Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/5184 K.2025/4304
1. Hukuk Dairesi 2023/5184 E. , 2025/4304 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/32 E., 2023/75 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılardan ... ve vekilleri Av. ... ile temyiz edilen davalılar ... vd. vekili Av. ..., davalı ... vekilleri Avukat ..., Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; muris ... ...'nın yaşlılığından ve ehliyetsizliğinden yararlanılıp baskı kurularak maliki olduğu 21... parsel sayılı taşınmazın ölünceye kadar bakım koşuluyla davalı kızı ...'e, 21... parsel ve 62... parsel sayılı taşınmazlarının da satış suretiyle davalı damadı ...'e temlikinin sağlandığını, taşınmazların muvazaayı gizlemek amacıyla yakınları olan diğer davalı ...'a devredildiğini, temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amacı ile yapıldığını, murise bakılmadığını, perişan vaziyette vefat ettiğini, murisin vesayet altına alınmasına ilişkin davada taşınmazlarına tedbir konulması talep edildiğinden taşınmazların yakınları olan diğer davalıya devredildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, yargılama aşamasında davacılardan ...'nın ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve ... vekili; murise 1998’den beri baktıklarını, birlikte yaşadıklarını, akdin gereğini yerine getirildiğini, 19, 49... ile dava dışı 2, 17... parselin bir bütün halinde narenciye bahçesi olup ifraz sonrası da tek olarak kullanıldığını, satış günü mesaiye yetişemediğinden ödemenin 08.12.2003 pazartesiye kaldığını, murisin bahçenin tüm gelirini davacı ...’nin alması ve oğullarının hiç ilgilenmemesine kızdığını, bu nedenle satılığa çıkardığını, ...’e devredilen yer ile bütün olduğundan almak istediklerini, davacı ...’nin bahçeye girmesi ve rahatsız etmesi nedeniyle emlakçı aracılığı ile satmaya karar verdiklerini ve emlakçının bulduğu diğer davalıya sattıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlar; davalı ...’in yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı ...; dava konusu taşınmazları emlakçı aracılığı ile aldığını, 6 adet taşımaz için 155.000.000.000 ETL satış bedelini davalı ...'in hesabına yatırdığını, davalılar ile herhangi bir akrabalık ilişkisinin bulunmadığını, adına kayıtlı 106 parseli satarak üzerini de tamamlayarak satın aldığını, satın aldığı taşınmazda ev yaptırmak için inşaata başladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Erdemli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.2006 tarihli 2004/475 Esas, 2006/82 Karar sayılı kararı ile; murisin ölümünden önce sözleşmenin geçersizliğini ileri süremediği, muvazaa iddiasının yazılı delille ispatı gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.11.2006 tarihli 2006/10338 Esas, 2006/11478 Karar sayılı ilamı ile ehliyetsizlik hukuksal nedeni yönünden gerekli araştırmanın yapılması, murisin ehliyetli olduğunun saptanması halinde diğer hukuki sebeplerin inceleme konusu yapılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 14.04.2015 tarihli 2007/74 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararıyla; murisin işlem tarihinde ehliyetli olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca saptandığı gerekçesiyle ehliyetsizlik yönünden davanın reddine, çekişme konusu 21... parsel sayılı taşınmazın muris tarafından ölünceye kadar bakma koşuluyla davalı ...'e temlik edildiği, bu konudaki savunmanın ve itirazın akdin tarafınca yapılması gerektiği, çekişme konusu 21... ve 62... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise bedelin ödendiği, kayıt maliki olan davalı ...'nin de iyi niyetli olmadığının kanıtlanamadığı, bedel isteği de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı ... vekili ve diğer dahili davacılar ................... