar bozulmuştur.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kök kayıt olan 1932 tarihli tapu kaydının dava konusu alanı kapsadığı, hükmen Hazine adına tescil edilen 19 61... ve 31 sıra nolu tapu kayıtlarının ise kök tapu içerisinde olup dava konusu alan dışında başka bir kısımda mevcut olduğu, dava konusu taşınmazın orman olmadığı, (A) harfi ile belirtilen kısım hariç ... oğlu ... ... adına kayıt gördüğü, ... ...’ın vefatından sonra İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/365 Esas, 2003/412 Karar sayılı veraset ilamından da görüleceği üzere evlatlığı ...’e kaldığı, ... tarafından zilyetliğin 16.07.2010 havale tarihli belge ile ...’na devredildiği, akabinde 12.01.2016 tarihli dilekçe ile zilyetliğin davacı ...’ya devredildiği, taşınmazın zeytinlik vasfında olduğu, eklemeli zilyetlik ile nizasız fasılasız kullanımın mevcut olduğu, kayıt tarihi olan 1986 tarihinden dava tarihine kadar ve evvelinde zilyetliğin kesintiye uğramadan ekonomik amaca mahsus olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1 19... parsel sayılı taşınmazın 18.11.2024 tarihli fen bilirkişi raporunun ekli 3 numaralı krokisinde (A) harfi ile belirtilen 1.257, 64... ’lik kısmının ifrazı ile ifraz edilen bu kısmın davalı Hazine üzerine bırakılmasına, ifraz sonrası kalan 10.133, 48... ’lik kısmın tapu kaydının iptali davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabul kararının doğru olduğunu ancak kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücretinin az belirlendiğini belirterek kararın bu sebeple bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek ve re'sen belirlenecek nedenlerle kısmen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Balıkesir ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 19... parsel sayılı 11.391, 12... 'lik taşınmaz 1 19... parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kayıt miktar fazlası olarak tarla ve zeytinlik vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın bir kısmının 1 19... parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 17.11.19 86... sıra nolu tapu kayıt kapsamında kaldığı, bu kayda göre ve davacı tarafın eklemeli olarak taşınmaza zilyet olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Her ne kadar fen bilirkişisi tarafından bozma kararında belirtilen Hazineye ait 09.05.19 61... ve 31 sıra nolu ifraz tapu kayıtlarının kök tapu kaydının uygulandığı taşınmazlarda nereye ait olduğu açıkça belirlenmediği gibi kadastroda kök tapu kaydının uygulandığı alanda Hazine adına tescil edilen bir yer olup olmadığı hususu da açıklığa kavuşturulmamış ise de kök tapu kaydının içinde hükmen Hazine adına ifraz edilen kısımların olduğu ve 1 19... parsel sayılı taşınmazın güney ve batı sınırı kısmen Hazine adına ifraz edilen yer diye okuduğundan ve yine tapu kaydının güney sınırını Cebel olarak okuması nedeni ile 17.11. 19 86... sıra nolu tapu kaydına miktarı itibarı ile değer verilebileceği, miktarı kadar yerin kadastroda ... adına 1 19... parsel olarak tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı tarafın bu tapu kaydına dayanarak hak talep edebileceği bir kısım bulunmadığından Mahkemece taşınmazın bir kısmının bu tapu kayıt kapsamında kaldığı yönündeki tespiti hatalı olmuştur.
Kök tapu kaydı olan 27.11.1932 tarih ve 96 sıra numaralı tapu kaydının mütegayip eşhasdan metruk olmakla idari yoldan Hazine adına tescil edildiği dolayısıyla tapu kayıt kapsamında kalan bir yerin zilyetlikle mülkiyetinin kazanılamayacağı açıktır. Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre kayıtların lehe olduğu kadar aleyhe de delil olabileceği gözetilerek Mahkemece yapılan tapu kayıt uygulaması neticesinde dava konusu taşınmazın kök tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Davacı taraf, somut olayda hukuki sebep olarak tapu kaydına dayanmaktan vazgeçerek davanın hukuki sebebini zilyetlik olarak değiştirmiştir. Bu sebeple davacı taraf artık zilyetliğe dayanarak taşınmazın mülkiyetini kazanamaz. Davacı tarafın taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin hukuki bir değeri yoktur. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kısmen kabul kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
Kabule göre de tapusuz taşınmazlarda kadastro tespitin kesinleşmesine kadar zilyetliğin devri ile ilgili yapılan anlaşmalar, diğer koşulların da varlığı halinde geçerli olacaktır. Ancak davacı ...'in miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasında ..., kadastro tespiti kesinleşip Hazine adına tapu kaydı oluştuktan sonra 2016 yılında harici satış sözleşmesi ile çekişmeli taşınmazı devir aldığı iddiası ile davaya davacı olarak dahil olmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesindeki “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmüne göre zilyedin, taşınmazı adına kayıt ettirmeden, taşınmazdaki mülkiyet ya da aynî hakkını alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye devretmesi olanağı yoktur. TBK’nın 183. maddesine göre bir hakkın alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye temliki için, işin niteliğinin buna engel olmaması gerekir. Bu tür kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında dava hakkının alacağın temliki yoluyla devri mümkün bulunmamaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hak niteliğindeki aynî hakların bu şekilde devri mümkün olmadığından, temlik alanın mülkiyet hakkı sahibi yerine geçerek dava açması ya da açılan davayı yürütmesi mümkün değildir. Aksi takdirde davacı, tapu kaydını henüz kendi adına geçirmeden, mülkiyet hakkını alacağın temliki yoluyla temlik alana geçirmiş olacaktır. Bu nedenle davacı ...’nun davasının dinlenme olanağı da bulunmamaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacı ...'ya iadesine,
Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.