Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2233 K.2025/4314

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2233 📋 K. 2025/4314 📅 08.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2233 E.  ,  2025/4314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/777 E., 2023/930 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... köyü 1 25... parsel ve 1 24... parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında müvekkiline ait olan tek parça taşınmazın bir kısmından yol geçirilerek taşınmazın iki parçaya bölündüğünü, ancak taşınmazın zemininde daha önceden gelen bir yol olmadığını, kaldı ki oradan yolun geçmesinde herhangi bir yararın olmadığını, zira söz konusu taşınmazın ve komşu parsellerin çevresinde ana yollar bulunduğunu, bu nedenle yola terk edilen müvekkiline ait taşınmazın adına tescili ile taşınmazının eskiden olduğu gibi tek parça haline getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Nazilli Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.02.2010 tarihli, 2008/879 Esas, 2010/120 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların davacıya ait ... köyü 1 25... parsel ve 1 24... parselin tespit tarihlerine göre 25.11.1999 tarihinde paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtildiği, o tarihten dava tarihi olan 09.06.2008 tarihine kadar zilyetlikle kazanılma süresi ve koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli, 2012/7682 Esas, 2012/9205 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli bulunmadığı, kadastro tespitinde davacı adına tespit edilen 1 24... ve 1 25... sayılı parsellere ve bir çok parsele Köy Tüzel Kişiliği adına kayıtlı ve büyük bir alanı kapsayan tapu kaydı uygulanarak ihtiyaç sahibi köylülere ifraz ve satış yapıldığı belirtilerek 13... sayılı parsellerin davacı adına tespit edildiği, davacı tarafından bu parsellerin arasından kadastro tespitinde bırakılan yolun bulunmadığının iddia edildiği, davacı, Köy Tüzel Kişiliği adına 20.07.1965 tarih ve 111 sıra numara ile tapuda kayıtlı taşınmazı Köy Tüzel Kişiliğinden haricen satın almış olup itilafın çözümü için köye ait tapu kaydı ile dayanağı tescil haritasının ve köy karar defteri ve varsa krokisinin yöntemince uygulanması gerektiği, Mahkemece tespite dayanak yapılan tapu kaydı ve dayanağı haritasının getirtilmediği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesince zemine uygulanarak kapsamının belirlenmediği, doğru sonuca varılabilmesi için tespitte uygulanan davalının dayanağı 20.07.1965 tarih ve 111 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı tescil ilamı ve dayanağı tescil krokisi ile aynı kaydın uygulandığı tüm parseller ile bu parsellerin çevresindeki parselleri birlikte gösterir birleşik geniş çaplı kadastro paftası, buna göre tespit edilecek çevre komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve dayanağı belgeler, köylülere satışa dair köy karar defteri ve eki belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılması gerektiği, keşifte köy adına tesis edilmiş tapu kaydının (kadastro paftası ile tescil krokisinin haritası ölçekleri eşitlenmek suretiyle) kapsamının haritasına göre belirlenmesi, tespitte uygulanan vergi kaydının da uygulanarak kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı haritasının uygulama imkanının bulunmaması halinde sınırları itibariyle yerel bilirkişi yardımıyla ve fen bilirkişi eli ile hudutlarının tek tek okunarak zeminde gösterilmesi, gösterilen sınırların fen bilirkişi krokisine işaretlettirilmesi, bilinmeyen sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanı tanınması, tapu uygulamasında aynı kaydın uygulandığı parsellerin çevresinde bulunan komşu parsellerin tutanaklarından da yararlanılması, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, yolun kadim olup olmadığı, hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı, harici satın almaya yolun da dahil olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazda kimin ne zamandan beri ne suretle zilyet bulunduğu hususları etraflıca sorularak ayrıntılı bilgi alınması, davacının taşınmaz üzerindeki tespit tarihinden önceye ilişkin zilyetliği hususunda delilleri toplanarak ve toplanan delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 09.06.2015 tarihli, 2013/56 Esas, 2015/532 Karar sayılı kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan, köprü gibi orta mallarının haritasında gösterilmekle yetinileceği, bunlarla ilgili tespit tutanağı düzenlenmeyeceği, taşınmazın kadastro paftasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle işlemin tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olduğu, tespit harici bırakıldığı, dava konusu olan yerde tespit tarihinden öncesi ve sonrasına dayalı olarak davacının herhangi bir şekilde imar ihya işlemi olmadığı, dinlenen tanık anlatımlarında da 20 yıllık zilyet süresinin dolmadığı, ayrıca köy karar defterinin de tespit edilemediği ve buna dayalı satış senedinin