Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3579 K.2025/4780

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3579 📋 K. 2025/4780 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3579 E.  ,  2025/4780 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/417 E., 2024/478 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Maden Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/18 E., 2021/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Elazığ ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 13... nolu parselin davacının babası ...’ın büyükannesi tarafından malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, daha sonra miras yoluyla kızlarına geçtiğini, diğer kızları ... ve ...’nın rızaları ile hisselerini kız kardeşleri ...’a devrettiğini, ...’un ölümü ile de taşınmazın oğlu ...’a geçtiğini, davacının da ...’ın tek mirasçısı olduğunu, 1956 -1958 yıllarında 49 yıllığına Devlet ile ... arasında bedeli karşılığı irtifak hakkı sözleşmesi yapılarak dava konusu taşınmazın kullanım hakkının ... A.Ş. Maden İşletmelerine bırakıldığını, ...’un faaliyetlerine 2004 yılında yapılan özelleştirmeye kadar devam ettiğini, ... Holding A.Ş.’nin 14.09.2004 tarihinde ... A.Ş.’yi Başbakanlık Özelleştirme İdaresinden devraldığını, taşınmazın intifa hakkı kapsamında ... A.Ş. tarafından kullanıldığını, 2009 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın hatalı olarak ... A.Ş. Genel Müdürlüğü adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın gerçekte davacıya ait olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın 4046 sayılı Kanun'a istinaden 2002 yılında Hazine tarafından davalı Şirkete devredildiğini, Maden Kadastro Mahkemesinin 2009/93 Esas ve 2011/34 Karar sayılı kararı ile taşınmazın davalıya ait olduğuna karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın tarımsal amaçlı kullanıldığına şahit olmadıklarını beyan ettikleri, harita bilirkişisinin raporunda dava konusu taşınmazın 1951, 1971, 1984 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal amaçlı bir kullanım olmadığı, ekili, dikili, sürülü bir alana rastlanmadığı, imar-ihyanın olmadığının bildirildiği, ziraat bilirkişinin raporunda dava konusu alanın topoğrafik yapısı nedeniyle zirai faaliyete uygun olmadığı, özel mülkiyete konu edilemeyeceğinin belirtildiği, dava konusu taşınmazda tarımsal bir faaliyetin bulunmadığı, imar-ihyanın olmadığı ve özel mülkiyete konu edilebilecek nitelikte bir taşınmaz olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hava fotoğraflarına dayalı 30.04.2021 tarihli bilirkişi incelemesinde dava konusu taşınmazda 1951, 19 71... yıllarına ait hava fotoğraflarına göre tarımsal amaçlı bir kullanım ve imar-ihyanın yapılmadığının, 05.05.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın zirai faaliyete uygun olmadığının, genel görünümünün bakir formda olduğunun, rantabl tarımsal faaliyet alanı olarak değerlendirilebilecek ve tamamlanacak bir alan olmadığının, özel mülkiyete konu edilemeyeceğinin anlaşıldığı, Mahkeme gözlemine göre de taşınmazlarda yer yer dağlık ve vadilerin oluştuğu, ekili dikili alan olmadığının keşif tutanağına yansıtıldığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında da taşınmazın davacının babası tarafından tarımsal amaçlı kullanılmadığının, hayvan otlatıldığının belirtildiği, dosya kapsamı çerçevesinde davacının dava konusu taşınmazda ekonomik amaca uygun zilyetliğinin ispatlanamadığı gibi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından yargılama aşamasında davalının taşınmazı 49 yıllığına yapılan irtifak sözleşmesine dayalı olarak kullandığı, istinaf aşamasında ise dava konusu yere ilişkin davacının murisi adına tapu kaydı bulunduğu ileri sürülmüş ise de bu hususlara ilişkin delil sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın miras yoluyla davacıya intikal ettiğini, taşınmazın davacının babası ... tarafından intifa hakkı sözleşmesiyle kullanım hakkının davalı Şirkete bırakıldığını, taşınmaz ile ilgili olarak 1950 yılında çıkarılan çaplı tapu kaydının celbedilmediğini, intifa hakkı sözleşmesinin araştırılmadığını, taşınmazın tapu kaydı ile ... adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazda en son 1958 yılında tarımsal faaliyet yapıldığını, bölgede madencilik faaliyetlerinin başlaması nedeniyle tarımsal faaliyetlerin azaldığını, bu nedenle de dava konusu taşınmazın intifa hakkı sözleşmesi ile davalı Şirkete bırakıldığını, Mahkemece bu hususların hiçbirinin değerlendirilmediğini, eksik araştırma ile hüküm tesis edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2009 yılında yapılan kadastro çalışmalarında, Elazığ ili, ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 13... parsel sayılı taşınmazın 589.338,16 m² yüz ölçümünde işletme tesisleri ve çalışma sahası vasfı ile 02.07.2007 tarihli ve 173 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak davalı ...Ş. adına tespit edildiği, itiraz üzerine Maden Kadastro Mahkemesinin 01.04.2011 tarihli ve 2009/93 Esas, 2011/34 Karar sayılı kararı ile 29.04.2015 tarihinde davalı adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.