Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4530 K.2025/4908
1. Hukuk Dairesi 2025/4530 E. , 2025/4908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/168 E., 2025/1097 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/860 E., 2023/991 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ... ... ...'nun hiçbir neden yokken, maddi anlamda paraya da ihtiyacı olmadığı halde mülkiyetinde bulunan taşınmazları diğer çocuklarından habersiz oğlu ...'ya satış göstererek devretmesinin açıkça müvekkillerine kalacak miras hakkını engellemeye yönelik kötüniyetli bir işlem olduğunu, taraflar arasında yapılan satış işleminin muvazaalı bulunduğunu, ...'nun satış bedelini karşılayacak maddi güce sahip olmadığını, satış bedelinin ödendiğine dair herhangi bir banka dekontunun da bulunmadığını, satış bedelinin gerçek bedelin çok altında gösterildiğini, tüm bu nedenlerden dolayı müvekkillerinin ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/177 Esas sayılı dosyası ile muris muvazaasına dayalı tapu iptali-tescil davası açtıklarını, dava devam ederken davalı ...'nun davacılara sulh olma talebinde bulunduğunu, davacıların da aile arasında çözüme ulaşmanın daha ahlaki olacağına olan inançla davalının sulh talebini kabul ettiklerini, davacılar ile ... arasında sulh görüşmeleri yapıldığını, bu görüşmeler neticesinde ...'nun, davacıların davadan feragat etmeleri karşılığında davacılara dava konusu taşınmazları payları oranında devredeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, akabinde davacıların sulh görüşmeleri doğrultusunda ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/177 Esas sayılı dosyasından feragat ettiklerini, ne var ki ...'nun tapuda davacılara payları oranında devir yapmayı ertelediğini ve tapuda mezkur devirler yapılmadan ...'nun vefat ettiğini, akabinde davacıların kardeşi olan Aşır ... adına, ...'ya karşı açtıkları ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/35 Esas sayılı davalarının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ...'nun davacılar ile yaptığı sulh görüşmeleri neticesinde taahhüt ettiği, "tapuda herkesin payı oranında taşınmazların devri edimini" yerine getirmeyerek dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiklerini, anılan davalarına konu işlemde davacıların, ...'nun tapuda miras paylarını devredeceğine olan inançla bu taşınmazların konu olduğu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/177 Esas sayılı davasından feragat ettiklerini, ne var ki ...'nun davacıların miras paylarını tapuda devrini yapmayarak inanç sözleşmesine aykırı davrandığını, bu nedenlerle davalılar üzerine kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptaline, davacıların miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafların, dava konusu ve tarafları aynı olan davada verilen kesin hüküm bulunmasına rağmen aynı mahiyetteki davayı açmaları nedeniyle davanın kesin hüküm yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kanunda düzenlenen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açılmış olduğunu, açılan davanın muris muvazaası iddiasına dayanan tapu iptali ve tescil talebine yönelik olduğunu, bu davanın mirasbırakanın muvazaa iddiasıyla malını devrettiği mirasçısına karşı açılabileceğini, oysa tapu kaydından da görüleceği üzere murisin davalılara yapmış olduğu bir devir işlemi bulunmadığını, ortada muvazaalı bir devir işlemi olmadığını, yapılan devir işlemlerinin tamamen tarafların gerçek iradelerini yansıttığı işlemler olduğunu, davacı tarafın dilekçelerinde daha önce aynı taleple açmış oldukları davadan müvekkillerinin murisinin miras haklarını vereceği taahhüdü nedeniyle feragat ettiklerini iddia etmişlerse de bu iddianın da tamamıyla asılsız bir iddia olduğunu, davalıların murisi Mazlum tarafından verilmiş bu şekilde bir taahhütün bulunmadığını, zira davacıların davalıların murisi Mazlum'dan bir miras alacakları olmadığını, bu yüzden bu şekilde bir taahhütte bulunmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazların davalıların murisi tarafından bedelleri ödenerek satın alındığını savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; Mahkemenin 2014/177 Esas sayılı dava dosyası ile dava konusu taşınmazlara yönelik tarafları ve konusu aynı olan yargılamanın yapıldığı, söz konusu yargılama sonucunda 2014/177 Esas, 2015/9 Karar sayılı ilamı ile nihai karar verilerek 05.03.2015 tarihinde kesinleştiği, HMK'nın 303/3. maddesi gereği 2014/177 Esas, 2015/9 Karar sayılı kararının bu dava bakımından kesin hüküm oluşturacağı ancak davalı tarafın söz konusu feragat beyanına dayanak vaatlerini yerine getirmediği hususu göz önüne alındığında, feragat beyanının irade fesadı sebebiyle geçerliliğini kaybedebileceği değerlendirilmiş ise de davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde herhangi bir tanık veya delil ibraz edilmediği, dosya içerisinde irade fesadı halini gösterir herhangi bir delilin yer almadığı gerekçesiyle davanın kesin hüküm sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davacı tarafça bahse konu feragat beyanının irade fesadına dayalı olduğu iddiası ile iptalinin mevcut davada talep edilmediği veya bu konuda ayrı bir dava açmak üzere süre de talep edilmediği görülmüş olup kesin hükmün halen varlığını sürdürdüğü, kesin hükmün dayanağı olan feragat beyanının iptalinin eldeki davada talep edilmediği, bunun yanında davacıların feragat beyanına esas teşkil ettiği belirtilen davalı tarafça verilen sözün yerine getirilmemesinin inanç sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği şeklindeki taleple eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince kesin hükmün varlığı sebebiyle davanın usulden reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle esastan ret kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde; açılan davada irade fesadına ilişkin beyanlarının bulunduğunu, davacıların ...'nun tapuda miras paylarını devredeceğine olan inançla daha önce açtıkları davadan feragat ettiklerini ancak ...'nun inanç sözleşmesine aykırı davrandığını, davacılar ile ...'nun sözlü olarak anlaşma sağladıklarını, komşularının da bu akde tanıklık ettiğini, Mahkemece tanık dinlenilmeden karar verildiğini, açılan davanın anlaşmaya aykırılık (inançlı işlem) nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 14... parsel, 1 14... parsel, 1 14... parsel, 1 14... parsel, 1 14... parsel, 1 21... parsel, 1 24... parsel, 1 24... parsel, 1 26... parsel, 1 08... parsel, 1 14... parsel, 1 19... parsel, 1 23... parsel, 1 19... parsel sayılı taşınmazların muris ... adına tapuda kayıtlı iken sağlığında, 2016 yılında vefat eden oğlu ...'ya çeşitli tarihlerde tapuda satış sureti ile devredildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.