Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4117 K.2025/4228
1. Hukuk Dairesi 2025/4117 E. , 2025/4228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/85 E., 2024/199 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, taşınmazın çok önceden davacı adına tapulu yerle birlikte ... ... zilyetliğindeyken 20 yıldan önceki bir tarihte tapulu kısmının mülkiyetinin tapu harici kısmın zilyetliğiyle birlikte davacıya devredildiğini, davacının toprak taşıyıp emek harcayarak taşınmazı arazi haline getirdiğini, sınırında bulunan çay ile taşınmaz arasında yüksek irtifa farkı bulunduğunu belirterek taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. Davacının yargılama sırasında ölmesi üzerine mirasçıları davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını ve taşınmazın tespit harici bırakıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ilk Derece Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli 2014/ 25... /343 Karar sayılı kararıyla; dinlenen beyanlara göre dava konusu yerin uzun süredir nizasız ve aralıksız davacı tarafından kullanıldığı, yapılan ilana itiraz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekilinin temyiz başvurusu üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarihli ve 2016/39 09... /6698 Karar sayılı ilamı ile Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmesi gereğine değinilerek sair hususlar incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli ve 2019/ 19... /175 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 22.191,74 m² yüz ölçümündeki taşınmazın son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 10.11.2021 tarihli ve 2021/39 72... /6699 Karar sayılı ilamı ile; davacı lehine belgesizden taşınmaz kaydı yapılıp yapılmadığının belirlenmediği, hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, taşınmazın imar planında kalıp kalmadığının araştırılmadığı, ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmaz bölümünün ne zaman imar-ihya edilmeye başlandığı ve imar-ihyasının ne zaman tamamlandığı hususlarında açıklama yapılmadığı, taşınmazın kenarında dere bulunmasına rağmen jeolog bilirkişi incelemesinin yapılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ziraatçi bilirkişi kurulu raporu ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu, dava tarihinin 2014 yılı olduğu, 1953 tarihli hava fotoğrafına göre dava konusu yerin dere yatağında kaldığı, dava konusu kısmın imar-ihyasına 1982 yılında başlandığı ve imar-ihyanın yaklaşık 2002-2004 yıllarında tamamlandığı, başkaca hava fotoğrafının bulunmadığı, dava tarihine kadar kurulan zilyetliğin on yıl olduğu ve gerekli olan zilyetlik süresinin tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; iddianın dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile doğrulandığını, imar-ihyanın en geç 1982 yılında başlamış olduğunun ve 16.733,48 m²’lik alanın kullanıldığının tespit edildiğini, bilirkişi raporunun yanlış yorumlanarak imar-ihyanın 2002-2004 yıllarında tamamlandığı gibi bir sonuç çıkarıldığını, taşınmazın davacı tarafından 40-50 yıl önceden imar-ihya edilerek aralıksız kullanıldığının açık olduğunu belirterek kararını bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere Mahkemece bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi zorunludur. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için elverişli değildir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit harici olarak bırakıldığı ve davanın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 27.01.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Düzenlenen ilk teknik bilirkişi raporunda tapulama çalışmalarının 1992 yılında yapıldığı bildirilmiş, ikinci teknik bilirkişi raporunda 1971 tarihli kadastrodan bahsedilmiş olup taşınmaza komşu 6 54... parselin geldisi olan 5 68... parselin kadastro tespitinin 1981 yılında yapıldığı görülmektedir. Mahkemece ilgili kadastro müdürlüğünden davaya konu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının hangi tarihte başlayıp hangi tarihte kesinleştiği ve davaya konu taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı araştırılmamıştır.
Öte yandan, bozma ilamında taşınmazın ilk olarak imar planı kapsamına alınma tarihinin araştırılması gereğine değinilmiş, il ve ilçe belediyelerinin müzekkere cevaplarında taşınmazın ilave revizyon imar planının 04.05.2011 tarihinde onaylandığı bildirilmiş ise de taşınmazın ilk olarak imar planı kapsamına alındığı tarihin ne olduğu aydınlatılmamıştır. Yine davacının aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden edindiği taşınmaz bulunup bulunmadığı ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile Adliye Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmamıştır.