de ibraz edilmediği, bu yerin öncesinden beri kadim yol olarak kullanıldığı, kadastro tespiti sırasında kadastro paftasında yol olarak belirlendiği, davacının yol olarak tespit harici bırakılan dava konusu olan bu yeri köy ihtiyar heyetinden köy senedi ile bir bütün olarak aldığı ve 20 yıllık zilyet süresini doldurduğuna dair herhangi bir delil ve tanık anlatımı olmadığı, davanın subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2019 tarihli, 2016/7826 Esas, 2019/2309 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, şöyle ki, dava konusu taşınmaz bölümü kadastro sırasında yol olarak tescil harici bırakılan yerlerden olup davacının, TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddelerine dayanarak tescil isteminde bulunduğu, bu nitelikteki davalarda 4721 sayılı TMK'nın 713/3. maddesi gereğince husumetin Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliklerine yöneltilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda, her ne kadar Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek dava açılmış ise de karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın bulunduğu köyün tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüşmüş olmakla, Nazilli Belediye Başkanlığı ve ...'nın davaya dahil edilmesi gerekirken bu husus düşünülmeden ve yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verildiği, taraf teşkilinin sağlanması 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiği (HMK 115/1), taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilemeyeceği, Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, işin esası yönünden yapılan araştırma ve incelemenin de yetersiz olduğu, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamında açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraf teşkilinin bozma ilamında belirtildiği üzere sağlandığı, davaya konu taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanaklarının dosya kapsamına alındığı, tespitlere esas vergi kayıtlarının getirtildiği, mahallinde yöreyi bilen yaşlı, tarafsız ve davada menfaati bulunmayan bilirkişilerin dinlendiği, ilgili tanıkların her iki keşifte de alınan beyanlarında ortak olarak iki parsel arasındaki patika yol olduğunu, evveliyatından beri o patika yolun kullanıldığını beyan ettikleri, yine bilirkişilerce kroki ve vergi kaydının yöntemince mahallinde uygulandığı, haritasına göre kapsamlarının belirlendiği, kroki tanzim edildiği, taşınmazın Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.5.1965 tarihli 1964/82 Esas ve kesinleşen 1965/206 Karar sayılı Kararı ile 17.600, 00... 'lik kısmının tarla vasfı ile ... (................) Hükmü Şahsiyeti adına tescil edildiği, hükmen tescil edilen kısmı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin 22.06.1966 tarihli 364 sayılı kararı ile krokiye dayandırılmadan ifraz edilerek haricen ayrı ayrı satıldığı, 3402 sayılı Kanun kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların kullanım durumlarına göre sınırlandırmaları yapılarak zilyetleri adına tespitlerinin yapıldığı ve haritalarının oluşturulduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından talep edilen taşınmazın önceki haliyle ve halihazırdaki haliyle boş olduğu, taşınmaz üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı, taşınmazın mahalleler arası ve ilçeleri mahallelere bağlayan yollardan olmayıp aynı mahalle içindeki taşınmazların ulaşımının sağlandığı yollardan olduğunun tespit edildiği, taşınmazın mera parselinden taksim edilmek sureti ile davacı adına satıldığı, parselin 2 parça halinde tespit ve tescilinin yapıldığı ve halen de zeminde kadimden bu yana gelen yolun mevcut olduğu, zaman içerisinde kadim olan yolların genişletilerek vergi kaydı kapsamında olmayan birtakım yolların da ihtiyaca göre açıldığı, bu yerin öncesinden beri kadim yol olarak kullanıldığı ve kadastro tespiti sırasında da tespit harici kadastro paftasında yol olarak belirlendiği, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma sonrası yapılan yargılamada toplanan deliller göz önüne alındığında hiçbir aleyhe hususun tespit edilmediği, müvekkilinin söz konusu taşınmazı Köy Tüzel Kişiliğinden tek parça olarak satın aldığını, sonradan müvekkili adına iki ayrı parsel olarak tescil edildiğini, parseller arasından geçen patikanın kadim yol niteliğini haiz olmadığını ve son keşif tarihi itibariyle patikanın artık kullanılmadığının tanık anlatımları, bilirkişilerin tespiti ve Mahkeme gözlemiyle açıkça anlaşıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Aydın ili, Nazilli ilçesi, Yaylapınar Mahallesinde (... köyü) yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 30.08.2021 tarihli fen ve ziraat mühendisi bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 97,10 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz yol olarak tescil harici bırakılmıştır.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
08.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.