Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5346 K.2025/4836

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5346 📋 K. 2025/4836 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/5346 E.  ,  2025/4836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/714 E., 2024/1172 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Birecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/323 E., 2021/197 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakan babaları ...'ın 1173, 1202, 1232, 1260, 1310, 1311, 13 23... parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış göstermek suretiyle devrettiğini, ancak işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını, mirasbırakanın satıştan elde ettiği para ile borca batık olan dava dışı oğlu ... ...'ın borçlarını ödediğini, davacılar da dahil tüm kardeşlerin bu durumu bildiklerini, kötüniyetli olarak eldeki davayı açtıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar mirasbırakanın oğlu ...'nın borçlanması sebebiyle davalı ...'in bu borçların ödenmesi karşılığında dava konusu taşınmazları edindiği belirtilmiş ise de taşınmazların değerlerinin yüksekliği, iddia edilen borcun varlığının ya da davalı ... tarafından ödendiğinin ispat edilememesi, muristen kalan başka bir malvarlığının olmaması, mirasçılar arasında miras taksimi yapıldığına dair bir bulguya rastlanmaması ve bölgesel örf ve adet gözetildiğinde temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre her ne kadar ispat yükü kendisine düşen davacı taraf tanık bildirmemiş ise de YHGK'nın 01.07.2021 tarih, 2017 (1) 2654 Esas, 2021/886 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, muvazaanın varlığı açıksa davanın ispatı için tanık delilinin şart olmadığı, mirasbırakanın terekesinde başkaca taşınmazının bulunmadığı, taşınmazların satış tarihindeki rayiç bedeli ile akitteki bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu, davalı tarafın satış bedelini ödediğini ispatlayamadığı, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri gereğince ispatlandığı, Mahkemece davanın kabulü yönünde karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın delili sayılamayacağını, Mahkemece dilekçeler safhası usulünce tamamlanmadan karar verildiğini, davalı yurt dışında yaşadığı halde yurt dışı tebligatının usulünce yapılmadığını, Mahkemece tanık delillerini bildirmeleri için kendilerine süre verilmediğini, davacıların muvazaa iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin muvazaaya dair hiçbir beyanlarının bulunmadığını, dava konusu taşınmazlar ile fiilen kullanılan taşınmazların farklı olduğunu, bilirkişi raporunda da fiilen kullanılan taşınmazların değer tespiti yapılması gerektiğini, taşınmazların bulunduğu bölgede tapu ile fiiliyatta kullanılan taşınmazların farklılık arz ettiğini, Mahkemece öncelikle parsel kayması sorununun çözülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1943 doğumlu mirasbırakan ...'ın 12.05.2015 tarihinde ölümü ile geride davacı kızları ..., ... ile davalı oğlu ... ve dava dışı eşi ... ile çocukları ..., ..., ... ve ...'in mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın 1173, 1202, 1232, 1260, 1310, 1311, 13 23... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarının tamamını 25.05.2012 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle davalı vekili her ne kadar tanık delillerinin toplanmadığını ileri sürmüş ise de, 18.03.2021 tarihli karar celsesinde davalı vekilinin "...bu aşamaya kadar mahkemeniz tarafından yapılan usuli işlemlere herhangi bir itirazımız yoktur, toplanmasını istediğimiz delilimiz ve araştırılmasını istediğimiz bir konu kalmamıştır, tahkikat safahatının bitirilerek sözlü yargılama aşamasına geçilmesini talep ederiz..." şeklinde beyanda bulunduğu, diğer yandan davacılar her ne kadar tanık göstermemiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.07.2021 tarihli 2017/1-2654 Esas, 2021/886 Karar sayılı içtihadına göre davacı tarafça dayanılan diğer deliller ve objektif olgular ile muvazaanın varlığı açıksa davanın ispatı için tanık delilinin şart olmadığı, tüm dosya kapsamıyla muvazaa iddiasının ispatlandığı gözetilerek temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 42.195,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.