Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3510 K.2025/4317
1. Hukuk Dairesi 2025/3510 E. , 2025/4317 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1491 E., 2025/907 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/667 E., 2022/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi tarafından adli yardım talepli olarak; davacı ... mirasçılarından ... vekili, ... ve ........... vekili, fer'i müdahiller ............. ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; tereke temsilcisinin adli yardım talebinin kabulü ile kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkilinin çocuğu olduğunu, dava tarihinden yaklaşık 6 yıl önce müvekkilinin henüz bakıma muhtaç olmadığı bir dönemde davalının ileride müvekkiline bakma telkininde bulunarak müvekkilinin sahibi olduğu taşınmaz malların tapusunu hileyle elinden almak için .... Noterliğinin 02.12.2010 tarih ve ... yevmiye sayılı ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmasını sağladığını, müvekkilinin de bu inançla gerçek amacı taşınmazlarını vermek olmadığı halde tapu sicilinde davalı tarafından hazırlatılan resmi senetleri imzaladığını, davalının müvekkiline karşı hiçbir bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 2015 yılı sonlarından itibaren Kayseride kendisine ait olan evde kalan müvekkilinin artık kendisine bakamaz hale geldiğini, bu nedenle 2015 yılının Kasım ayından beri başka bir çocuğu ve gelininin yardımıyla hayata tutunmaya çalıştığını, bu nedenle müvekkilinin ........... Noterliğinin 20.04.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davalıyı tüm vekalet yetkilerinden azlettiğini, davalının kendisine gönderilen ve her türlü vekaletten azil edildiğini belirten işlemlere rağmen ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bulunan ve bir nevi sözleşme içinde vekalet yetkisi tanıyan davalının tek başına sözleşmeyi tapu sicilinde işlem yapma yetkisi veren yetkiye dayanarak 05.08.2016 tarihinde müvekkilinden habersiz ve müvekkilinin onayı olmaksızın Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ............. Mahallesi 51 40... parselde kayıtlı, A Blok, 4, 24 ve B Blok 23 nolu bağımsız bölümleri adına tescil ettirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin 02.12.2010 tarihinde imzalandığını, müvekkilinin bahse konu sözleşmenin gereklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin davacı olan annesine daha sözleşme imzalanmadan önce bakmaya başladığını, müvekkilinin davacı annesine yaklaşık 19 yıldır baktığını, onu kollayıp gözettiğini, maddi ve manevi olarak her türlü desteği sağladığını, ayrıca sürekli olarak sağlık muayenesine götürdüğünü, yapılması gereken tetkikleri yaptırdığını, davacının da uzun süredir kendisine bakan müvekkiline ... borcunu ödemek için kendisiyle ölene kadar bakma sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin davacının kendisine vermiş olduğu vekaletnamelere rağmen davacının adına yapılacak olan işlemlerde söz konusu vekaletnameleri kullanmadığını, davacıya hastaneden sağlık raporu alıp bizzat yapılan işlemlere davacının imza atmasını sağladığını, müvekkilinin davacıya karşı bakım ve gözetim borcunu layıkıyla yerine getirmesine rağmen dava dışı 3. kişiler ... ve ............'ın davacının yaşça ihtiyar olması ve rahatsızlığından faydalanarak müvekkilinden habersiz davacıyı Ankara'dan Kayseri'ye götürdüklerini ve davacıyı kandırarak .............Mahallesi 51 40... parselde bulunan A Blok 23 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazı bağış yolu ile ...'a, B Blok 24 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazı yine bağış yolu ile .............. adına tescil ettirdiklerini, söz konusu şahısların bu işlemi yaptırdıkları sırada müvekkilin ölünceye kadar bakma sözleşmesine istinaden dava konusu taşınmazları kendi adına tescil ettirdiğini öğrendiklerini ve hemen 3 gün sonra bu davayı açtırdıklarını, ayrıca dava dilekçesinde bahsedilen azilname incelendiğinde, azilnamenin kapsamının ölünceye kadar bakma sözleşmesini kapsamadığını, bahse konu sözleşmenin halihazırda feshedilmediğini, ölünceye kadar bakma sözleşmesi feshedilmediği için davacının tapu iptali ve tescil davası açamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkin olup dava açıldıktan sonra davacı ...'