Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2104 K.2025/4834

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2104 📋 K. 2025/4834 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2104 E.  ,  2025/4834 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/279 E., 2024/346 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/86 E., 2023/432 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 9 54... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, ancak eski tapu kaydı ile taşınmazın davalıların kök mirasbırakanı ... adına kayıtlı olduğunu, 1991 yılında harici satış sözleşmesi ile taşınmazı ... mirasçılarından satın aldığını ve o günden beri taşınmazın kendisinin tasarrufunda bulunduğunu, daha önce Hazine tarafından aleyhine açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/187 Esas sayılı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında da dava konusu taşınmazın kendisinin zilyetliğinde olduğunun saptandığını, davalıların tereke taksiminde sıkıntılar olduğunu, bu hususlar çözülünce taşınmazı kendisine devredeceklerini belirtmelerine rağmen bugüne kadar devretmediklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişler, bir kısım davalılar ... vd. vekili aşamada; iddiaların doğru olmadığını, davacının zilyetliğinde bulunan yerin dava konusu taşınmaz değil ona komşu olan ve kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan tescil harici kısımda kaldığını, dava konusu parselin ise kendilerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kadastro sırasında davacının kullandığı dava konusu yerin adına tescilini istediğini ancak taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığının anlaşılması üzerine tescilin yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2018/508 Esas, 2021/333 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar tanık ve mahalli bilirkişiler taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını beyan etmiş iseler de davacının taşınmazı önceki maliki olan davalıların kök mirasbırakanı ...'un mirasçılarından satın aldığını iddia ettiği, harici satış sözleşmesi ile taşınmazı davacıya sattığı iddia olunan ... ...'in eşi dışında ...'un başka mirasçılarının da olduğu, herhangi bir taksim sözleşmesinin sunulmadığı, diğer mirasçıların rızasını almaksızın tek başına taşınmazın satılamayacağı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 31.02.2022 tarihli ve 2021/1833 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararıyla; davacının dava dilekçesinde dayandığı tapu kaydı ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/187 Esas sayılı dosyasının değerlendirilmediği, eski tapu kaydının tüm tedavülleri ile getirtilerek keşifte usulünce uygulanmadığı, anılan 2000/187 Esas sayılı dosyada davacı tanığı olarak dinlenen ...'un oğlu ...'un taşınmazın paylaşım sonucu kardeşine kaldığı, onun da davacıya sattığı yönündeki beyanlarının keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklara sorularak çelişkilerin giderilmesi gerektiği, eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosya Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, dava konusu taşınmazın davalıların mirasbırakanı ...'a ait olup ölümüyle mirasçılarından ..., ... ... ve ...'e kaldığını ve adı geçenler tarafından da haricen kendisine satıldığını iddia ettiği, kaldırma kararından sonra keşif mahallinde davacının dayandığı 1951 tarihli tapu kaydının sınır bilgileri okunarak tanık ve mahalli bilirkişiye sorulduğu, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından dava konusu taşınmazın 1951 tarihli tapunun sınırları ile örtüştüğü, taşınmazın komşuları olan 9 54... , 23... parseller ile dava konusu taşınmazın sınırlarının hiç değişmediği, ancak taşınmazın eskiden 30.0 00... iken ortasından kanal geçmesi sebebiyle ikiye bölündüğü, dava konusu taşınmazı davacının ekip diktiğini gören kimsenin olmadığı, davacının ektiği yerin dava konusu taşınmazın hemen batı kısmında bulunan yer olduğu, dava konusu taşınmazı ise kök muris ... (...)'un mirasçılarının ekip biçtiğinin anlaşıldığı, davacı her ne kadar taşınmazı ... mirasçılarından satın aldığını iddia etmişse de taşınmazı davacıya sattığı iddia olunan murisin damadı ... ...'in eşi dışında başka mirasçıların da olduğu, harici satış sözleşmesindeki sınırlar dava konusu taşınmazın sınırlarıyla örüşmekte ise de diğer mirasçıların rızasını almaksızın bir kısım mirasçının tek başına taşınmazı satamayacağı, yazılı bir taksim sözleşmesi ya da taşınmazın taksimle anılan mirasçılara kaldığına dair bir delil de bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın davalıların kök mirasbırakanı ...'un ölümünden sonra tüm mirasçıları arasında taksim edilerek ... ...'e düştüğü hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, terekeye ait malın mirasçıların bir kısmı tarafından davacıya satışının geçerli olmadığı, Kasım 19 51... sına numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilse dahi eldeki dava konusu taşınmaza davacının zilyet olmadığının beyan edildiği gibi ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/187 Esas, 2001/236 Karar sayılı dosyasında davacının zilyetliğinin 6-7 yıl olarak ifade edildiği, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların süresinde davaya cevap vermediklerini, Kasım 1951 tarihli tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğunun sabit olduğunu, yine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/187 Esas sayılı dosyasında da mirasçılardan ...'un dava konusu taşınmazın paylaşım sonucunda kız kardeşine kaldığını onun da davacıya sattığını beyan ettiğini, Mahkemece bu hususların görmezden gelindiğini, davacının dava konusu taşınmazı kadastro öncesinde haricen satın aldığını, zilyetlikle kazanma koşullarının lehine oluştuğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından ekilip biçildiğini ve davalılar tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, davalıların davaya cevap vermeyerek de aslında bu durumu kabul ettiklerini gösterdiklerini, harici satış sözleşmesine göre mirasçılar arasında yapılan taksimle mirasçılara kalan taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazın önceki maliki ...'un tüm mirasçılarının taşınmazın kendisine satıldığını bildiğini ve rıza gösterdiğini, Mahkemece diğer mirasçıların satışa rızalarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, tanık ve mahalli bilirkişilerin de taşınmazın davacının tasarrufunda olduğunu beyan ettiklerini, lehine olan deliller göz ardı edilerek haksız şekilde davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro sonucunda Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 9 54... parsel sayılı taşınmazın senetsizden irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.