Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3063 K.2025/4334

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3063 📋 K. 2025/4334 📅 08.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3063 E.  ,  2025/4334 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1506 E., 2024/330 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/129 E., 2022/264 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...............köyünde bulunan ve kadastro sırasında göçük olarak tespit harici bırakılan yaklaşık 19.512, 05... 'lik taşınmazın 1960’lı yıllardan bu yana davacının dedesinden intikal ettiğini, taşınmazın imar ve ihya edildiğini ve tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmaza sınır olan 1 39... , 8, 7, 4 ve 1 40... , 3, 4 parsel sayılı taşınmazlarda davacının müstakilen malik veya hissedar olarak paydaş durumda bulunduğunu, taşınmazların imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiğini ve 50 yıldan fazla bir süredir davacı ve ataları tarafından tasarrufta bulunmak suretiyle kullanıldığını, arazi üzerinde halen davacının ektiği ürünlerin bulunduğunu belirterek çekişmeli taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini, heyelan, toprak kayması, göçük, erozyon gibi olayların yaşandığı bir taşınmaz olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağını, çekişmeli taşınmazın değerinin eksik gösterildiğini, zilyetlikle edinim koşullarının davacı lehine oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, çekişmeli taşınmazın kamu malı olması nedeniyle zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını, davanın yasal dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; dava konusu taşınmazın zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceğini, zilyetlikle edinim koşullarının davacı lehine oluşmadığını, dava konusu taşınmazın toprak yapısı itibariyle tarıma elverişli olmadığını, toprak hareketleri nedeniyle emek ve para sarf edilse bile taşınmazın tarımsal faaliyeti mümkün kılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Dava dışı ..., 09.08.2021 tarihli dilekçesi ile; dava konusu taşınmazın her zaman mahallenin ortak kullanımında bulunduğunu, mahalle halkının taşınmazda hayvanlarını otlattığını, taşınmazın davacıya ve ailesine ait olmadığını, taşınmaza ilk kez 2021 yılında davacı tarafından arpa ekilmesi üzerine kendisinin Kaymakamlığa şikayette bulunduğunu, davacının Kaymakamlıkça taşınmazdan men edildiğini, davacının dava konusu taşınmazı imar-ihya etmediğini, bilakis toprak kaymasının önlenmesi amacıyla dikilen ağaçları kestiğini belirterek davaya davalı yanında fer’i müdahil olarak katılmayı talep etmiş ve davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; dinlenen tanık beyanlarında davacının dava konusu taşınmazı hayvan otlatmak amacı ile kullandığının, yalnızca son yıl tarımsal amaçlı kullandığının belirtildiği, 26.01.2022 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazda en eski tarihten dava tarihine kadar tarımsal kullanıma ilişkin sınırların oluşmadığı, yalnızca 2021 yılında dava konusu taşınmazın bir kısmında tarımsal kullanım olduğunun rapor edildiği, bir taşınmazda yalnızca hayvan otlatmanın zilyetlikle kazanmayı sağlayan ekonomik amaca uygun bir kullanım şekli olmadığı gerekçesi ile şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının çekişmeli taşınmazda tarımsal faaliyeti olmayıp sadece hayvan otlatmak suretiyle taşınmazı kullandığının yerel bilirkişi ile tanık beyanları ve jeodezi raporu ile belirlendiği, bu haliyle davacının taşınmaz üzerinde ekonomik amaca yönelik zilyetliğinin bulunmaması, yalnızca hayvan otlatma şeklinde sürdürülen zilyetliklerinin ise 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde sözü edilen kazanmayı sağlamaya yeterli olmayacağı, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı; ne var ki, Mahkemece dava değeri 508.874.26 TL olarak belirlendiğine ve davacı tarafça da bu değer üzerinden harçta tamamlandığına göre bu değer üzerinden mecburi dava arkadaşı durumunda olan davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmekte ise de bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf istemi reddedilmiş, davalı Hazine vekilinin istinaf talebi kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 77.242,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine dair yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesini tekrar etmiş, verilen kararın doğru olmadığını, kararı istinaf etmeyen Bafra Belediye Başkanlığı ve ... lehine olacak şekilde vekalet ücretinin düzeltilmesinin hatalı olduğunu, aralarında mecburi dava arkadaşlığı olan davalıların birlikte istinafa başvurma zorunluluğunu yerine getirmemesinin 6100 sayılı Kanun’un 60. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, zilyetlikle edinim koşullarının davacı lehine oluştuğunu, davaya konu taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, tarıma elverişli olmadığı hususunun davalılarca dile getirildiğini ancak taşınmazın tarıma elverişli arazi gibi belirlenen değerine davalıların itiraz etmediklerini, bu tutumun taşınmazın aslında tarıma elverişli olduğunun davalılarca kabul edildiğini gösterdiğini, ziraat bilirkişisi tarafından taşınmazın değerinin tarımsal metotla hesaplanmasının da taşınmazın tarıma elverişli olduğunu gösterdiğini, çekişmeli taşınmazın neden tespit harici bırakıldığına dair resmi bir kayıt olmadığını, taşınmazda heyelan görülmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir .
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda; ............................köyünde bulunan çekişmeli taşınmaz bölümü tespit harici bırakılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.