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20.11.2018 tarihli 2015/15837 Esas, 2018/14672 Karar sayılı kararı ile; muris ... ...'nın temlik tarihinde ehliyetli olduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla saptanmak suretiyle ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keşif yapılarak 01.07.2001 tarihli ölünceye kadar bakım akdinin konusu olan 21... parsel sayılı taşınmazın temlik tarihi itibariyle murisin tüm mamelekine oranlanarak bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığının tespit edilmediği, 05.12.2003 tarihinde satış suretiyle temlik edilen 21... parsel sayılı taşınmaz ile 62... parsel sayılı taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmediği, savunma yolu ile miras bırakanın 05.12.2013 tarihinde dava dışı 63... , 67... ve 73... parsel sayılı taşınmazlarının da davalı ...'e aynı resmi senetle temlik edildiği beyan edilmesine rağmen 05.12.2003 tarihli resmi senedin dosyaya alınmadığı, anılan taşınmazların da muris tarafından temlik edilip edilmediğinin saptanmadığı, temlik edilmiş ise değerlerinin tespiti yönünde bilirkişiden rapor alınmadığı, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.06.2005 tarih, 2005/5 Esas ve 2005/3 Karar sayılı terekenin tespiti dosyasında muris adına olduğu tespit edilen Erdemli ... köyün 72... parsel sayılı taşınmaz ile Erdemli ... köyünde 73... parsel sayılı taşınmazların temlik tarihleri itibari ile değerlerinin belirlenmediği, davacı tanıkları...'ın davalılar ... ile ... arasında akrabalık ilişkisinin olduğunu beyan etmelerine rağmen nüfus kayıtları getirtilerek bu yönde bir ilişki olup olmadığının saptanmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı ... ile diğer davalılar vekili ile dahili davacı ... tarafından karar düzeltme talebinde bulunması üzerine Dairenin 29.05.2019 tarihli 2019/1226 Esas, 2019/3460 Karar sayılı kararı ile talep reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ölünceye kadar bakma akdine itirazın akdin tarafınca yapılması gerektiği, davalı ...’e yapılan devrin makul oranda kaldığı, diğer taşınmazlar yönünden ise bedelin ödendiği, kayıt maliki olan davalı ...'nin de iyiniyetli olmadığının kanıtlanamadığı, uzak akrabalık ilişkisinin tek başına yeterli olmadığı, bedel isteği de bulunmadığı, hile ve baskı hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların değeri tespit edilirken dava konusu 21... parselin imar planında kaldığı gözetilerek arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, en değerli taşınmaz olduğunu, değer tespitlerinin gerçeği yansıtmadığını, ...’e yapılan temliklere ilişkin ve diğer davalı ... yönünden değerlendirme yapılmadığı, akraba olmadıklarını beyan etmelerine rağmen akrabalığın tespit edildiğini, çelişkili raporlara rağmen hüküm tesis edildiğini, murise ait taşınmazların pay oranına dikkat edilmediğini, makul oranın hatalı tespit edildiği, ölünceye kadar bakım akdinin şekil şartlarına uygun yapılmadığı, murisin tüm malvarlığını kızı ve damadına temlik ettiğini, ödendiği belirtilen bedelin terekeden çıkmadığını, murise tek başına bakılmadığını, tanıkların oğullarına bir şey bırakmak istemediğini beyan ettiğini, devirlerin mal kaçırmak amaçlı olduğunun sabit olduğunu, satış bedeli ile keşfen belirlenen değer arasında fahiş fark bulunduğunu, banka hesabından bedelin çıkmadığını, davalı ...’nin iyi niyetli olmadığını, düşük bedele aldığını, akraba olduğunu, harç ve vekalet ücreti hesabında miras payının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1913 doğumlu muris ... ...'nın 04.06.2004 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı çocukları ... ... ve ... ... ile davalı kızı ...'i bıraktığı, murisin maliki olduğu 21... parsel sayılı 9.9 95... miktarlı limon, portakal bahçesi ve tarla nitelikli taşınmazı 17.07.2001 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile kızı davalı ...'e, 21... parsel sayılı 3.6 62... miktarlı arsa ve 62... parsel sayılı 2.6 00... miktarlı arsa nitelikli taşınmazları 05.12.2003 tarihinde damadı davalı ...'e (...'in eşi) satış suretiyle temlik ettiği, aynı temlikte 67... , 63... ve 73... parsel sayılı taşınmazların da murise aitken davalı ...’e devredildiği, dava konusu taşınmazlar ve dava dışı bahsi geçen taşınmazların tamamının 13.02.2004 tarihinde davalı ...'a devredildiği, ...nin babaannesinin annesi olan ... ile davalı ...’in babaannesi ...’nin kardeş olduğu, dava konusu taşınmazların imar işlemleri neticesinde 3 36... parsel sayılı taşınmaza gittiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.1974 tarihli 1/2 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Borçlar Kanunu'nun 213. