Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2633 K.2025/4042

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2633 📋 K. 2025/4042 📅 30.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2633 E.  ,  2025/4042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/960 E., 2024/2014 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarıkamış 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/263 E., 2020/240 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, .... ilçesi, ... köyünde kain 1 68... parsel içerisinde iki parça taşınmazın uzun yıllar davacı tarafından nizasız - fasılasız ve malik sıfatıyla tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde kullanıldığını, ancak kadastro çalışması sırasında taşınmazın tamamının kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırıldığını ileri sürerek dava konusu kısımların mera sınırlandırmasının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kısımların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kamu orta malı vasfında olduğunu, 1 68... parsel sayılı taşınmazın ise mera parselinden mera komisyonu kararı uyarınca kullanım amacı doğrultusunda ifraz edilerek kırma eleme tesisi olarak Hazine adına tescil edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi duruşmadaki beyanında; bir çok köylünün arazisinin hatalı şekilde mera olarak sınırlandırıldığını, dava konusu kısımların şahıs arazisi olduğunu belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; N2 harfli alanın dava konusu parsel üzerinde kalmadığından bu kısma ilişkin davanın reddine, dava konusu 1 68... parsel üzerinde kalan kısımlara ilişkin olarak bir kısmında tarımsal faaliyet olduğuna ilişkin rapor düzenlenmiş ise de hak iddia edilen alanın yayla vasfında olduğuna ve komşu yaylalarla sınırlarının sabit olmadığına dair denetime elverişli ziraat bilirkişi raporu bulunması ve dava konusu parsele ilişkin mera norm kararı olması nedeniyle dava konusu alanın yayla vasfında olduğunun kabulü ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesi gereğince yaylaların özel mülkiyete geçirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, teknik bilirkişi raporlarına ve özellikle raporlara ekli fotoğraflara göre dava konusu taşınmaz bölümleri ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, sınırlarının sabit olmadığı, vasfı nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla taşınmazın meradan açma olmadığı, davacı ve ataları ile önceki malikleri tarafından tarla ve çayır olarak kullanıldığının anlaşıldığını, dava konusu parselde tüm köylünün özel mülkü olduğunu, hayvancılık faaliyeti kapsamında kışın ot temini için çayır olarak ekilip biçildiğini, bölgenin iklim şartlarından dolayı tarla değil çayıra ihtiyaç olduğunu, çayırlar işlenmediği ve sürülmediğinden zamanla sınırlarının düzleştiğini, biçme zamanları arasında çayırlarda farklı tür otların yetişebildiğini, ziraat mühendisi bilirkişi heyet raporunda çayır yerine yayla nitelendirmesi yapılmasının dayanaksız olduğunu, köylülerin hepsinin çayırının sınırını bildiğini ve buna göre kullandığını, aynı parselde başka kişiler adına açılan tapu iptali - tescil davalarının kabulü sonucu hükmen oluşan tapu kayıtlarının da delil teşkil ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedenlerine dayalı mera sınırlandırmasının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Somut olayda; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 1 68... parsel sayılı taşınmazın öncesinde Kadastro Komisyonunun 10.12.2017 tarihli kararıyla kadimden beri ve halen .... köyü halkı tarafından mera olarak kullanılması, zeminin durumunun da bu vasıfta olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca 1 68... parsel sayısıyla 4.976.444,51 metrekare yüz ölçümlü mera olarak sınırlandırıldığı, şahısların itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 10.06.2008 tarihli kararıyla vasfı aynı kalmakla yüz ölçümünün 5.302.000,24 metrekare olarak tespitine karar verildiği, sınırlandırmanın 27.07.2008 tarihinde kesinleştiği, 08.06.2016 tarihli ifraz işlemi ile Karayolları Genel Müdürlüğü adına 49.770,15 metrekarelik taş ocağı vasıflı dava dışı 1 68... parsel ile dava konusu 1 68... parsel sayılı 5.252.230,09 metrekare yüz ölçümlü mera vasıflı kamu orta malı niteliğindeki taşınmazın oluştuğu; dava konusu diğer 1 67... parsel sayılı taşınmazın da kadastro çalışmaları sırasında kadimden beri .... köyü halkınca mera olarak kullanıldığı gerekçesiyle 312.058, 84 metrekare yüz ölçümlü kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırıldığı, sınırlandırmanın askı ilan süresi sonunda 22.07.2008 tarihinde kesinleştiği, 05.07.2018 tarihinde ifrazla bu parselin Hazine adına 49.062,47 metrekarelik kırma eleme tesisi vasıflı dava konusu 1 67... parsel ve dava konusu 262.996,37 metrekare yüz ölçümlü kamu orta malı mera vasıflı 1 67... parsel sayılı taşınmazları oluşturduğu, davacı tarafından dava konusu edilen kısımların 1 68... ve 1 67... parsel sayılı mera parselleri ile meradan ifrazen oluşan 1 67... sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.