Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3184 K.2025/4249

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3184 📋 K. 2025/4249 📅 06.10.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3184 E.  ,  2025/4249 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/184 E., 2023/2337 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/408 E., 2020/332 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili;.................. Mahallesinde yer alan 13 18... parsel sayılı taşınmazın 16146/21635 payının ...e ait olduğunu, diğer paydaşın ortaklığın giderilmesi davası açtığını, taşınmaz üzerinde ...Vakfı şerhi olduğu için davanın İdarelerine ihbar edildiğini, şerhten dolayı 5737 sayılı Kanun'un l8. maddesi gereği taşınmazın satış suretiyle elde edilecek bedelinin %10’unun taviz bedeli olarak ...Vakfı adına yatırılması gerektiğinin bildirildiğini, ortaklığın giderilmesi davasında ...in bulunamaması nedeniyle İzmir Defterdarlığının kayyım tayin edildiğini, Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/350 Esas ve 2015/66 Karar sayılı davası sonucunda ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, 2015/15 sayılı satış dosyası ile taşınmazın satıldığını, kayyım hesabına yatırılan bedelin ...Vakfı adına devredilmesi gerektiğini, taşınmazın aslının Vakıf olduğunu, Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın 16146/21635 payının ...Vakfı Şerhinden dolayı 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesi gereği mahlulen ...Vakfı adına tespitine, kayyım hesabına yatırılan 473.401,64 TL’nin gerçek malik olan ...Vakfına aktarılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı kayyım süresinde davaya cevap vermemiş; aşamada, 3561 sayılı Kanun hükümlerine göre kayyım tayin edildiğini, davacıya taviz bedelinin ödendiğini, bu nedenle satıştan elde edilen bedelin devredilmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın sadece zeminin Vakfa ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/350 Esas sayılı davası ile 13 18... parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından... tarafından diğer paydaş ...e karşı ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, taşınmaz maliklerinden ...in açık kimlik bilgilerine ulaşılamaması nedeniyle 13 18... parsel sayılı taşınmazdaki ...in payının resmen idaresi için 3561 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca İzmir Defterdarının kayyım olarak atandığı, Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca 13 18... parsel sayılı ...Vakfından icareli taşınmazın 16146/21635 payının maliki olan ...in gaipliğine karar verilmiş olması sebebiyle taşınmazın vakıf adına tespiti ile taşınmazın satışı nedeni ile elde edilen bedelin nemalarıyla birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kayyım vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı kayyım vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. maddesi hükmü ve gerekçesi dikkate alındığında tasarruf edenlerin ve maliklerin mirasçı bırakmadan ölmeleri, kaybolmaları, terk veya mübadil olup olmadığına dair kesin bir bilgi, belge olmadığı gibi gaiplik kararı da bulunmadığını, malik sağ olabileceği gibi mirasçılarının da bulunma ihtimalinin mevcut olduğunu, taşınmazların maliki veya paydaşının mirasçısız ölmesi, kaybolması, terk ve mübadele gibi durumlarda mümkün olacağı, diğer durumlarda taşınmazın maliki veya paydaşının haklarının da korunması dahil olmak üzere 3561 sayılı Kanun hükümlerine göre en büyük mal memurunun kayyım olarak atanmasında herhangi bir engel olmadığını, eldeki davada Yasa uyarınca ve mahkeme hükmü gereği yükümlülüğünü yerine getiren kayyım aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 5737 sayılı Yasa’nın 17. maddesine dayalı olarak açılan tespit ve tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 13 18... parsel sayılı taşınmazın 16146/21635 payının ...adına kayıtlı olduğu, taşınmazda ...Vakfı şerhi bulunduğu, Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2013/350 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, 2015/15 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi satış dosyası ile taşınmazın 800.000,00 TL’ye 31.10.2018 tarihinde ihale edildiği ve tescilinin 22.11.2018 tarihinde yapıldığı, Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.09.2014 tarihli ve 2014/212 Esas, 2014/349 Karar sayılı kararı ile 13 18... parsel sayılı taşınmazdaki ...payının resmen idaresi için İzmir Defterdarının kayyım olarak tayin edildiği görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; 5737 sayılı Yasa’nın 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi için mukataalı ya da icareteynli olup olmadığı, kayıt malikinin gaip kişilerden olup olmadığı, mirasçılarının bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğinde kuşku yoktur.
O halde, bir taşınmazın Vakıf adına tescil edilebilmesi veya bedele hükmedilebilmesi, mutasarrıfının mirasçı bırakmadan öldüğünün ya da kaçak-yitik olduğunun belirlenmesine bağlıdır.
Ne var ki; Mahkemece, hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme imkânı yoktur. Şöyle ki; dosya arasında yer alan ortaklığın giderilmesi davasında davacı olan... vekilinin 02.12.2013 tarihli dilekçesinde tapu kütüğünde yapılan araştırma ile ...in nüfus bilgilerine ulaşıldığı hususundan bahsedilmesine rağmen taşınmazın evveline dair hiçbir tapu kaydı getirtilmemesi ve kayıt malikinin mirasçılarının bulunup-bulunmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Hâl böyle olunca; öncelikle çekişme konusu 13 18... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine dayanak tüm belgelerin temini, ayrıca kayıt maliki ya da mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının sorulması, getirtilecek belgelerdeki verilerden yararlanmak suretiyle Nüfus Müdürlüğünde (tereddüt hasıl olması halinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde) ve zabıta marifetiyle araştırma yapılarak kayıt malikinin mirasçı bırakmadan ölüp ölmediği ya da gaip kişilerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ile sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.