ın ölümü üzerine tereke temsilcisi atanarak tereke temsilcisinin katılımıyla davaya devam olunduğu, tereke temsilcisinin atandıktan sonra hiç bir duruşmaya katılmayarak mazeret dilekçesi sunduğu, bu nedenle 02.07.2020 tarihli 14. celsede ve 05.10.2021 tarihli 16. celsede dosyanın işlemden kaldırıldığı, en son 20.10.2022 tarihli 19. celseye de tereke temsilcisinin katılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi ..., davacı mirasçılarından ... vekili, davacı mirasçılarından ... ve ............. vekili, feri müdahiller ............... ve ... vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; müteveffa davacı tarafından kızı olan davalıya karşı hile hukuki sebebine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davacının öldüğü, davalının mirasçı olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince isabetli olarak terekeye temsilci atanması suretiyle yargılamaya devam edildiği, tereke temsilcisine duruşma gününü bildirir usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak tereke temsilcisinin hiçbir duruşmaya katılmayarak mazeret dilekçesi sunduğu, bu nedenle 02.07.2020 tarihli 14. celsede ve 05.10.2021 tarihli 16. celsede dosyanın işlemden kaldırıldığı, en son 20.10.2022 tarihli 19. celseye de katılmayarak mazeret dilekçesi sunduğu, Mahkemece mazeretin kabul edilmediği, duruşmaya katılan davalı asılın davayı takip etmek istemediklerini beyan ettiği, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından tereke temsilcisinin ve fer'i müdahillerin istinaf talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle tereke temsilcisi ..., ... mirasçılarından ... vekili, istinaf talebinde bulunan ........... ve ... vekili, fer'i müdahiller..............ve ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Tereke temsilcisi ... adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; terekede para bulunmadığından temyiz giderlerini karşılamanın mümkün olmadığını, bu nedenle adli yardım hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dilekçe ekinde sunulan ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere Vatandaş UYAP Portal'da dahi taraf olarak gözükmediğini, dolayısıyla davayı takip edebilmesi ve gerekli işlemleri yapabilmesinin olanaksız olduğunu, duruşma tutanağı ve gerekçeli kararın dahi tarafına tebliğ edilmediğini, mirasçılar tarafından davanın karara çıktığını ve istinaf etmesi gerektiğinin bildirildiğini, dosyada gelinen safahatı takip edemediğinden savunma hakkı kısıtlanmış olup bu hususu defalarca mahkemeye bildirmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, avukat UYAP üzerinden mazeret dilekçesi gönderdiğinde de avukat kaydının da dosyadan silinmiş olup dosyaya erişiminin tamamen engellendiğini, davacının ölümünden sonra mirasçılar tarafından taraf teşkili sağlanmış olup davanın devamı için tereke temsilcisi atanmasına gerek olmadığını, söz konusu davada davacı muris öldükten sonra mirasçılar tarafından mirasın reddedilmediğini, davaya katılarak davaya devam edeceklerini beyan ettiklerini, buna rağmen dava Kayseri'de görüldüğü halde Mahkemece Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulduğunu ve davanın takibi için tereke temsilcisi atanmasına karar verildiğini, Mahkemece tereke temsilcisi atanması kararının usule aykırı olduğunu, zira ortada temsil edilecek bir terekenin bulunmadığını, Mahkemece mazereti kabul edilmeyerek mirasçılar davayı takip ettiği halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca birleştirilen davada davacı vekillerinin duruşmaya girip davayı takip ettiklerini, davanın diğer mirasçılar tarafından takip edildiğinden ayrıca diğer mirasçılar tarafından Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğinden dosyanın işlemden kaldırılması kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davacı ... mirasçılarından ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama boyunca terekeden hak sahibi olan mirasçı müvekkili adına dava ve duruşmaların taraflarınca takip edildiğini ve hatta davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın duruşmasında da davacı vekili olarak davayı takip ettiklerini, tereke temsilcisinin