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Murisin, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu 21... ve 62... parsel sayılı taşımazlar ile dava dışı 67... , 63... ve 73... parsel sayılı taşımazların 40.000.000.000 ETL bedelle murisin damadı davalı ...’e devredildiği, aynı bedelin murisin banka hesabına “satın alınan bahçe bedeli açıklaması ile 08.12.2003 tarihinde yatırıldığı, 14.01.2004 tarihine kadar aralıklarla bedelin çekilerek murisin hesabında 506.437 ETL bedelin kaldığı, murisin 04.06.2004 tarihinde ölümü ile ise terekesinde hesabındaki 0,51 YTL, 74... parsel sayılı taşınmazın 13800/63859 payı (4 14... ) bulunduğu, murisin eşi ...’den kalan taşınmazların izaleyi şuyu neticesinde Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/12 satışından 6.283.200.000 ETL bedelin murisin banka hesabına 23.07.2003 tarihinde yatırıldığı ve aynı gün çekildiği, yine aynı dosyadan yatan 651.200.000 ETL bedelin 29.08.2003 tarihinde yatırıldığı ve 02.09.2003 tarihinde davalı ... tarafından 650.000.000 ETL’nin çekildiği, dosya arasına alınan bilirkişi raporlarında 17.07.2001 tarihli ölünceye kadar bakım akdi tarihi itibariyle murisin terekesi tam ve doğru olarak tespit edilememekle birlikte makul oranın aşıldığının raporlardaki miktarlar gözetildiğinde açık olduğu, eldeki dava ve.... Asliye Hukuk Mahkemesi 2005/34 D.İş dosyasında dinlenen tanık beyanlarında murisin eskiden öğretmen olduğu, narenciye işi ile uğraştığı, taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı, 1998 yılına kadar oğlu ... ...’nin ilgilendiği, 2 yıl sonra kızı davalı ...’in yanına gittiği, murisin bakımı ile ilgilenen bir kişinin bulunduğu, murisin oğulları bakmadığından hayırsız-vefasız evlat olduklarını, onlara hiçbir şey bırakmayacağını beyan ettiği, dava konusu taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığı, davalıların kullanımı engellendiği için diğer davalıya devredildiği, davalı ... ve ...’in kuzen olup görüştüklerini belirttikleri, murisin .......... Noterliği 03.06.1986 tarihli ... yevmiye numaralı vasiyetname ile dava konusu 21... parseldeki ¼ payı eşi...’ye, bakiye payı ile Mersin sınırlarında adına kayıtlı taşımazların tamamını eşi ... ve kanuni mirasçılarına miras payları oranında vasiyet ettiği, .... Noterliği 24.06.19 98... 6 yevmiye numaralı vasiyetname ile eşi ...’den intikal eden 1 49... parsel, 6 59... parsel 10... nolu bağımsız bölümlerdeki adına kalan ¼ payını ... ...’ye, 21... parselin 16.0 34... kısmını ...’e, 4.0 00... kısmını ..., 8.0 34... kısmını ... ...’ye vasiyet ettiği, 02.06.1999 tarihinde vasiyetten rücu ederek.... Noterliği 12.12.20 01... yevmiye numaralı vasiyetname ile 21... parseli ...’e devretmiş olup herhangi bir sebeple devir iptal olursa yine bu yeri kızına vasiyet ettiğini, yol olarak adına kayıtlı yeri de ...’e, diğer Mersin hudutlarındaki ... köyündeki yerleri ...’e, ...ve ...pınarı köyündeki taşınmazlarını ... ... ve ...’a vasiyet ettiği, bu vasiyetti de 17.12.2003 tarihinde feshettiği, murisin dava konusu olan ve dava dışı temlike konu taşınmazlarına ilişkin 10.06.2003 tarihinde davacı ...’ye kullanımı nedeniyle ödeme yapması için ihtar çektiği, açıklanan bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalı ...’nin durumu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, muris muvazaası hukuki nedeni yönünden açılan davanın kabulüne (imarla oluşan 3 36... parsel sayılı taşınmazda dava konusu 21... , 49... ada 1 parsel sayılı taşınmazdan gelen pay gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek bu iddia yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca temyiz eden davacılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınmasına,
Dosyanın Erdemli 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.