Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3379 K.2025/4136
1. Hukuk Dairesi 2025/3379 E. , 2025/4136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/476 E., 2025/75 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... ile birkaç defa güven ilişkisine dayanarak taşınmaz alım satımı yapmış olduğunu ve alım satım bedellerini ödeyerek davacının güvenini kazandığını, en son 2015 yılı Nisan ayında dava dışı ...'ın ....................... Mahallesi, Çiftlik mevkiinde kain 1332 parsel sayılı taşınmazını satacağını, bunun için ismini vereceği kişiye vekaletname çıkarması gerektiğini bildirdiğini, 09.04.2015 tarihinde ...adına satış yetkisi içeren vekaletname çıkardığını, vekaletnameyi verdikten üç gün sonra ...'ın vekaletnameyi getirdiğini ve yanında yırttığını, satışın olmadığını, daha sonra müşteri bulacağını söylediğini, ..........'ın yanlış hareketlerinden dolayı ticari ilişkisini bitirdiğini, ............. tarafından davacıya gönderilen hakaret içerikli mesajlardan şüphelenmesi üzerine tapuya gittiğini ve dava konusu taşınmazın 09.04.2015 tarihinde ... tarafından vekalet ile kardeşi ...'ya 12.000,00 TL bedel ile satıldığını öğrendikten sonra 12.05.2017 tarihinde ...'a ihtarname çektiğini, satış bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiğini ancak bedelin ödenmediğini ileri sürerek taşınmazdaki payının iptali ile adına tesciline, mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taşınmazın satılması için vekaletname verdiğini, dava dışı ... ile davacı arasındaki sorunlar nedeni ile bu davanın açıldığını, davalının dava konusu arsayı emlakçı vasıtasıyla bulduğunu, davacının tapuya gelemeyeceğini söylemesi üzerine, davalının abisi adına satış için vekaletname çıkararak satışın gerçekleştiğini, vekalet tarihi ile satış tarihinin aynı gün olduğunu, vekalete dayanılarak devrin yapıldığını, taşınmazın 2,5 yıldır vergi ve giderlerinin tarafından karşılandığını, vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, aldatmaya ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığını, davacının dava dışı ...............tarafından aldatıldığını dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiğini, bedelin sonradan ödeneceğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, satış ve devirin davacının bilgisi dahilinde olup 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2017/372 Esas, 2021/17 Karar sayılı kararıyla; çekişme konusu taşınmazın tapudaki resmi satış sözleşmesinde gösterilen bedeli ile keşfen saptanan değeri arasında fahiş fark bulunduğu, davalının sunduğu banka dekontu ve kabul gören savunmasına göre taşınmazın 285.000,00 TL'ye satın alındığı, bedelin davacının ticari ilişki içinde olduğu dava dışı ...'a gönderildiği, davacının, dava dışı ...'ın hileli davranışları ile dava dışı .............'ya vekalet verdiği ve satın alan davalı ...'in de bu durumu bildiği iddiasında bulunduğu ancak davalının kötüniyetini ispata yarar delil sunamadığı, ileri sürdüğü olayların tamamına yakınının dava dışı kişiler hakkında olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2021/2107 Esas, 2022/1507 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı olan payının vekil aracılığıyla davalıya satıldığı, vekaletnamede davacının satış yetkisi verdiği, davalının taşınmazın bedelini banka kanalı ile dava dışı ...'a gönderdiği, davacının davalının aldatmaya yönelik herhangi bir eyleminden bahsetmediği ve kötüniyetli olduğunu kanıtlayamadığı, dilekçedeki asıl anlatımın dava dışı ...’