Ankara'dan atanmış olup ayrıca duruşmalara da gerekçeli mazeretini sunmuş olmasına rağmen dosyanın işlemden kaldırılmasının hak arama özgürlüğüne aykırı olduğunu ve savunma hakkını kısıtladığını, Yerel Mahkeme tarafından tereke temsilcisinin duruşmaları takip etmemesi gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ancak İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının tereke temsilcisine tebliğ edilmediğini, tereke temsilcisinin duruşmalara katılmasının katı şekilde beklendiği, mazeretinin dahi kabul edilmediği bu dosyada temsilciye gerekçeli kararın neden tebliğ edilmediğinin taraflarınca anlaşılamadığını, dosyanın safahatından da anlaşılacağı üzere dava ve duruşmaların davacının mirasçısı olarak taraflarınca takip edildiğini, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davacı ... mirasçılarından ... ve ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama sırasında davacının ölmesi nedeniyle tereke temsilcisi tayin edilerek davanın devamına karar verildiğini, Ankara'da ikamet eden bir kişinin tereke temsilcisi olarak atandığını, kendisine hiçbir gider ödenmeyen tereke temsilcisinin Ankara'dan Kayseri'ye giderek duruşmaları takip edebilmesinin fiilen imkansız olduğunu, Mahkemece tereke temsilcisinin yasal mazeretinin geçersiz sayılarak duruşmalara son verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 02.07.20 20... .10.2021 tarihli duruşmalarda tereke temsilcisinin mazeretinin haksız olduğu gerekçe gösterilerek reddedilmiş olsa dahi davalı ... ile asli müdahil ... vekiline davayı takip edip etmeyecekleri sorulmaksızın dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki tereke temsilcisinin aynı zamanda avukat olması nedeniyle Ankara'da bulunan davalarını yasal mazeret olarak sunmuş olması karşısında gerekçesiz olarak mazeret talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilaveten 02.07.2020 tarihli duruşmada asli müdahil talebinde bulunan ... ve ...vekilinin tereke temsilcisinin görevini yerine getirmediğinden bahisle işlem yapılmasını talep ettiğini, Mahkemece tereke temsilcisinin değiştirilmesine dair Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunması gerekirken bu talebi reddetmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yukarıda belirtilen her iki duruşmadan önce, Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dava dosyasında birleştirme amacıyla dava dosyasının incelenmiş olması karşısında mahkeme yargıcı tarafından söz konusu dava dosyasında birleştirme kararı verilip verilmediği hususu araştırılmaksızın davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yine, Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyasının 05.10.2021 tarihli duruşmasında, davanın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirilen Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyasında ... ile ... davacı olup ..., ...'ın asli müdahil olarak taraf olduğunu, Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dava dosyası birleştirilmiş olmakla artık 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyasında bu tarafların aynı zamanda davacı sıfatında olduklarını, ancak, 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyasından ayrılmasına karar verilen davaya dair henüz bir ayırma kararı yazılmadığını, sadece 28.04.2022 tarihli duruşmada bir ara kararı verildiğini, Mahkemece bir ayırma kararı yazılmaksızın dava dosyasının başka bir esasa kayıt edilmesinin dahi usulsüz olduğunu, Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyasında HMK'nın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen ilam ile istinaf kararının usule, yasalara, hukuka, hak ve nesafete aykırı olmasından dolayı İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahiller ...ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'nın yargılama sırasında ölmesi nedeniyle müvekkilleri ve davaya katılan mirasçıların davayı takip ettiklerini, ancak Mahkemece davaya tereke temsilcisi atandığını, tereke üzerinde hak sahibi olan mirasçıların davayı takip etmelerine, tereke temsilcisinin de mazeret bildirmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince 20.10.2022 tarihli celsede mazeretin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, talepleri üzerine Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyasında asli müdahilliğe karar verildiği gibi, Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyasında müvekkillerinin mahfuz hisselerinin ihlal edilmiş olması nedeniyle dosyanın hukuki ve fiili irtibatı olan Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi taleplerinin de haklı görülerek birleştirildiğini, Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyasında asli müdahillik taleplerinin ret edilerek feri müdahilliğe karar verildiğini ve hak kaybına uğradıklarını, Mahkemece birleştirilen dosyanın tefrik edilerek, tereke temsilcisinin mazeretinin reddedilmesi sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi tereke temsilcisinin görevini yapmaması neticesinde müvekkillerinin hak kaybına sebebiyet verildiğini, davacı ...'nın yargılama sırasında ölmesi nedeniyle vekalet ilişkisi sona eren vekilinin talebiyle usul ve yasaya aykırı olarak tereke temsilcisi atanmasına karar verildiğini, davacının ölümünden sonra tüm mirasçıların davaya katılımı sağlanmış olup tereke temsilcisi atanmasına gerek kalmadığını, buna rağmen tereke temsilcisinin davayı takip etmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, Mahkemece 03.03.2020 tarihli celsede tereke temsilcisinin mazeretinin son kez kabulüne karar verilirken, yargılamayı sürüncemede bırakması halinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağının kendisine ihtar edilmesine karar verildiği halde bir sonraki celsede taleplerine rağmen bu karardan vazgeçilerek usule aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve bozma sonrası Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/272 Esas sayılı dosyasının tefrik edilerek davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın kaldırılarak yeniden dosyaların hukuki ve fiili irtibatı olan Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/667 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, aksi takdirde dosyada bilirkişilerce hatalı hesaplamalar yapılmasının kaçınılmaz olduğunu, Yerel Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın tereke temsilcisine tebliği edilmemesinin de mirasçılar açısından hak kaybına uğramasına sebebiyet vermiş olup kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini, Mahkemece tereke temsilcisinin uyarılmadığını ve talep etmelerine rağmen hakkında suç duyurusunda bulunulmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; müteveffa davacı ... tarafından kızı olan davalıya karşı hile hukuki sebebine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davacının öldüğü, geriye mirasçı olarak ..., ..., ... ve ...'ın kaldığı, mirasçılardan ...'ın da 14.12.2019 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçı olarak ...ve ...'ın kaldığı, davalı ...'in mirasçı olması nedeniyle Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.07.2018 tarih ve 2017/1151 Esas, 2018/685 Karar sayılı kararıyla ...'ın tereke temsilcisi olarak atandığı, kararın 03.10.2018 tarihinde kesinleştiği, böylelikle tereke temsilcisi atanması suretiyle yargılamaya devam edildiği, her ne kadar ...ve ... feri müdahil olarak yargılamada yer almışsa da anılan kişilerin mirasçı oldukları anlaşılmıştır.
Tereke temsilcisinin ve fer'i müdahiller vekilinin temyiz talepleri yönünden yapılan incelemede;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tereke temsilcisinin ve fer'i müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacı mirasçılarının temyiz itirazları yönünden;
Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. O halde davayı takip yetkisi sona eren davacı mirasçılarından ... vekili ile ... ve ...vekillerinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Tereke temsilcisinin ve fer'i müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı mirasçılarından ... vekili ile ... ve ...vekillerinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Temyiz eden tereke temsilcisinin adli yardım talebi kabul edilmiş olup harç yatırmadığından aşağıda yazılı 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcının tereke mirasçılarından alınmasına,
Alınması gereken harç peşin alındığından fer'i müdahillerden yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.