Mahkemece yapılan iki farklı keşifte alınan beyanlarda taşınmazın 30-40 yıl önce davacı tarafından satın alındığı ve tarımsal amaçlı kullanıldığı, taşınmazın eskiden beri tarla olduğu bildirilmiş ise de jeodezi bilirkişi raporunda taşınmazın 1953 yılında dere yatağında kaldığı belirtilmiş, düzenlenen ikinci ziraatçi bilirkişi raporunda da taşınmazın öncesinin dere yatağı olmadığı yönündeki tespite yer verilmiştir. Yapılan ilk keşifte taşınmazın bir kısmının tarla, diğer kısmının çayır olarak kullanıldığı, en yaşlısının yaşı 1974 yılına uzanan ağaçların bulunduğu tespit edilmiş; bozma üzerine yapılan keşifte bu yönde bir ayrıma gidilmeksizin kullanım şekli farklılık arz eden bir yerin bulunmadığı, üzerinde 40-50 yıldır tarım yapıldığı belirtildikten sonra imar-ihyanın 40 yıl önce başlayıp 20 yıl önce tamamlandığı yönündeki soyut tespite yer verilmiş, önceki raporda tespit edilen ağaçlar hakkında bir bilgiye yer verilmemiştir. Bozma ilamından sonra düzenlenen jeodezi raporunda ise 1953 yılında dere yatağında kalan ve kullanılmayan taşınmazın 1982 yılı hava fotoğrafına göre dere yatağının yer değiştirdiği ve taşınmazın kısmen kullanıldığı, 2002 yılında ise tamamının kullanıldığı tespit edilmiş, imar-ihyasının 1982'de başladığı, 2002 yılında tamamının kullanıldığı belirtilmiş ancak imar-ihyanın tamamlanma tarihine ilişkin kanaat bildirilmemiştir. Jeodezi raporuna ekli 1982 yılına ait hava fotoğrafına çıplak gözle bakıldığında dahi kullanıldığı belirlenen taşınmazın kendi içerisinde kullanım şekli olarak değişkenlik gösterdiği anlaşılmaktayken rapor içerisinde bu yönde bir incelemeye yer verilmemiştir. Dava tarihinden önceki 20 yılı kapsayan ve 1994 yılına uzanan dönemin incelenmesi gerektiği nazara alındığında, incelenen 19 82... tarihli hava fotoğraflarının uzak tarihlere ait olduğu, bilirkişilerce temin edilebilen farklı tarihli hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarından yararlanılması gerektiği anlaşılmaktadır. Mevcut haliyle toplanan deliller ve yapılan incelemeler arasında çelişkiler bulunduğu, Mahkemece taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihte ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, ne şekilde imar-ihya edildiği ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının tereddütsüz olarak belirlendiğini söylemek mümkün değildir. Mahkemece jeodezi mühendisi raporunda taşınmazın tamamının kullanıldığı tarihin hatalı olarak imar-ihyanın tamamlandığı tarih olarak yorumlanması ve ziraatçi bilirkişi raporunda imar-ihyanın 2004 yılında tamamlandığı yönündeki soyut tespite itibar edilerek hüküm kurulması isabetsizdir.
Bunlara ek olarak, jeolog raporunda da taşınmaz ile dere arasında 5-6 m ağaçlık alan ve 1,5-2 m kod farkı bulunduğu, zeminin dere yatağı özelliği göstermediği, dere yatağından kazanılmadığı tespit edilmekle birlikte doğrudan olmasa da dolaylı olarak derenin etkisinde olmadığı kanaatine yer verilmiş, jeodezi raporunda derenin yatak değiştirdiği tespit edilmişken bu yönde herhangi bir araştırma ve incelemeye yer verilmemiş, taşınmazın özel mülkiyete elverişli olup olmadığı yönünde kanaat bildirilmemiş, taşınmazın evveliyatının dere yatağı olduğunun kabulü halinde ne şekilde imar-ihya edildiğine dair tespitlere yer verilmemiş olmakla raporun yetersiz olduğu görülmüştür.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle ilgili kadastro müdürlüğünden taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının hangi tarihte kesinleştiği ve taşınmazın hangi vasıfla tespit harici bırakıldığı sorulmalı, tesis kadastro paftası getirtilerek incelenmeli, davacının senetsizden edindiği taşınmaz bulunup-bulunmadığı yöntemince araştırılmalı, taşınmaz bulunması halinde davaya konu taşınmazın sulu taşınmaz niteliğinde olduğu dikkate alınarak öncesinde edinilen taşınmazların sulu-kuru durumları araştırılmalı, taşınmazın ilk olarak imar planına alındığı tarihin ne olduğu aydınlatılmalı, taşınmazın imar planına alınma tarihinin dava tarihinden önce olduğunun anlaşılması halinde incelemenin bu tarihten önceki 20 yıla yönelik yapılması gerektiği dikkate alınmalı, varsa taşınmazı kapsayan farklı tarihlere (özellikle 19 82... yılları) ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü'nden temin edilmeli, mahallinde yeniden usulüne uygun keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın evveliyatının ne olduğu, hangi tarihte kim tarafından ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, konu edilmişse hangi tasarruflarla ne şekilde imar-ihya edildiği, imar-ihyanın ne kadar sürdüğü ve hangi tarihte tamamlandığı, derenin yatak değiştirip-değiştirmediği, toprak taşınıp-taşınmadığı gibi hususlarda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden temin edilen hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak fotoğrafların ait oldukları yıllarda taşınmazın hangi kısımlarının ne şekilde kullanıldığı, bu kısımlarda imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp tamamlandığını bildirir rapor düzenlemesi istenmeli, ziraatçi bilirkişiden önceki raporlardaki tespitler de dikkate alınarak taşınmazın niteliği, toprak yapısı, kullanım durumu ve yapılan tespitlere göre imar-ihyanın tamamlanma tarihine dair kanaat bildirir ve fotoğraflarla desteklenmiş rapor düzenlemesi istenmeli, jeolog bilirkişiden yukarıda açıklanan hususlarda uyuşmazlığı aydınlatıcı nitelikle rapor tanzim etmesi istenmeli ve toplanan delillerin sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.