Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3561 K.2025/4313
1. Hukuk Dairesi 2025/3561 E. , 2025/4313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/9 E., 2023/96 K.
İ
Mahkeme kararı davalı ...Otokiralama Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Şirkete borçları olan dava dışı oğlu ...'ın, kredi temin edilmesi amacıyla 109 20... parseldeki 4 nolu bağımsız bölümü üzerine ipotek tesis etmek istediğini söyleyip taşınmazını ipotek vermeye ikna ettiğini, tapuda işlem yapıldığını, davalı Şirket yetkilisinin dava tarihinden bir ay önce, evi boşaltmasını aksi halde icra kanalıyla tahliye ettireceklerini söylediğini, böylelikle taşınmazının satış suretiyle davalı Şirkete temlik edildiğini, Şirketin de diğer davalı ...'a devrettiğini öğrendiğini, yaşlılığı ve hastalığından faydalanıldığını, okuma-yazmasının olmadığını, hile ile iradesinin fesada uğratıldığını, satış bedeli de almadığını, davalıların birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya tapu memurunun işlemin satış olduğu ve satış bedelini alıp almadığı hususlarını izah ettiğini, dolayısıyla tapu satış sözleşme tarihini tam bilmemekle birlikte 26.01.2018 tarihi olduğunu, davacının bu tarihte işlemin satış işlemi olduğunu bildiğini, kaldı ki davacı okur-yazar olmadığı için yapılan işlemlerin ayrıca kendisine okunduğunu, tanıklarla da işlemin davacıya okunduğu ve davacının iradesinin ürünü olduğunun imza altına alındığını, tanıkların ise davacının çocukları olduğunu, dava tarihi 06.12.2019 olup satış işleminden itibaren 2 yıldan fazla bir zaman geçtiğini, dolayısıyla 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, davacının yanında oğlu ve kızı varken yapılan işlemin mahiyeti hususunda yanıldığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, aksi takdirde satış işleminden hemen sonra taşınmazı 3. kişiye devretmesi gerektiğini, taşınmazın 10 ay sonra 3. kişiye devredildiğini, bu devirden sonra bile aradan 1 seneden fazla zaman geçtiğini, alım satım işlemlerinin bizzat davacı tarafından yapıldığını, davacıyı hastalık ya da yaşlılık gibi işlemler etkilemiş olsa bu işlemleri yerine getiremeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ...'a dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli, 2019/631 Esas, 2021/536 Karar sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 11.02.2022 tarihli, 2022/84 Esas, 2022/189 Karar sayılı kararıyla davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 20.09.2022 tarih ve 2022/2651 Esas, 2022/5948 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın davacının kullanımında olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamı ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından, davacının dava dışı çocukları ve davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacının iradesini sakatlamak suretiyle taşınmazın temlikini sağladıkları sonucuna varıldığı, hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla Daire kararındaki gerekçe benimsenerek davanın kabulü ile Kayseri ili, ...mahallesi, 109 20... parsel, 1. Kat, 4 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davayı ispat edemediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa karşı herhangi bir edimi bulunmadığını, davanın müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Otokiralama Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının okuma-yazma bilmemesi nedeniyle tanık olan çocukları huzurunda tapu memuru tarafından sözleşme içeriğinin davacıya okunduğunu, dolayısıyla davacının işlemin satış olmadığını bilmediği ya da ipotek işlemi yapıldığını sandığı yönündeki iddialarının kabul edilemez olduğunu, satış işlemine tanık olan davacının kızı ...'nun beyanının hiç bir hukuki bağlayıcılığının olmadığını, kaldı ki resmi belgede tanık olarak işlemin mahiyeti ve davacının işlemin mahiyetini öğrendiğine dair beyan ve imzası bulunduğunu, hatta...'in 27.04.2021 tarihli celsede, müvekkil şirket temsilcisinin "eğer annesi olan davacı ölürse, tapuyu kendisine vereceğini" söylediğini, kaldı ki amacın satış değil ipotek vermek veya kredi çekmek için olduğu kabul edilmiş olsa dahi işlemde hile veya hata değil, muvazaa olduğunun düşünülebileceğini, muvazaalı işlemin tarafı olanların kendi muvazaasından yararlanamayacağını, daha evvel de aynı şekilde yapılan bir işlem olduğunu, davacının daha önce de 15.06.2011 tarihinde taşınmazı dava dışı ...’a satış suretiyle temlik edip 28.12.2017 tarihinde geri aldığı, 28.12.2017 tarihli akitte satıcı ...’ı vekaleten dava dışı...’in (davacının kızı) temsil ettiği, davacının oğlu dava dışı ...’ın da işlem tanığı olarak yer aldığının kayıtlarla sabit olduğunu, davacının öz çocuklarının işlemin iptali halinde şahsi menfaatleri olduğunu, sadece davacının öz çocuklarının tanık olarak beyanları ile davacının iradesinin sakatlandığının kabulünde hukuka uyarlık bulunmadığını, davacının kendi oğlu ile arasındaki kandırma ve sair ilişkilerin müvekkili ile ilişkilendirilemediğini, müvekkil ve diğer 3. kişi ile ilgili bir beyanın olmadığını, kötü niyet ispat edilemediği halde davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; okuma-yazması olmayan davacı ...’nin 109 20... parseldeki 4 numaralı meskenini 15.06.2011 tarihinde dava dışı ...’a satış suretiyle temlik edip 28.12.2017 tarihinde geri aldığı, 28.12.2017 tarihli akitte satıcı ...’ı vekil kıldığı dava dışı...’in (davacının kızı) temsil ettiği, davacının oğlu dava dışı ...’ın da işlem tanığı olarak yer aldığının kayıtlarla sabit olduğu, davacının bu kez de taşınmazını 26.01.2018 tarihinde 44.000,00 TL bedelle davalı Şirkete satış suretiyle temlik ettiği, akitte işlem tanıkları olarak davacının dava dışı çocukları ... ve...’in yer aldığı, davalı Şirket tarafından da taşınmazın 16.11.2018 tarihinde diğer davalı ...’a 43.660,00 TL bedelle devredildiği, taşınmazın değerinin 26.01.2018 tarihinde 135.000,00 TL, 16.11.2018 tarihinde ise 150.000,00 TL olduğunun keşfen saptandığı, taşınmazın davacının kullanımında olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekili ve davalı ...Otokiralama Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı ... vekili ve davalı ...Otokiralama Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozmaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 9.051,10 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan; 9.051,10 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...Otokiralama Ltd. Şti.'den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.