Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5366 K.2025/4935

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5366 📋 K. 2025/4935 📅 05.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5366 E.  ,  2025/4935 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/735 E., 2024/2385 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/631 E., 2022/543 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakanı ...'in maliki olduğu 59... parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümünü yakın ve özel arkadaşı olan davalıya satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, söz konusu işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin terekesi için ayrı bir dava açıldığını, murisin Antalya Manavgat 3 94... parseldeki 1 ve 2 nolu meskenlerin sahibi olduğunu, ayrıca ... İç ve Dış Ticaret Ltd Şti'nin 1/2 ortağı olduğunu, malvarlığı ve maddi durumu göz önüne alındığında bu taşınmazın davalıya satılması ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile tek mirasçı olarak adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; muris ile davalı arasındaki satış işlemlerinin hiç birinin muvazaa teşkil etmediğini, müvekkilinin 54 yaşında başarılı bir iş adamı olduğunu, ... markasının Suudi Arabistan distribütörlüğünü yaptığını, ayrıca ... merkezli ... isimli halen faal şirketin kurucusu olduğunu, 2006 yılına kadar ... isimli şirketin 1/2 hisse sahibi olduğunu, 2006 yılında muris ile aralarındaki hukuka ve güvene dayanarak hisselerin devredildiğini, ancak karşılığında müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin murise Türkiye'deki işlerinin yönetimi açısından vekalet verdiğini ve murisin ...'de bulunan 1324 ada, 43 parsel sayılı taşınmazını müvekkilinin izni ve rızası olmaksızın davacıya devrettiğini, bu devrin gerçekleştiği tarihte davacının öğrenci olup satın alma gücünün olmadığını, murisin mal kaçırma amacı olsaydı tüm mal varlığını kaçırması gerektiğini, dava konusu taşınmazın da ...'daki 1/2 hissenin ödenmeyen bedeli karşılığında davalıya devredildiğini, bedel farkının murisin hesabına 29.11.2017 tarihinde 256.967 USD olarak gönderildiğini, tapu harcının da müvekkili tarafından ödendiğini, muvazaa nedeniyle tapu iptal koşullarının oluşmadığını, saklı payın ihlal edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan değerlendirmede murisin kız kardeşinin oğlu olan davacıyı evlatlık edindiği ve tek yasal mirasçısı olduğu, murisin ekonomik portföyünün oldukça büyük olup dava konusu taşınmazın satış tarihinde taşınmazı satım ihtiyacı olmadığı, her ne kadar davalı tarafça ...'daki hisse devri nedeniyle ödenmeyen para tutarı nedeniyle üzerine bir miktar para gönderilerek devir yapıldığı iddia edilmiş ise de ...'daki hisse devrinin 2007 yılında olduğu, taşınmazın devir işleminin 2017 yılında gerçekleştiği, ...'daki hisse devrinden dolayı borç ödemesine ilişkin iddiasının 10 yıl sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun düşmediği, murisin davacının kardeşi olan ...'ye devrettiği taşınmazların bu davanın konusunu ilgilendirmediği, yine muris tarafından davalı adına vekaletname ile Beşiktaş'ta bulunan taşınmazın bedelsiz olarak davacıya devredildiği, söz konusu taşınmazın davalının rızası dışında devredildiği iddiasının muris ile davalı arasında ayrı bir iç ilişki olduğu, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının kayın pederi ile murisin aralarında para alışverişinden dolayı bir husumet oluştuğu, murisin davacıdan eşini boşamasını istediği, davacının da bunu kabul etmediği, bu nedenle murisin kendi mirasından davacının pay almaması için taşınmazı davalıya muvazaalı olarak devrettiği, davalının gönderdiğini ifade ettiği tutarın bu bina değerini karşılamaktan uzak bir tutar olduğu, değerler arasında yaklaşık 3 kat fark oluştuğu, bu nedenle tapu dairesinde gösterilen değer ile binanın satış tarihindeki değeri ve davalı tarafından gönderildiği iddia edilen USD cinsi paranın TL karşılığının toplam tutarı dikkate alındığında muvazaa iddiasının bu şekilde desteklendiği, söz konusu satışın muris ile davalı arasında bir ilişki olgusuna dayandırılmaya çalışılmışsa da söz konusu satışın varsa bile bu ilişki nedeniyle yapıldığının ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın yaptığı taşınmaz