ın kendisini aldattığı ve bedeli ödemediği yönünde olduğu, bu nedenle bedeli ödemesi için dava dışı ...'a ihtarname gönderildiği, böylece davacı tarafça davalının kötüniyeti ve hilesi açıkça kanıtlanmadığından Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği; davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davanın tapu iptali-tescil ve tazminat yönünden ayrı ayrı reddine karar verildiği, davanın niteliği gereği nispi harca ve ücreti vekalete tabi olduğu, dava değeri üzerinden davalı lehine nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken maktu ücreti vekalete hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davacının davasının tapu iptali - tescil ve tazminat yönünden reddi ile davalı vekili lehine nispi ücreti vekalete hükmedilmesi şeklinde esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 11.09.2023 tarihli ve 2022/7556 Esas, 2023/4210 Karar sayılı kararıyla; "Davalı, taşınmazın bedelini ödediğini savunmuş ve dosya içerisinde mevcut 09.04.2015 tarihli açıklama içermeyen dekontla dava dışı ...'a 285.000,00 TL göndermiştir. Davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi dava konusu taşınmazın satış tarihinde değeri 435.244,32 TL'dir. Yukarıda değinilen ilkeler açıklanan olgularla birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... ile vekil .................'nın ve davalı ... ............'nın el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zarara uğrattıkları sonuç ve kanaatine varıldığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirdiği" belirtilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2025 tarih ve 2024/476 Esas, 2025/75 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sonucunda farklı bir parsele davalı adına tescil edildiği, davalının da bu taşınmazı 2023 yılında 3. kişiye satış suretiyle temlik ettiği, davacının da HMK 125/1 gereği davalıya karşı tazminat talepli olarak devam etmesi üzerine, davacının tazminata yönelik talebinin kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davalının kötüniyetli olduğu noktasında hiçbir somut delilin bulunmadığını, buna yönelik iddiaların ispatlanamadığı, tanık beyanlarından dava dışı ...'ın davacının yasal temsilcisi olduğu dolayısı ile gayrimenkul bedelinin ...’a ödenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının da parasını noter ihtarıyla ............'tan talep ettiğini, .................'ın alınan beyanlarından taşınmazın fiyatını dahi bildiğinin anlaşılacağı, satışa konu vekaletnamenin usulüne uygun düzenlendiğini, davacının satıştan haberi olduğu halde 2,5 yıl sonra dava açmasının, davalının aksine davacının kötüniyetli olduğunu ortaya koyduğunu, Davacı tarafından sunulan 27.09.2017 tarihli dilekçenin 3. Paragrafında "Diğer taraftan müvekkil yaptığı araştırmada taşınmazın satıldığı 09.04.2015 tarihinde değerinin yaklaşık 295.000,00 TL olacağını bildirmiş olup" mahkeme içi ikrar kesin delil olduğundan Yargıtayın "Davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi dava konusu taşınmazın satış tarihinde değeri 435.244,32 TL" şeklindeki tespitinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, nitekim Tapu Müdürlüğü tarafından davacıdan satış için teyit ve onay alınması ve bu hususun resmi senede şerh düşülmesi davacının satışı başından beri bildiği ve onay verdiğini ispatladığını, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin yüksek hesaplandığını, fazla metrekare üzerinden hesaplama yapıldığını, yeni oluşan metrekare üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, Yerel Mahkemece bilirkişi ek raporuna itirazlar hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmeden dosyanın karara çıkarıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden ve toplanan delilerden; davacının, dava konusu ............mevkiinde kain 1332 parsel (yeni .................Mahallesi 7596 ada 22 parsel) sayılı taşınmazın satılması için ...............Noterliğinin 09.04.2015 tarih .......... yevmiye numaralı vekaletname ile davalının kardeşi ...yı vekil tayin ettiği, söz konusu vekaletname ile vekil ............ ...........09.04.2015 tarihinde 12.000,00 TL bedelle davacının taşımazdaki 69/12400 hissesini davalı ... ..........ya satış suretiyle devrettiği, yargılama sırasında taşınmazın dava dışı 3. kişiye devrediliği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı 27.335,21 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İstanbul Anadolu 40. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.