Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4522 K.2025/4766
1. Hukuk Dairesi 2024/4522 E. , 2025/4766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1336 E., 2024/629 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/131 E., 2023/182 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... , 13, 20, 21, 25, 26, 27, 28, 29, 33... parsel sayılı taşınmazlar ile 1 06... , 25, 47, 48, 49... , 1 07... , 12, 13, 14... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalılar ve davalıların murisleri adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitlerinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisi ...'den miras yoluyla intikal ettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacıların adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiş, aşamada dava konusu 1 01... , 25, 26... ile 1 06... , 47... parsel sayılı taşınmazların üzerindeki muhdesatlar yönünden bir talepleri olmadığını bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve ...; davacıların kötüniyetli olarak bu davayı açtıklarını, ileri sürülen iddiaların asılsız olduğunu, babası ... ile amcalarının ... ikamet etmekte iken yerlerini satarak ilk önce ... Mahallesine yerleştiklerini, daha sonra burayı da bırakarak ... Köyü ... Mevkindeki dava konusu taşınmazları satın aldıklarını, satın aldıktan sonra babası ... ile amcaları ... ve ...'in, babaları ...'u ve kız kardeşlerini de alarak buraya yerleştiklerini, davacı tarafın iddia ettiği gibi çekişmeli taşınmazların dedesi ... tarafından satın alınmadığını, bu nedenle davacıların dava konusu taşınmazlarda herhangi bir haklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişler; aşamada davalılar ..., ... ve ... de cevap dilekçesini tekrar ederek davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamış, aşamada davalılar ... ve ...’ın ölümü üzerine mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... davaya dahil edilmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin 01.10.1946 yılında öldüğü gözetildiğinde yasal mirasçılarının mevcut tespitin yapıldığı yıla kadar fiili kullanıma itiraz etmediği, henüz kadastro geçmediği ve mirasçılar arasında zilyetlik hususunun dikkate alınmayacağı düşünülse dahi kayıt malikleriyle bu kadar uzun zaman ortak kullanımda bulunmamasının da davacının iddiası karşısında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dinlenen tanıklardan da dava konusu taşınmazların kök muristen kalma taşınmazlar olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; ispat yükünün çekişmeli taşınmazların kök muris ...'den kaldığını iddia eden davacı tarafta olduğu, mahallinde birçok kez keşif yapılarak gerek duruşmada gerekse de çekişmeli taşınmazlar başında çok sayıda tanık ve mahalli bilirkişi dinlenildiği, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin büyük bir kısmının çekişmeli taşınmazların yaklaşık elli yılı aşkın süredir aralıksız şekilde davalı tarafın kullanımında olduğunu ve çekişmeli taşınmazların muris ...'tan kalıp kalmadığını bilmediklerini beyan ettikleri, her ne kadar mahallinde yapılan ikinci keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ... ve ... beyanlarında çekişmeli taşınmazların bir kısmının davalıların murisleri tarafından satın alındığını bir kısmının ise muris ...'den kaldığını beyan etmişler ise de adı geçen mahalli bilirkişilerin duruşmada ve sonraki keşiflerde bu beyanlarıyla tamamen çelişen açıklamalarda bulundukları, dolayısıyla beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamı itibariyle çekişmeli taşınmazların kök muris ...'den kaldığına dair son keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... ...'ın beyanları dışında başkaca somut ve ayrıntılı bir tanık ve mahalli bilirkişi beyanı bulunmadığı, anılan mahalli bilirkişinin de kök muris ...'ün ölümünden sonra 1948 yılında doğduğu ve çekişmeli taşınmazların bulunduğu köyde yaşamadığı, ayrıca taşınmazların kök muris ... tarafından nasıl edinildiğini bilmediğini beyan ettiği, kök muris ...'ün çekişmeli taşınmazların bulunduğu köyde yaşamış olmasının da tek başına çekişmeli taşınmazların kök murise ait olduğunu ve ondan kaldığını kabule yeterli olmadığı, kök muris ...'un ölüm tarih ile kadastro tespit tarihi arasında yaklaşık altmış yıllık, dava tarihi ile arasında da yaklaşık yetmiş yıllık bir süre olduğu, bu süre zarfında çekişmeli taşınmazların davalı tarafın kullanımında bulunduğu, bu kullanımın herhangi bir niza ve fasılaya uğramadığı, her ne kadar davacı tarafça önceki karara ilişkin istinaf dilekçesinin ekinde bir takım eski tapu kayıtları sunulmuş ise de HMK'nın 357/1.maddesi uyarınca süresi içerisinde ve İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların ve delillerin istinaf aşamasında sunulamayacağı ve ileri sürülemeyeceği, dolayısıyla çekişmeli taşınmazların kök muris ...'den kaldığını ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın bu iddiasını somut ve kesin delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahalli bilirkişilerin belirlenmesi amacıyla kolluğa müzekkere yazıldığını ve isim listesinin kolluk tarafından dosyaya bildirildiğini, bu listede ismi geçen ...'ın hazır olmasına rağmen Mahkemece dinlenilmediğini, dinlenilmeyen bu mahalli bilirkişinin muris ...'ün en büyük torunu olup davanın tüm taraflarına aynı yakınlıkta olduğunu, dolayısıyla da taşınmazları en iyi bilen, murisi tanıyan ve en sağlıklı bilgileri verebilecek kişi olduğunu, adı gecen mahalli bilirkişinin dinlenilmesi yönünde keşifte talepte bulunduklarını ancak Mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini ve bilirkişinin dinlenilmediğini, 28.11.