Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2009 K.2025/4257
1. Hukuk Dairesi 2025/2009 E. , 2025/4257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/162 E., 2024/143 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili;.................... köyü kadastro çalışma alanında bulunan 117 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından önceki zilyedinden satın alındığını, zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı lehine oluşmasına rağmen kadastro sırasında taşınmazın hatalı olarak davalı Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine; dava konusu taşınmazın 1963 tarihli, 53 numaralı Toprak Tevzi Komisyonu tarafından sınırlandırılan 113 parsel sayılı taşınmaza isabet ettiğini ve Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan olduğunu belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin kararı ile; davaya konu taşınmaz üzerinde 1963 tarihinde tesis edilen tapu kaydının oluşumundan öncesinde, davacının Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddeleri ile Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde belirlenen 20 yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu hususunun aşamalarda ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 02.12.2021 tarih, 2019/766 Esas, 2021/2379 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde hata edilmediği, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 30.10.2023 tarih, 2022/1085 Esas, 2023/6029 Karar sayılı kararıyla; ''Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, doğru sonuca varılabilmesi için çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, ardından taşınmaza revizyon gören tapu kaydının oluştuğu tarihten önce davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının, belgesiz norm sınırı da gözetilerek araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi'' hususuna değinilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davaya konu taşınmaz üzerinde 1963 tarihinde tesis edilen tapu kaydı öncesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713. maddesinde belirlenen 20 yıl süreyle davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetlikle kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının çekişmeli taşınmazla ilgili zilyetliğine delalet teşkil edecek şekilde vergi kaydı ibraz etmesi, eklemeli zilyetliğe dayanmakta ise önceki zilyetlerden kendisine olan geçişleri somut belgelerle ispatlaması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlikle iktisap edilen taşınmazların araştırılmadığını, sulu ve kuru toprak ayrımının 3083 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmediğini, taşınmazın Hazinenin özel mülkiyetinde olup Hazinenin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, Hazine dışında kimsenin zilyet ve tasarrufunun bulunmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 46. maddelerine göre belirlenen zilyetlik koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin ispatlanamadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Kadastro sonucunda, .................. köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 32 parsel sayılı taşınmaz, tutanağın beyanlar hanesinde ... oğlu ..................... işgalinde olduğu gösterilerek Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda oluşan tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Toplanan delillere göre, çekişmeli taşınmazın Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca yapılan çalışmalar sırasında 08.11.1963 tarih, 519 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713. maddesi uyarınca eklemeli zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescilini talep etmiştir.
3.Mahkemece; taşınmaza revizyon gören tapu kaydının tesisinden geriye doğru davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddesinde öngörülen 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sırasında taşınmaz, kadastro tespiti sırasında uygulanan ve taşınmaza uyduğu tespit edilen Kasım 1963 tarih ve 519 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Hazinenin tapu kaydının dayanağını teşkil eden 20.07.1963 tarihli belirtmelik tutanağının 118/113 numaralı parselinin kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ettiği, 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtları ve Ağustos 1927 tarih, 1 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına kayıtlı olduğu, 1951 yılında köye gelen şahısların Hazineden icar ile kullandığı, taşınmazların Hazineye ait olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
4. Ne var ki, Mahkemece belirtmelik tutanağında uygulanan Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı tüm tedavülleri, varsa haritası ile birlikte getirtilmemiş, kaydın kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği yeterince araştırılmamış, varsa bu taşınmazların kadastro tespit tutanak suretleri getirtilerek tapu kaydı, revizyon gördüğü parseller de dikkate alınarak keşifte uygulanıp kapsamı varsa haritasına göre, haritası yoksa gayri sabit hudutlu olduğu gözönüne alınarak miktarına göre belirlenmesi gerektiği düşünülmemiştir. Öte yandan, belirtmelik tutanağında uygulanan 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtlarına ilişkin belgelerin tümü getirtilerek tahrir kayıtlarının Hazine adına oluşum nedeni araştırılmamıştır. Belirtmelik tutanağında icarcı olarak adı geçen şahsın kim olduğu ve icarcı olup olmadığı ile zilyetliğin davacıya intikali üzerinde de durulmamıştır.
5. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle belirtmelik tutanağında gösterilen Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı Hazineye ait tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası, kadastro sırasında revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak suretleri, 1937 tarih 9-16 tahrir numaralı vergi kayıtları ile bu kayıtların Hazine adına kaydedilme nedenine ilişkin oluşum belgeleri, çekişmeli taşınmazın doğusundaki yoldan sonra gelen mera parseline ait kadastro tespit tutanağı sureti getirtilip dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi ve jeodezi mühendisi bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
6. Keşifte, yerel bilirkişiler yardımı ile Ağustos 1927 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, dayanağı harita varsa haritasına göre, yoksa veya haritasının uygulama kabiliyeti bulunmuyorsa hudutların gayri sabit olduğu dikkate alınarak miktarına göre tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, kapsam belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller de nazara alınmalıdır. Aynı şekilde, belirtmelikte uygulanan vergi kayıtlarının Hazine adına oluşum nedeni üzerinde durulmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne olduğu, kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, Hazineden icar ile kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, çekişmeli taşınmazın doğusundaki mera parseli ile arada kalan yolun kadim olup olmadığı üzerinde durulmalı ve çekişmeli taşınmazın meradan açılıp açılmadığı hususunda yöntemince mera araştırması yapılmalı; 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğunu, geleneksel biçimde kullanılan kadim mera vasıflı yerlerden olup-olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni incelenip, üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmeli; hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilere tevdi edilerek stereoskop aletiyle incelenmeleri neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlettirilmelidir.
Bu suretle toplanan tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilip hüküm kurulması doğru değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Yüksekova 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.