Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5444 K.2025/4774
1. Hukuk Dairesi 2024/5444 E. , 2025/4774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/194 E., 2024/2452 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/266 E., 2022/498 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava dışı kişiler tarafından kendisinin borçlu gösterildiği sahte bono düzenlendiğini ve bu bonoya dayanılarak hakkında icra takibi başlatıldığını, icra tehdidi altında olması nedeniyle dava dışı eşi ...’nun baskıları ile maliki olduğu 1180 parsel sayılı taşınmazını eşi ...’nun arkadaşı olan davalı ...’ye daha sonra kendisine iade edilmek şartıyla satış suretiyle devrettiğini, ...’nin emanetçi olduğunu, takibe konulan bononun sahte olduğunun ortaya çıkıp icra sorunlarını hallettiğinde davalı ...’den taşınmazın kendisine iadesini talep ettiğini, ancak ...’nin taşınmazın ½ payının diğer davalı ...’ya devredilmesi halinde taşınmazın diğer ½ payını kendisine devredeceğini, aksi halde kendisine herhangi bir devir yapılmayacağını, taşınmazı üçüncü kişilere satacağını söylemesi üzerine, taşınmazın tamamen elden gideceği korkusu ile ...’nin bu isteğini kabul etmek zorunda kaldığını ve istemeyerek de olsa taşınmazın ½ payının diğer davalı ...’ya devredilmesine rıza gösterdiğini, bunun üzerine ...’nin taşınmazın ½ payını kendisine, kalan ½ payını ise eşi ...’ya satış suretiyle devrettiğini, ... ve ...’nun el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, taşınmazın ½ payının korkutma sonucu diğer davalı ...’ya devredildiğini, ...’nun taşınmazın ½ payını devraldıktan sonra boşanma davası açtığını, davanın halen derdest olduğunu, davalı ... adına kayıtlı ½ payın iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; davacı ile yirmi yıllık arkadaş olduklarını, 2008 yılında taşınmazı davacıdan satın aldığını, inanç sözleşmesinin söz konusu olmadığını, daha sonra taşınmazı davacıya geri sattığını, davacı ve eşi ...’nun talebi üzerine de taşınmazın ½ payını davacı, kalan ½ payını da davalı ... adına devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... ... (...); davacının ekonomik durumunun bozulması nedeniyle taşınmazı sattığını, aradan yıllar geçince oturdukları evi satın almak istediklerinde diğer davalının bunu kabul ettiğini ve taşınmazı davacı ile 1/2’şer paylarla satın aldıklarını, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.2021 tarihli 2019/524 Esas, 2021/609 Karar sayılı kararı ile; inançlı işlem iddiasının yazılı delil ile ispat edilemediği ve davacının korkutma iddiası yönünden TBK’nın 38. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, taraf muvazaasına dayalı iddianın 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanmasının zorunlu olduğu, ne var ki, davacının kendi muvazaalı işlemine dayalı iddiasını yazılı delille ispat edemediği, davacının, İçtihatları Birleştirme Kararının aradığı anlamda yazılı delil ibraz edememişse de dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğu, Mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılmadan sonuca gidildiği, davacının, iddiasını kesin delil olan yemin delili ile ispat edebileceği, hâl böyle olunca, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı gözetilerek yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp yemin teklif edildiği takdirde usulünce yemine ilişkin yargılama işlemlerinin yerine getirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça inançlı temlik iddiasının yazılı delil ile ispat edilemediği, davacının korkutma iddiası yönünden TBK’nın 38. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen usuli eksikliğin de giderildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça usulünce ispatlanamayan tapu iptali ve tescil istekli ikrah (korkutma) nedenine dayalı davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, taraf muvazaasına dayalı iddianın 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ile kanıtlanmasının zorunlu olduğu, ne var ki davacının kendi muvazaalı işlemine dayalı iddiasını yazılı delille ispat edemediği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı, Mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılmasına rağmen kesin delil niteliğindeki yemin deliline de başvurmayacağını beyan ettiği gözetildiğinde yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazı davacının, davalılardan ... ile evlenmeden önce satın aldığını, davacı hakkında sahte düzenlenen bono nedeniyle icra takibi başlatıldığını, bu takip nedeniyle dava konusu taşınmazı davalı eşi ...’nun da baskıları ile ... ve ablasının ortak arkadaşı olan diğer davalı ...’ye emanet olarak devrettiğini, taşınmazda davacı ve eşinin oturmaya devam ettiğini, taşınmazın emlak vergilerinin ve eve ait tüm aboneliklerin davacı tarafından ödendiğini, yine devre ilişkin tapu harç ve masraflarının davacı tarafça ödendiğini, emanetçi ... ile arkadaşı ve davacının eşi ...’nun el ve işbirliği içerisinde davacı üzerinde yaratılan manevi ve ruhi cebir ile hukuksal ve ekonomik korkutma sonucu taşınmazın ½ payının davalı ...’ya devredildiğini, davalı ...’nin isticvap talebinin Mahkemece reddedildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem ve korkutma hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 1180 parsel sayılı taşınmazını 20.08.2008 tarihinde satış suretiyle davalı ...’ye devrettiği, ...’nin de 22.10.2018 tarihinde taşınmazı 1/2’şer paylarla davacı ve davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.