Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4454 K.2025/4062

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4454 📋 K. 2025/4062 📅 30.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4454 E.  ,  2025/4062 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3322 E., 2023/2370 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/212 E., 2023/328 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.07.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; inşaat ve restoran işleriyle uğraştığını, ekonomik sıkıntıları sebebiyle 17.04.2018 tarihinde davalıdan 1.460,000,00 TL faizli nakit para aldığını, karşılığında davalıya 25.12.2018 tarihli 2.000.000 TL bedelli çek verdiğini, ancak çek ödenmeyince faizi de eklenmek suretiyle bu kez 21.07.2019 tarihli 3.400.000 TL bedelli çeki davalıya verdiğini, ancak bu çek de ödenmeyince taraflar arasındaki borcun faiziyle birlikte 4.485.000 TL olarak kabul edildiğini ve davalının ayrıca gönderdiği 5.515.000 TL’nin de faizleriyle birlikte eklenerek toplam borcun 10.000.000 TL’ye ulaştığını, taraflar arasında düzenlenen 22.10.2019 tarihli “satış protokolü” ile en geç 01.01.2021 tarihinde 15.000.000 TL’nin davalıya ödenmesi kaydıyla borcun teminatı olarak davacının maliki olduğu 66... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının geri verilmek şartıyla davalıya devredildiğini, ara dönemde 08.07.2020 tarihinde ek bir protokol düzenlediklerini, ancak 01.01.2021 tarihinde 15.000.000 TL borcu davalıya ödeyemeyince bu kez taşınmaz üzerindeki restoranı da kapsar şekilde 04.01.2021 tarihli “satış protokolü ve sözleşmedir” başlıklı yeni bir sözleşme düzenlediklerini, bu sözleşmeye göre en geç 01.01.2022 tarihinde faiziyle birlikte toplam 20.100.000 TL’nin davalıya ödenmesi karşılığında dava konusu taşınmazın geri verileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede belirlenen son ödeme gününden önce parayı denkleştirip borcu ödemek istediğini, davalıya noter aracılığıyla gönderdiği 05.11.2021 tarihli ihtarname ile ihtarname tarihi itibarıyla 19.675,000,00 TL olan borcu ödemeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen davalının taşınmazı iadeye yanaşmadığını ileri sürerek 19.675,000,00 TL'nin davalıya ödenmesi karşılığında dava konusu taşınmazın 1/2 payının tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacının sözleşmede kararlaştırılan 01.01.2022 tarihine kadar edimini yerine getirmediğini, sözleşmede 01.01.2022 tarihi itibariyle 20.100.000 TL ödendiği takdirde taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak bu tarih itibariyle borç ödenmediğinden taşınmazı iade borcunun kalmadığını, davacı ihtarname ile borcu ödeyeceğini bildirmişse de belirtilen parayı banka hesabına yatırmadığını ya da mahkemeye müracaat edip ödeme yeri tayin ettirmediğini, davacının edimini zamanında yerine getirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli ve 2021/3 70... /498 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasında imzalanan birden fazla sözleşmenin inanç sözleşmesinin yazılı delili niteliğinde olduğu, en son imzalanan 04.01.2021 tarihli sözleşmeye göre davacının 01.01.2022 tarihinde 20.100.000,00 TL’yi davalıya ödemesi halinde taşınmazın iadesinin kararlaştırıldığı, davacının noter aracılığıyla çektiği ihtarnameler ile borcu ödemeye hazır olduğu ve davalının tapuya gelmesini talep ettiği halde davalının iadeye yanaşmadığı, en son sözleşmede kararlaştırılan 20.100.000,00 TL’nin davacı tarafından mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle, depo edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 05.05.2023 tarihli ve 2023/3 27... /1123 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ancak HMK’nın 184. maddesi gereğince taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vermeden, tarafların tahkikatın tümü hakkında açıklamalarından sonra tahkikatın bittiğini taraflara tefhim etmeden ve aynı Yasa'nın 186. maddesi uyarınca sözlü yargılama aşamasına geçilip taraflardan son sözleri sorulmadan yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrasında davalı vekiline HMK'nın 186. maddesi gereğince sözlü yargılama için duruşma günü tebliğ edildiği ancak davalı vekilleri tarafından mazeret dilekçesi sunulduğu, bir sonraki 06.07.2023 tarihli celsede ise davalı vekillerinin vekillik görevlerinden istifa ettikleri, bu nedenle davalının mernis adresine TK'nın 21. maddesine göre sözlü yargılama duruşma günü tebliğ edildiği, davalının ise duruşmaya gelmeyip Hollanda Krallığı’na taşındığını belirterek reddi hakim talebinde bulunduğu, ancak davacının reddi hakim talebinin HMK'nın 41/1-c maddesi gereği açıkça davayı uzatmak amacıyla yapıldığı kanaatine varıldığından geri çevrilmesine karar verildiği, toplanan tüm delillere göre HMK'nın 186. maddesi gereğince usulü eksikliklerin giderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında davanın esasına yönelik değerlendirmede kabulün doğru olduğunun belirtildiği ve toplanan tüm deliller gözetilerek davanın kabulü ile depo edilen 20.100.000 TL bedelin davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesince gerek Hakimin reddine yönelik olarak HMK'nın 41/1-c maddesi gereğince yapılan değerlendirmenin, gerek davanın esasına yönelik verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden sonra taraflar arasında düzenlenen 22.11.2023 tarihli sulh protokolüyle davacı ve davalının anlaşarak sulh olduklarını, Bölge Adliye Mahkemesince sulh protokolü gözetilmeden karar verildiğini, davayı sonlandıran sulh işleminin yok sayıldığını, davacının ise kötü niyetli olarak düzenlenen sulhün sahte olduğunu ileri sürdüğünü, Bölge Adliye Mahkemesince reddi hakim talepleri hakkında bir karar verilmediğini, 22.11.2023 tarihli sulh protokolu gereğince davalının davacıya 900.000 Euro ödediğini ve taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bittiğini, dolayısıyla konusuz kalan davanın reddinin gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırma kararında davanın kabulünün doğru olduğu ancak sözlü yargılama için gün verilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesiyle ihsası reyde bulunduğunu, Mahkemece tebligatlar konusunda usulsüzlükler yapıldığını, işin esası bakımından ise davacı tarafından 20.100.000 TL bedelin depo edilmesi istenmediği halde Mahkemece re'sen depo kararı verildiğini, davacının dayandığı ve noter kanalıyla yaptığı ihtarnamelerin davalıya usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin sorulmadığını, davalı tarafından yargılama sırasında sunulan Prof. Dr. .. ...’dan alınan uzman görüşü raporunun değerlendirilmediğini, Mahkemece keşfen belirlenen 18.300.000 TL üzerinden harcın tamamlattırıldığını ancak 20.100.000 TL üzerinden depo kararı verildiğini, bu çelişkinin giderilmediğini, davacıyla en son imzalanan 04.01.2021 tarihli “Satış Protokolü ve Sözleşmedir” başlıklı belgede davacının 01.01.2022 tarihine kadar 20.100.000 TL borcunu davalıya ödemesi halinde taşınmazın davalıya iade edileceğinin kararlaştırıldığını, oysa davacının 01.01.2022 tarihinde edimini yerine getirmediğini, edimini yerine getirmeyen davacının taşınmazın iadesini isteyemeyeceğinin belirtildiğini, davacının dava açmadan önce gönderdiği 05.11.2021 tarihli ihtarnameyle sadece parayı ödemeye hazır olduğunu beyan ettiğini, ancak ödemeye hazır olduğunu beyan etmesine rağmen davalının hesabına ya da bankada blokeli bir hesaba paranın yatırılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 66... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının davacı adına kayıtlı iken 22.10.2019 tarihinde davalıya satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Dairemizin geri çevirme kararı üzerine, davalı tarafından istinaf aşamasında sunulan 22.11.2023 tarihli "ANLAŞMA/SULH PROTOKOLÜ" başlıklı belge altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumu İzmir FizİK İhtisas Dairesinin 29.05.2025 tarihli raporuyla saptandığı gözetilerek temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 1.028.761,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 17.100.00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.