Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5607 K.2025/5004
1. Hukuk Dairesi 2024/5607 E. , 2025/5004 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1278 E., 2024/1857 K.
SAYISI : 2022/51 E., 2024/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; muris ...’nin maliki olduğu 1 76... parsel sayılı taşınmazı mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğlu ...’e temlik ettiğini, davalının taşınmazda ticari ilişkisi bulunmamasına rağmen bacanağı lehine hak taleplerini hükümsüz kılmak için ipotek tesis ettirdiğini ileri sürerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tescile, miras payı üzerinden ipoteğin iptali ile kaldırılmasına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; murisin başka taşınmazlar da sattığını, 80'li yıllarda taşınmazlarını kendi arzusuna göre mirasçı oğulları arasında pay ettiğini, bu paylaşıma göre en büyük oğlu olan davacıya 1556 parselin, dava dışı ...’e 1 46... parselin, en küçük oğlu davalı ...’e de dava konusu taşınmazın verildiğini, davacının vadedilen taşınmazı üzerine almadığını, murisin başka taşınmazları da bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki 2 katlı evin tamamının davalı tarafından yaptırıldığını, muris ve çocukları arasında herhangi bir kırgınlık ve küslük olmadığını, murisle sürekli ve tek ilgilenen kişinin davalı olduğunu, minnet duygusu ve bakımını yapacağı düşüncesi ile kendi arzusuna uygun bir şekilde belli mallarının paylaşımını yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; murisin ekonomik nitelikte bir borcunun mevcut olmadığı, diğer çocukları ve eşinin de yanında olmadığı dönemde devrin yapıldığını, böylece taşınmazın davalı ...'e bağışlanma işleminin diğer mirasçılardan gizlenmek istendiğini, murise diğer çocukları tarafından da bakıldığını, murisin tüm mirasçılara temlikte bulunmadığı gibi davalıya mal varlığında önemli değer ifade edecek olan dava konusu konusu yeri verdiği, diğer mirasçılardan mal kaçırılarak muvazaalı olarak hareket edildiği, diğer davalı ... ...’in öğretmen iken emekli olduğu, 2008 yılındaki 70.000,00 TL bedelin verilmiş olmasının mümkün olamayacağı, ayrıca davalının akrabası olup ipoteğin 2008 yılında konulduğu ve davalı ... ...'in dava kapsamında cevap sunmayıp duruşmada halen alınan borcun da ödenmediğini açıkça belirttiği, yaklaşık 15 yıl boyunca borcun ödenmediği ve ipotek sahibinin hiçbir resmi işleme girişmeme halinin de hayatın olağan akış durumuna aykırı olduğu, ipoteğin muvazaalı şekilde konulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm mirasçılar arasında yapılmış bir paylaştırma mevcut olmadığından denkleştirmenin ispatlanmadığı, temlikin bedelsiz yapıldığının davalının da kabulünde olduğu, devir tarihinde muris bakıma muhtaç da olmadığından minnet duygusuyla yapılmış temlikten de söz edilemeyeceği, murisle aynı yerde ikamet eden en küçük çocuk olan davalıya yapılan bu temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacına yönelik muvazaalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayda murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma kastı ile hareket etmediğini, murisin amacının sağlığında kendi arzusuna uygun mal paylaşımı olduğunu, muris ile çocukları arasında ve çocuklarının birbirleri arasında dava tarihine kadar hiçbir dargınlıklarının olmadığını, davalının, murisin sağlığında bütün çocuklarının yaptırdığı evler için hırdavat malzemeleri gönderdiğini, muris ile devamlı ilgilendiğini ve esnaflık döneminde ödeyemediği borçlarını ödediğini, temlikteki amacında minnet duygusunun ağır bastığını, dava konusu evin 1. katının muris tarafından yapıldığını ancak ikinci katının davalının eşi ile birlikte ve hatta eşine ait altınlar ile yapıldığını, taşınmazının değerinin belirlenmesinde bu hususun göz ardı edildiğini, kararın infazında tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulduğunu, davada taraf olmayan diğer mirasçılar yönünden sonuç doğuracak şekilde ibare yer aldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil ve ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, muris 1932 doğumlu ...’nin 02.12.2010 tarihinde ölümü ile geride eşi dava dışı ... ile çocukları davacı ..., davalı ... ve dava dışı ...’in mirasçı olarak kaldığı, davalı ...’un davalı ...’in eşinin kardeşinin eşi olduğu, dava konusu 1 76... parsel sayılı 152, 23... miktarlı avlulu iki katlı kargir ev nitelikli taşınmazın muris tarafından 02.09.2003 tarihinde satış suretiyle davalı ...’e devredildiği, taşınmazda davalı ... lehine 22.04.2008 tarihinde davalının davalı ...’dan borç olarak aldığı belirtilen 70.000,00 TL karşılığı olarak bila faiz bila müddetli 1. derece ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda, Mahkemece, davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilip kalan payların davalı üzerinde bırakılması ile yetinilmesi gerekirken, veraset ilamına atıf yapılmaması, ayrıca davalı adına olan kaydın tamamının iptali ile tescil edilecek kısmın açık ve anlaşılır olmayacak şekilde tescile karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, harç hususu kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki davada, dava değeri taşınmazın dava tarihi itibariyle davacının miras payına isabet eden kısmı ve kaldırılmasına karar verilen ipotek miktarı toplamı olmasına rağmen yalnızca taşınmazın iptal edilen kısmının değeri üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi de isabetsizdir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2. maddesi hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının (1) numaralı bendinin hükümde çıkarılarak yerine “Afyonkarahisar ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 76... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan kaydının muris ...’ye ait ... Noterliğinin 08.12.2021 tarihli 3051 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki davacı ...’nin miras payı oranında iptali ile davacı ... mirasçıları adına ... 1. Noterliğinin 28.03.2022 tarihli 3928 yevmiyeli mirasçılık belgesindeki payları oranında tesciline, bakiye kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına ve davalı ... lehine olan ipoteğin fekkine” cümlesinin yazılmasına, hükmün (2) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Alınması gereken 38.956,03 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL ve tamamlama harcı olan 8.462,88 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 30.412,45 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...’e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.