Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3783 K.2025/4927
1. Hukuk Dairesi 2025/3783 E. , 2025/4927 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/88 E., 2025/2 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve sınırlarını belirttiği yaklaşık 3500 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde ve tarım arazisi niteliğinde olduğunu belirterek çekişmeli taşınmaz bölümünün davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 07.07.2015 tarih ve 2014/37 Esas, 2015/422 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 2.392,74 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarih ve 2015/19283 Esas, 2017/8655 Karar sayılı kararı ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Mahkemenin 10.07.2018 tarih ve 2018/71 Esas, 2018/232 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 2.392,74 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.06.2021 tarih ve 2019/1882 Esas, 2021/4814 Karar sayılı kararı ile yapılan araştırmanın eksik olduğu belirtilmiş, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, hava fotoğraflarından yararlanılmak ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle taşınmazla ilgili zilyetlik ve imar-ihya araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 2.392,74 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili; eksik araştırma ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın etrafının Devlet ormanları ile çevrili olduğunu, keşifte düzenlenen raporlar arasında çelişki olup çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirerek kararın bozulmasını istemiştir
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu Antalya ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü dere ve çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava konusu taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Ne var ki; bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, eksik araştırma ile karar verilmiştir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği kesin olarak belirlenmemiş, uyuşmazlığın çözümünde komşu parsel tutanak ve dayanaklarından usulünce yararlanılmamış, davacı açısından usulünce senetsiz araştırması yapılmamış, dava konusu taşınmazın vasfı ile davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hâl böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza komşu tüm parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları ile davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu bölgeyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik ve bindirmeli hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14 . maddesi uyarınca, davacı ve mirasbırakan adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenler bulunmakta ise tescil ilamları getirtilerek dosya içine konulmalı, Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, jeolog bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihya faaliyetinin ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümlerinin sınırını ve niteliğini, taşınmaz bölümlerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir.
Jeolog bilirkişiden taşınmazın niteliğinin ne olduğu, dere yatağı olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve derenin aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Fen bilirkişisine ise keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsizdir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.