Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4868 K.2025/4776

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4868 📋 K. 2025/4776 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4868 E.  ,  2025/4776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/104 E., 2025/413 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava dilekçesi ile; muris babası ...'ın ölümünden sonra kardeşleri olan davalılar ile aralarında imzaladıkları rızai taksim sözleşmesinin taşınmazların paylara bölünememesinden dolayı infaz edilemediğini, bunun üzerine usulen ikinci kez rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını ve sözleşmeye göre murislerinden kalan 752, 914, 10 44... parsel sayılı taşınmazların paylaşımının gerçekleştirildiğini, her mirasçıya birer parça taşınmaz verildiğini, mirasçılar arasında herhangi bir para alışverişi olmamasına rağmen bazı kardeşlerinin bu hususta ihtilaflar çıkardığını, taşınmazların kardeşlerin tamamına ait olduğunu ve tüm kardeşler tarafından kullanıldığını ileri sürerek belirtilen taşınmazlar bakımından ortaklığın giderilmesine karar verilmesini istemiş; öte yandan, muris tarafından davalı ...'ya devredilen taşınmazlar bakımından Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını, anılan davanın yargılaması sırasında davalı ile aralarında satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşme ile davalının 11 parsel sayılı taşınmazı kendisine vermeyi taahhüt ettiğini, bunun sonucunda davasından feragat ettiğini, ancak daha sonra davalının taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerek 11 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, 10.000,00 TL cezai şart ve yaptığı masrafların tahsiline karar verilmesini istemiş; cevaba cevap dilekçesi ile davalı ...'nın diğer mirasçıların saklı paylarına tecavüz ederek muristen kalan bir traktör, iki araba, bir pulluk, bir mimzeri fazladan aldığını, belirtilenler yönünden de satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra 19.10.2022 tarihli duruşmada, muris babalarından kalan taşınmazların tapularını intikal ettiremedikleri için usulen imzaladıkları miras sözleşmesini halihazırda kabul etmediklerini, her ne kadar kendisinin de sözleşmede imzası var ise de taşınmazların satılıp paralarının bölüştürülmesini istediğini, öte yandan her ne kadar daha önce açtığı davadan feragat etmiş ise de davalı ... ile aralarında yaptıkları anlaşma ve davalının taahhüdü nedeniyle davadan feragat ettiğini, ancak davalının taahhüdünü yerine getirmediğini, herhalde davalının kendisini kandırdığını, bu nedenle eldeki davayı açtığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın haksız ve yersiz olduğunu, tüm mirasçılar arasında yapılıp tapuda infaz edilen rızai taksim sözleşmesinin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli ve 2019/261 Esas, 2022/201 Karar sayılı kararı ile; davacının rızai taksim sözleşmesi gereğince tapu iptali talebinin yerinde olmadığı, açıkça rızai taksim sözleşmesini hep birlikte yaptıklarını belirttiği, satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçerli olmadığından davacının tapu iptali ve tescil ile cezai şart istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli ve 2022/918 Esas, 2022/1155 Karar sayılı kararı ile; davacıya Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı davasındaki feragat beyanının hile sebebiyle geçersizliğini ileri sürüp sürmediğinin açıklattırılması, feragatin hile nedeniyle geçersizliği sebebine dayanılması halinde davacının feragatinin davalının hilesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının açıklığa kavuşturulması, iddia kanıtlanır ise dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin mal kaçırma amaçlı olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortaklığın giderilmesi istekli davanın eldeki davadan tefrik edilerek başka esasa kaydedilmesine karar verilmiş; davacı tarafından rızai taksim sözleşmesine ilişkin herhangi bir irade fesadı halinin bildirilmediği, davacının, taşınmazlar kanunen bölüşülemediğinden aralarında bu sözleşmeyi imzaladıklarını beyan ettiği, tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, davacının feragatin geçersizliğini ispatlayamadığı, kaldı ki davacının muris muvazaası iddiasının da yerinde olmadığı, öte yandan resmi şekilde yapılmayan satış vaadi sözleşmesinin de geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; 27.01.2023 tarihli ek karar ile, HMK'nın 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması suretiyle yargılama sırasında kendilerini vekille temsil ettiren davalılar ... ve ... lehine de vekalet ücreti takdir edilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli 2023/800 Esas, 2023/1146 Karar sayılı kararıyla; davalının harici sözleşmede yer alan devir yükümlülüğünü yerine getirmediği, harici sözleşme ile tapu devri yapacağını vaat ederek davacının Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı davasında feragat beyanında bulunmasına sebep olduğu ve feragatin hile ile alındığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, ancak feragat beyanı hile ile alınmış olsa da harici sözleşme ile tapu devri kararlaştırılmış olduğundan ve sözleşmenin mahkeme dosyasına sunulup Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı dava dosyasında anlaşma noktaları tespit edilmediğinden sözleşmeye dayalı tapu iptali-tescil ve cezai şart isteminde bulunmanın mümkün olmadığı, temlikin mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı iddiasının davacı tarafından tanık ve diğer deliller ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddeleri uyarınca usulünce ispat edilemediği, davacının 10.10.2018 tarihli resmi şekilde yapılan miras taksim sözleşmesinin irade sakatlığı sebebine dayalı olarak iptali isteminde de davacı tarafından irade sakatlığı sebebine yönelik olarak tanık bildirilmediği, iddianın usulünce ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 26.02.2016 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak çocukları olan davanın taraflarının kaldığı, murisin dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazı ile dava dışı 5 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarını 17.03.2010 tarihinde oğlu davalı ...'ya satış suretiyle temlik ettiği, eldeki davadan önce davacının temlike konu edilen bu üç parça taşınmaz hakkında davalı ... aleyhine muris muvazaası hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığı, aşamada sunduğu 06.09.2018 tarihli dilekçesinde, davalı ile dava konusu taşınmazların tapularının verilmesi hususunda anlaştıklarını, ancak davalı daha önce de yaptığı gibi yine aralarındaki anlaşmaya uymaz ise davayı yenileme, davaya devam etme hakkı baki kalmak kaydıyla davasından feragat ettiğini belirttiği, Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2018 tarihli ve 2017/409 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın istinaf yoluna başvurulmadan 20.11.