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ... ...'ın beyanlarında dava konusu taşınmazların ...'den kaldığını beyan ettiğini, buna rağmen Mahkemenin adı geçen mahalli bilirkişinin taşınmazların bulunduğu köyde değil başka köyde yaşadığı ve çekişmeli taşınmazların muris ...'a ne şekilde geldiğini bilmediği yönündeki açıklamalarını gerekçe göstererek beyanlarına itibar etmediğini, mahalli bilirkişinin çekişmeli taşınmazlar hakkında bilgi sahibi olduğunu ve taşınmazların muristen intikal ettiğini beyan ettiğini, taşınmazların muris ...'a ne şekilde intikal ettiğini bilmemesinin beyanlarına itibar edilmemesini gerektirmeyeceğini, zira murisin çok yaşlı olup taşınmazları edindiği tarihte mahalli bilirkişinin hayatta dahi olmadığını, murisin taşınmazları nasıl edindiğini bilmese dahi halasının eşi olması nedeniyle murisi tanıdığını ve murise ait taşınmazları bildiğini, dolayısıyla söz konusu mahalli bilirkişinin beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, yine aynı keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ... ve ...'ün beyanlarında murisin taşınmazın bulunduğu köyde yaşadığını beyan ettiklerini, yine 10.05.2019 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ... ve ...'ün beyanlarının da taşınmazların muristen kaldığını ortaya koyduğunu, sonraki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ...'ın beyanlarının da iddialarını doğruladığını, her üç keşifte dinlenen ve olay hakkında bilgi sahibi olan mahalli bilirkişilerin beyanlarında dava konusu taşınmazların muristen kaldığını beyan ettiklerini, dolayısıyla bu hususun ispat edildiğini, davalı tarafın ise çekişmeli taşınmazların kendi murisleri tarafından satın alındığını ispat edemediğini, taşınmazların davalıların murisleri tarafından ne kadar bir bedel ile ne zaman kimden satın alındığı, o tarihlerde murislerinin kaç yaşında olduğu, evin reisinin muris ... olup olmadığı hususları açıklattırılmadan ve taşınmazı satan kişi olduğu belirtilen ...'ın sağ olup olmadığı belirlenip sağ ise kendisinin, ölmüş ise de mirasçıları dinlenilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, evlenerek baba evinden ayrılan kız çocuklarının babaya ait ve ondan kalan malların erkek kardeşleri tarafından kullanılmasına ses çıkartmamalarının hayatın olağan akışına uygun bir durum olmadığını, kullanıma itiraz edilmediği hususun da doğru olmadığını, zira sürekli olarak bu kullanıma itiraz edildiğini ancak bu itirazların erkek kardeşlerce dikkate alınmadığını, murise ait taşınmazların erkek kardeşler tarafından kız kardeşleri dikkate alınmadan paylaşıldığını ve kullanıldığını, davalı tarafça çekişmeli taşınmazların kendi murislerince satın alındığının savunulduğunu ancak satın alma tarihlerinde davalıların murislerinin henüz çocuk yaşta olduklarını, dolayısıyla herhangi bir mal satın almalarının mümkün olmadığını, bu durumun tüm taşınmazların muris ...'e ait olduğunu ortaya koyduğunu, ... Mahallesindeki yerlerin muris ...'ün ... Mahalledeki yerlerinin satılmasından elde edilen parayla alındığını, sonrasında ... Köyündeki yerlerin de satılarak dava konusu taşınmazların alındığını, netice itibariyle tüm taşınmazların muris ...'e ait taşınmazların satış parasıyla edinilmiş olduğunu, zira o tarihlerde davalıların murislerinin zaten çocuk yaşta olduklarını ve arazi satın almalarının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazların kadastro öncesinde muris ... ve ailesi tarafından ortak olarak kullanılmakta iken ...'ın bu yerleri sahiplendiğinin ve daha sonra da davalıların murisleri tarafından ...'a bir miktar ödeme yapılarak ve senet verilerek arazilerin geri alındığının mahalli bilirkişilerce ifade edildiğini, ne var ki bu borçlanma ve senedin neden kaynaklandığı, borcun miktarının ne olduğu, ne kadarlık bir borç için senet verildiği, buna karşılık ne kadar ödeme yapıldığı hususlarının açıklığa kavuşturulmadığını, aşamada sunulan tapu kayıtlarının dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; kök muris ...’ün 01.10.1946 tarihinde öldüğü, geride ...’den olma dava dışı kızları ... ve ... ile ...’dan olma çocukları ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nin kaldığı, davacıların 18.11.2012 tarihinde ölen ...’nin mirasçıları; davalıların da 2006 yılında ölen ..., 2002 yılında ölen ... ve 2009 yılında ölen ...’un mirasçıları oldukları; Trabzon ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 1 06... ve 51 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden 1/2'şer paylı şekilde ... kızları ... ve ... adına; 1 01... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden 1/3'er paylı şekilde ..., ... ve ... adına; 1 01... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına; 1 01... , 26, 29... , 1 06... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... ... adına; 1 01... ve 33... ada 11... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden 1/5'er paylı şekilde ... çocukları ..., ..., ..., ... ve ... adına; 1 01... ile 1 07... ve 15 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına; 1 01... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına; 1 06... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına; 1 06... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... oğlu ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 13.11.2006-14.12.2006 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleştiği, dava konu taşınmazların davalılar adına tescil edilmesinden sonra dava konusu 1 01... , 33, 1 07... ve 14 parsel sayılı taşınmazlarda davalılar ..., ..., ..., ... ve ... arasında pay devirleri yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.