Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3797 K.2025/4311
1. Hukuk Dairesi 2025/3797 E. , 2025/4311 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2572 E., 2025/939 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/304 E., 2022/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Mahallesi 1 96... parsel (Eski 4097 parsel) sayılı taşınmaz müvekkiline ait iken davalı ... tarafından müvekkiline yapılan manevi telkinler sonucunda müvekkilinin 05.04.2010 tarihli akit ile dava konusu taşınmazı davalıya hibe ettiğini, aradan geçen zaman zarfında davalının evlat olarak üzerine düşen anneye karşı bakma ve gözetme görevlerini yerine getirmediği gibi müvekkiline hakaret, tehdit içerir sözler söylemeye başladığını, en son olayda da müvekkiline yönelik olumsuz hareketlerde bulunduğunu, müvekkilin de davalının olumsuz hareketleri sonucunda ve yaşının da gereği olarak acz içine düştüğünü, bu nedenlerden dolayı davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın hibe akdi ile davalıya yapılan devrinin hibeden rücu sebebi ile iptaline ve taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının öz annesi olduğunu, annesine kendisinin baktığını fakat davacının yaşı itibari ile bazı sendromları olduğunu, davacının dava konusu taşınmazı 05.04.2010 tarihinde rızası ile hibe yolu ile kendisine verdiğini, son zamanlarda davacının rahatsızlığının nüksettiğini ve davacıyı tedavi ettirdiğini, diğer kardeşlerinin davacıya bakmadığını, onların başka yerlerde olduğunu, davacının yaşlılığından faydalanarak kendisinin davacıya bakmadığı, davacıyı zorladığı gibi suçlamalarda bulunduklarını, bunların asılsız olduğunu, kendisinin davacının yanında kaldığını ve ona baktığını, bu duruma komşularının da şahit olduğunu, davacının, diğer kardeşlerinin telkiniyle bu davayı açtığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Tekirdağ ili, ...Mahallesi 1 96... parsel sayılı taşınmazın 7/9 hissesi müteveffa ... adına kayıtlı iken 05.04.2010 tarihinde bağış nedeni ile davalı adına tescil edildiği, müteveffa tarafından açılan davanın dava dilekçesinde davalının kendisine hakaret içeren ifadeler kullanıp kendisine bakmadığını, kendisini yüz üstü bıraktığını, bu nedenle bağıştan rücu ederek tapunun tekrar kendi adına tescilini talep ettiği, yargılama sırasında bağışlayan ...'ün öldüğü, davaya bir kısım mirasçılarının devam ettiği, mirasçıların talebinin tapunun anneleri ... adına tekrar tescili olduğu, bu nedenle terekeye temsilci atanarak taraf teşkilinin sağlandığı, TBK m. 285'e göre bağışlama sözleşmesinin bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olduğu, m.288'e göre bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliğinin ancak resmi bir şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu, mezkur olayda müteveffa ... ve davalının tapu müdürlüğüne giderek bağışlama akdini resmi bir şekilde yaparak geçerli bir bağışlama işlemi gerçekleştirdikleri, TBK m. 295 gereği bağışlayan, bağışlananın bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, bağışlananın bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması, bağışlananın yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi hallerinde bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışa konu şeyin geri verilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, yapılan bu açıklamalar doğrultusunda davaya konu uyuşmazlıkta müteveffanın bağışlanan olan davalının kendisine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davrandığı iddiası ile mezkur davayı açtığı, dinlenen davacı tanıklarının davacıların yakınları olduğu, tanıkların anlatımlarında davalının evlendikten sonra muris ile ilgilenmeyip kendi evine geçtiğini ve murisin ihtiyaçları ile davacıların ilgilendiğini belirttikleri, davacıların hiçbirinin ikametinin.............Mahallesi olmadığı, dinlenen davalı tanıklarından ...nın ............. Mahallesinde ikamet ettiği, tanıkların anlatımlarında müteveffanın davalı ile birlikte yaşadığı, davalının evlenmesi sonrası davalının kendi evinde yaşadığı ancak murisin de sık sık davalı ve eşi ile birlikte yaşadığı, murisin ihtiyaçları ile davalının ilgilendiği, murisin diğer çocukları olan davacıların ara ara köye gelerek anneleri ile kaldığı ancak müteveffa ile asıl ilgilenen kimsenin davalı olduğu, davalının müteveffaya karşı kötü bir davranışlarını görmediklerini beyan ettikleri, bağışlananın geri alınmasına sebep olan hususta bağışlananın bağışlayan veya onun yakınlarına karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması gerektiği, davacılar tarafından bu hususun ispatlanamadığı, TBK m.295 gereği bağışlananın geri alınmasına sebep olacak diğer hususların mevcut olayda gerçekleşmediği, nitekim bu durumun davacılar tarafından da ileri sürülmediği anlaşılmakla, davacılar tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının bir kısım mirasçıları ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'ün 01.06.1936 doğumlu olup davayı açtıktan sonra ve İlk Derece Mahkemesince yargılama devam ettiği sırada 02.01.2020 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak kızı ............ oğlu ... ............, kızı ..............ve davalı kızı ...............nın kaldığı, yargılamanın 09.09.2020 tarihli 4. celsesinde davacı taraf vekiline terekeye temsilci atanması amacıyla dava açması için süre ve yetki verilmesini takiben Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/747 Esas, 2021/469 Karar sayılı dosya ile .............terekesine ...'nın tereke temsilcisi olarak atandığı, bilindiği üzere terekeye temsilci atanmasından sonra tereke ortağının ya da ortaklarının davayı takip yetkisinin ortadan kalkacağı, bir başka ifade ile mirasçı ya da mirasçıların davayı takip yetkisinin sona ereceği ve buna bağlı olarak da hükmü istinaf etme hakkının tereke temsilcisine geçeceği, somut olayda, yargılama sırasında tereke temsilcisine tebligat yapıldığı, gerekçeli kararın tereke temsilcisi ...'ya 15.08.2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın kararı istinaf etmediği, kararın tereke temsilcisi atanmakla takip hakkı kalkan bir kısım mirasçılar vekili tarafından istinaf edildiği, tereke temsilcisi sıfatı ile istinaf eden vekil Avukat ..............a tereke temsilcisi tarafından vekaletname verilmediği gerekçesiyle yetkisiz vekil tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Bir kısım davacı mirasçıları ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris davacı ... tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sırasında murisin ölümü sebebiyle geriye kalan müvekkillerin davayı devam ettirdiğini, davalı adına kayıtlı muris tarafından bağışlanan taşınmazın tapu kaydının iptali ile murisin terekesine tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, Yerel Mahkemece davanın usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davalının murisin kızı olup yaşlı anneye bakma görevi bulunduğunu, oysa dinlenilen tanık beyanlarında davalının anneye bakmadığı, aksine kendi eşi ile problemleri olduğundan dava konusu eve sığındıklarının açıkça ortaya konulduğunu, murisin davalıya yaptığı devirdeki kastın kendi bakımını sağlamak olduğunu, temelde bakımını sağlamak kastı ile yapılan bu devir işlemine karşı murisin dava açmış olmasının tek başına iptal sebebi iken Yerel Mahkemece bu hususun dikkate alınmaksızın davanın reddi yönünde karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının istinafında Bölge Adliye Mahkemesince terekeye temsilci atanması sebebiyle temyiz başvurusu yapılamayacağının açıklandığını, tereke temsilcisinin atanmış olmasının mirasçıların istinaf ya da temyiz hakkını ortadan kaldırmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan rücu hukuksal nedeniyle tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım davacı mirasçıları vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bir kısım davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.