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı ... arasında imzalanan 06.09.2018 tarihli "Tapu Satış Vaadi Devir Sözleşme Taahhütnamesi" ile davacının Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı dosyasında görülen davasından feragatine karşılık davalı ...'nın dava konusu 11 ve dava dışı 370 parsel sayılı taşınmazları davacıya vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmeye uymayan tarafın 10.000,00 TL cezai şart tazminatı ödeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Taraflar arasında imzalanan 06.09.2018 tarihli sözleşme mahkeme dışı sulh sözleşmesi niteliğindedir. Ne var ki, davacı bu sözleşme gereğince davasından feragat etmiştir. Her ne kadar şartlı yapılan feragat beyanı geçersiz ise de bu beyan yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasında daha önce görülen davada hükme esas alınarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Davalı ... 06.09.2018 tarihli sözleşmedeki imzasını inkar etmediği gibi sözleşmedeki taahhüdünü niçin yerine getirmediğini 17.02.2021 tarihli duruşmada; "Her ne kadar aramızdaki sözleşmede birinci davada ev yerini davacı abime vereceğimi söylemiş isem de söz konusu sözleşmeyi davadan dolayı imzaladım. Kardeşlerimle görüştüğümüzde kardeşlerim söz konusu yeri fazla olarak davacıya veriyorsun dediler, bunun üzerine ev yerini vermedim." şeklinde ifade etmiştir. Hâl böyle olunca; 11 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının tapu iptali ve tescil ile cezai şart isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairenin bozma ilamında belirttiği gerekçe benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 11 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ayrıca 10.000,00 TL cezai şartın davalı ...’dan tahsiline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul kapsamı dışında kalan dava konusu diğer taşınmazlar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece reddedilen talepler yönünden hükmün gerekçe içermediğini, dava konusu muristen kalan dört adet taşınmazın aynen taksiminin mümkün olmaması nedeniyle dört kardeşin bu taşınmazları kendi aralarında rıza-i taksim ile bölüştüklerini, ancak diğer kardeşlerce tapulardaki eşitlik farklarının ödenmediğini, bu nedenle rıza-i taksim sözleşmesi ile paylaşılan bu tapuların da iptaline karar verilmesi gerektiği, davacının bu davayı tüm mirasçılar adına açtığını, dava konusu tüm taşınmazların satılıp eşit pay edilmesi gerektiğini, ayrıca davalı ...’ın murisin parasıyla aldığı traktör ve ekipmanları yönünden de ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Daire bozma ilamına gerekçe yapılan davalı ...’nın beyanının duruşma zaptına eksik geçtiğini, Mahkemece araştırma yapmadan eksik inceleme ile yanlış hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davalı ... adına tescil edilen 370 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tescil ettirildiğini, dava konusu 11 parsel sayılı taşınmaz yerine 370 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiğini, davacının haksız olarak tescil ettirdiği taşınmaz dışında 11 parsel sayılı taşınmazı da istediğini, bu hali ile sözleşme içeriği ve anlaşmaya uygun davranmadığını, davacının adına tescil edilen 370 parsel sayılı taşınmazın da ev yeri olduğunu ve 11 parsel ile aynı nitelikte bulunduğunu, kaldı ki 11 parselin tamamı yönünden değil, davacının miras payı oranında kabul kararı verilmesi gerektiğini, davacının talebinin miras hissesine yönelik olduğunu, ceza-i şarta hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, sözleşme içeriğinin daha sonra değiştirildiğini, sözleşmenin aynen ifasının mümkün olmadığını, sözleşmede olmamasına rağmen davalı ... adına tescil edilmiş 370 parselin davacı ... adına tescil edilmesi nedeniyle ceza-i şart hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; sözleşmeye, feragatin hile ile alınması ve muris muvazaası hukuki sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 26.02.2016 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak çocukları olan davanın taraflarının kaldığı, murisin dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazı ile dava dışı 5 ve 12 parsel sayılı taşınmazlarını 17.03.2010 tarihinde oğlu davalı ...'ya satış suretiyle temlik ettiği, eldeki davadan önce davacının temlike konu edilen bu üç parça taşınmaz hakkında davalı ... aleyhine muris muvazaası hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığı, aşamada sunduğu 06.09.2018 tarihli dilekçesinde, davalı ile dava konusu taşınmazların tapularının verilmesi hususunda anlaştıklarını, ancak davalı daha önce de yaptığı gibi yine aralarındaki anlaşmaya uymaz ise davayı yenileme, davaya devam etme hakkı baki kalmak kaydıyla davasından feragat ettiğini belirttiği, Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2018 tarihli ve 2017/409 Esas, 2018/424 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın istinaf yoluna başvurulmadan 20.11.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı ile davalı ... arasında imzalanan 06.09.2018 tarihli "Tapu Satış Vaadi Devir Sözleşme Taahhütnamesi" ile davacının Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/409 Esas sayılı dosyasında görülen davasından feragatine karşılık davalı ...'nın dava konusu 11 ve dava dışı 370 parsel sayılı taşınmazları davacıya vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmeye uymayan tarafın 10.000,00 TL cezai şart tazminatı ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı 1.488,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’dan alınmasına,
Dosyanın Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.