devirlerindeki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu ileri süren davacının bu hususu kanıtlaması gerektiği, Mahkemece bu hususta taraf tanıklarının dinlenildiği, her ne kadar davacı tanıkları beyanlarında davacının kayınpederi ile murisin aralarında para alışverişinden dolayı bir husumet oluştuğu ve murisin davacıdan eşini boşamasını istediği ancak davacının bunu kabul etmediğinden murisin kendi mirasından davacının pay almaması için taşınmazı davalıya devrettiğini ifade etmiş iseler de söz konusu beyanların murisin taşınmazı muvazaalı bir şekilde davalıya devretme iradesini ispata yeterli görülmediği, murisin davacıya yaptığı kazandırmalar ile vasiyetname kapsamı dışında kalan ve tereke dosyasında tespit edilen aktif taşınmazlarının bulunduğu, bu haliyle sadece davacının kayınbabası arasındaki alacak verecek ilişkisinden kaynaklı husumet nedeniyle murisin evlat edindiği yeğeni olan davacıyı mirasından mahrum etmek istemesinin hayatın olağan akışına ve dosya kapsamına uygun bulunmadığı, zira murisin malvarlığı incelendiğinde davaya konu taşınmaz dışında aktifinde 9 taşınmazının daha olduğu, murisin tek yasal mirasçısı olan davacıyı mirasından mahrum etme amacı taşısaydı tüm malvarlığını kaçırmak için hareket etmesi gerekeceğinin açık olduğu, ayrıca muris ile davalı arasında uzun yıllardan beri süren ticari ilişki ve bu ilişki nedeniyle aralarında bir ticari/cari hesap ilişkisinin varlığı neticesinde buna bağlı olarak her ne kadar resmi akitte gösterilen bedeller akit tarihindeki gerçek değerlerden düşük ise de salt bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın delili olamayacağı, buna göre muvazaalı bir devir söz konusu olmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; İstinaf Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere murisin tüm malvarlığını yakın ve özel arkadaşlarına devrederek davacıdan mal kaçırmayı amaçladığının tüm dosya kapsamı ile sabit hale geldiğini, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, murisin davalı tanıkları da olan şahıslara ve davalıya taşınır ve taşınmazlarını muvazaalı olarak devrettiğini, kalan mallarını da vasiyetname yaparak aynı kişilere bıraktığını, murisin mal varlığı ve maddi durumu göz önüne alındığında ikamet ettiği taşınmazını davalıya satma ihtiyacının bulunmadığının anlaşılacağını, İstinaf Mahkemesinin gerekçesinde murisin 9 adet aktif taşınmazı bulunduğuna dair dosyada bir delil olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdire tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1951 doğumlu mirasbırakan ...'in 05.12.2020 tarihinde öldüğü, geriye tek mirasçı olarak evlat edindiği yeğeni olan davacının kaldığı, murisin adına kayıtlı 59... parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümünün intifa hakkını üzerinde bırakıp çıplak mülkiyetini 22.11.2017 tarihli satış işlemi ile davalıya devrettiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Muris muvazaasında 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olay, yukarıda değinilen olgular ve açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; dinlenen tanık beyanları ve dosyaya yansıyan malvarlığı durumu itibariyle murisin dava konusu taşınmazı satışa ihtiyacının bulunmadığı, UYAP üzerinden yapılan TAKBİS sorgulamasında murisin adına kayıtlı Antalya ilinde 2 parça aktif taşınmazının bulunduğunun görüldüğü, her ne kadar davalı tarafından ... şirketindeki hisse devri sonucu ödenmeyen para tutarı nedeniyle üzerine bir miktar para gönderilerek taşınmaz devrinin yapıldığı savunmasında bulunulmuş ise de bu hususun kanıtlanamadığı, mirasbırakanın maliki olduğu başkaca taşınmazlarını da yine yakın ve özel ilişki içinde bulunduğu üçüncü şahıslara devrettiği, bir kısım taşınmazlarını ve şirket hisselerini ise ... 2. Noterliğinin 17.04.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile yine aynı kişilere ve davalıya vasiyet ettiği, yine dinlenen tanık beyanlarından davacının kayınpederi ile muris arasında yaşanan husumetten dolayı murisin, davacıdan eşinden ayrılmasını istediği, fakat davacının bunu kabul etmediği hususları bir arada değerlendirildiğinde murisin çekişme konusu taşınmazı davacıdan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalıya devrettiği sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.