Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3098 K.2025/4865

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3098 📋 K. 2025/4865 📅 03.11.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3098 E.  ,  2025/4865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/65 E., 2023/164 K.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ile asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; kadastro çalışmaları neticesinde 1 47... , 2 ve 3; 1 45... ve 1 49... parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ancak özel mülkiyete konu olacak yerlerden olan taşınmazların 20 yılı aşkın bir süreden beri davacı tarafından kullanıldığını, öncesinde de davacının murisleri tarafından kullanıldığını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Asli müdahiller ... ve ... vekili; asli müdahiller adına kayıtlı dava dışı 1 45... parselin bitişiğindeki dava konusu 1 45... parsel sayılı taşınmazın muris dedelerinden asli müdahillere kaldığını, taşınmazı yıllardır zilyetliklerinde bulundurduklarını, murisleri lehine 1955-60 yıllarında alınmış idari men kararının olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile asli müdahiller adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, 1 47... , 2 ve 3; 1 45... ve 1 49... sayılı parsellerin 20 yılı aşkın bir süreden beri tarım arazisi olarak kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.11.2013 tarihli ve 2012/15096 Esas, 2013/16795 Karar sayılı kararıyla; Mahkeme kararın onanmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması neticesinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.10.2014 tarihli, 2014/590 Esas ve 2014/15821 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; 1956, 1984, 2008 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazlarda imar-ihya faaliyetine konu olacak tarımsal faaliyet yapıldığına veya toprağın işlendiğine dair izlere rastlanılmadığı, imar-ihya faaliyetinin tamamlanmadığı, taşınmazda ekonomik amaca uygun fiili kullanımın bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz malın mülkiyetini kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, asli müdahillerin davası ise hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; 1956, 19 84... tarihli hava fotoğraflarının karara gerekçe yapıldığını, tanık ve bilirkişi beyanlarının nazara alınmadığını, ihtilafsız bir şekilde kullanılmakta olan taşınmazların sınırlarının herkes tarafından bilindiğini, Hazinenin dava konusu yerlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını, tek bir müdahalesinin de bulunmadığını, taşınmazın iki yıl gibi kısa bir sürede kullanılmaması halinde bile ot kaplaması suretiyle sınırlarının görülmez bir hale gelebildiğini, terör nedeniyle taşınmazda yıllarca keşif yapılamadığını, kanunun özel durumlara göre uygulanmasında hata yapıldığını, hala köylere yeni dönülmekte olduğu gerçeği nazara alındığında bu kararla köye dönüşün ve mülkiyet hakkına sahip çıkışın engellenmiş olduğunun görüleceğini, hava fotoğrafını bilimsel delil olarak kabul edip insanın üstünde değer atfedilerek karara esas teşkil edilmesinin hukuka uygun olmadığını, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesi ile; komşu köylerden tespit edilen yerel bilirkişilerin davetiye ile keşif yerine çağrılmaları gerekirken jandarma tarafından keşif yerinde hazır bulundurulan farklı bilirkişilerin dinlenmesinin usule aykırı olduğunu, asli müdahillerin zilyetliği hakkında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, davayı süresinde açtıklarını, esasen zilyetliğe dayalı olarak açılan eldeki davada 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, kaldı ki asıl davanın açıldığı tarihte hak düşürücü sürenin kesildiğini, kişilerin terör gibi sebeplerle taşınmazda geçici olarak fiili hakimiyet kuramamalarının zilyetliği sona erdirmeyeceğini, zilyetlikle mülk edinme koşullarının asli müdahiller lehine gerçekleştiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Kadastro çalışmaları sonucunda; Tunceli ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 47... , 2 ve 3; 1 45... ve 1 49... parsel sayılı taşınmazların senetsizden, tarla vasıfları ile davalı Hazine adına tespit edildikleri, tespitlerin 17.07.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; asli müdahale davası, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi tarafından hüküm verilinceye kadar bu durum ileri sürülerek yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede açılan bağımsız bir davadır. 1 45... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleştiği 17.07.2009 tarihi ile asli müdahiller tarafından davanın açıldığı 09.02.2021 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ile asli müdahiller vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan ve asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın ...(Tunceli) Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
03.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.