Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4701 K.2025/4764
1. Hukuk Dairesi 2024/4701 E. , 2025/4764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/477 E., 2023/784 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/152 E., 2021/467 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, davalı ve dava dışı ... ...'dan 1994 yılında borç para aldığını, borcuna karşılık hem kendisi hem de eşine ait taşınmazlar için davalı tarafla satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, daha sonra davacının borçlarının bir kısmını ödeyerek bu satış vaadi sözleşmelerinin feshedildiğini ancak davalının satış vaadi sözleşmesinin 5 yıllık yasal geçerlilik süresi sona ermeden açmış olduğu ferağa icbar davası sonucunda 5032 parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün davalı adına tesciline karar verildiğini, süresinden sonra temyiz yapıldığı için kararın Yargıtay incelenmesinden geçmeden kesinleştiğini; aynı durumda olan dava dışı ... ... tarafından da ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/1579 Esas, 2003/595 Karar sayılı dosyası ile açılan ferağa icbar davasının ise reddedildiğini, bu kararın onanarak kesinleştiğini; dava dışı ... ... ile davalının bu tarihlerde iş ortaklığının olduğunu, davacının 6 nolu bağımsız bölümü bugüne kadar kullanmaya devam ettiğini, aradan geçen 15 yıl boyunca taşınmazın gerçek malikinin davacı olduğunu düşünen davalının, davacıya verdiği borçtan kalan kısmın ödenmesi halinde taşınmazı geri vereceğini söylemesi üzerine davacı ile davalı arasında 2015 yılında "protokol" başlıklı belge imzalandığını, bu belge ile davalının, 140.000,00 TL. ödemesi halinde 6 nolu bağımsız bölümü iade edeceğinin belirtildiğini, 27.03.2015 tarihli "Sözleşme" başlıklı belge ile de 175.000,00 TL. ödenmesi şartı ile 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin iade edileceğinin belirtildiğini ancak davacının sözleşmede belirtilen miktarı süresinde ödeyemediğini, daha sonra ödemek istediğinde ise davalının taşınmazları iade etmediğini, davalının dava konusu taşınmazları, davacının zayıflığından (borca batık olmasını fırsat bilerek) ve edimler arasında aşırı değer farkı yaratarak yararlandığını, gabin (aşırı yararlanma) olgusunun halen devam ettiğini ileri sürerek 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline; mümkün olmadığı taktirde rayiç değerlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının taşınmazı, satış vaadi sözleşmesine dayanarak hükmen satın aldığını, sözleşmelerin şekil şartı yönünden geçersiz olduğunu, ayrıca davacının sözleşme kapsamındaki edimini de yerine getirmediğini, tarafların arasında ödünç sözleşmesi yapmadığını, hükmen tescil kararına yönelik gabin iddiasının ileri sürülemeyeceğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının taşınmazda kendisinin oturmadığını, taşınmazın gerçek malikinin hükme dayalı olarak tapu kaydında olduğu gibi davalı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2021 tarih, 2020/152 Esas, 2021/467 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafın, dava konusu taşınmazları davalıdan aldığını, borç para karşılığı teminat olarak borç ödendiğinde iade edilme koşulu ile davalıya devredildiğini ileri sürdüğü, davacının eşi dava dışı ... tarafından yapılan ... 6. Noterliğinin 27.01.19 94... yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi, taraflar arasında yapılmış ... 7. Noterliğinin 13.11.19 95... yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi, taraflar arasında düzenlenen tarihsiz "Protokol" başlıklı belge ve taraflar arasında düzenlenen 27.03.2015 tarihli "Sözleşme" başlıklı belgenin inançlı işlem yönünden delil başlangıcı niteliğinde olduğu, bu yönüyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.06.20 01... /637 Esas, 2001/799 Karar sayılı karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davalının imzası bulunan taraflar arasında düzenlenen tarihsiz "Protokol" başlıklı ve 27.03.2015 tarihli "Sözleşme" başlıklı belgelerin bu davadan sonra düzenlendiği ancak davacı tarafın inançlı işlem iddiasını ispat etse bile davacı tarafın beyanlarından inançlı işlem gereği davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davalının, anılan satış vaadi sözleşmesine dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasına verdiği cevapta eldeki davadaki gibi inançlı işlem iddiasında bulunduğu, yapılan yargılama sonunda davanın kabul edilip kesinleştiği gözetildiğinde eldeki davada ileri sürülen inançlı işlem iddiasının dayanaksız kaldığından dinlenemeyeceği; 5 nolu bağımsız bölüm yönünden ise yemin deliline de dayanmayan davacının iddiasına dayanak olarak gösterdiği sözleşmelerin içeriğinden, taşınmazın borca teminat karşılığı verildiğinin anlaşılamadığı gibi davalıya yapılan bir ödeme de bulunmadığından inançlı işlem iddiasının usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek ve temlikteki gerçek amacın satış olmadığını, edimler arasında fahiş fark olduğunu, davalının protokolde yazılan bedelin ödenmesi halinde taşınmazları iade edeceğini belirttiğini ancak davacının ödeme yapmak istemesi üzerine taşınmazları iade etmediğini, davalının edimini yerine getirmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; davacı ile davalının dava konusu taşınmazlardan 50 32... parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm için 13.11.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesi düzenledikleri, davalının satış vaadi sözleşmesine dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasında davacının, dava konusu 6 nolu bağımsız bölümü inançlı işlem kapsamında borcun teminatı olarak davalıya satış vaadi sözleşmesi ile devredildiğini savunduğu, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/637 Esas, 2001/799 Karar sayılı kararı ile davanın kabul edildiği ve temyiz dilekçesi süresinde verilmediğinden bahisle kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, taşınmazın 10.05.2002 tarihinde hükmen davalı adına tescil edildiği; davacının, 50 32... parseldeki 5 nolu bağımsız bölümü 27.03.2015 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği; davacı ile davalı arasında düzenlenen ve imzası inkar edilmeyen “PROTOKOL” başlıklı belgede dava konusu 6 nolu bağımsız bölümün dubleks olarak kullanıldığından ve eski haline getirilemediğinden davalıya teslim edilemediği, 15.03.2015 tarihine kadar davacı tarafından davalıya 140.000,00 TL ödeme yapılması halinde taşınmazın davalı tarafından davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı; taraflar arasında düzenlenen 27.03.2015 tarihli “SÖZLEŞME” başlıklı belgede dava konusu taşınmazların 01.08.2015 tarihine kadar davacı tarafından davalıya ödeme yapılması halinde davacıya devredileceği, anılan tarihe kadar ödeme yapılmaması halinde ise davalının satış vaadinin geçersiz hale geleceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.