Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2966 K.2025/3928
1. Hukuk Dairesi 2025/2966 E. , 2025/3928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1053 E., 2025/468 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/373 E., 2023/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili ..... ilçesi 2 04... parsel (eski 867 parsel) sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucu taşınmazın mera olarak tescil edildiğini, ancak taşınmazın kadimden beri davacı ve ailesi tarafından kullanıldığını, taşınmaz üzerinde davacı ve ailesinin kullanımında yapı ve bu yapıya ait yapı kayıt belgesi bulunduğunu, taşınmazın mera ile hiçbir ilgisinin olmadığını, etrafında mera alanı bulunmadığını, gerçek kişilere ait tescilli taşınmazlarla bir tarafının da yol olduğunu belirterek mera kaydının terkini ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; Kadastro tespitine yönelik tapu iptal ve tescil talepli davaların Kadastro Kanunu 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduklarını, bu süre dolduğundan davanın reddinin gerektiği, davacının mera parselindeki evini hukuka uygun hale getirmek için açmış olduğu davanın da reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.20 23... /373 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararıyla; davanın kadastrodan önceki mirasçılık sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, kadastro tutanağının 02.08.1985 tarihinde kesinleştiği, davanın açıldığı 07.10.2012 tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerinde Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, dava konusu 2 04... (eski 867) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği tarih olan 1985 yılı ile dava tarihi olan 07.10.2022 arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği, bu durumda tutanağın kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kadimden beri davacı ve ailesine ait olduğunu, taşınmazın kamulaştırma yapılmadan mera statüsüne alınarak köye tahsis edilmesinin taşınmazın Mera Kanunu hükümlerine tabi kılınarak köye tahsis edilmesine dair Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2005/9533 E, 2006/1272 K, sayılı kararı uyarınca yok hükmünde olduğu, yok hükmündeki bu tür iş ve işlemlerin iptali için açılacak davaların süreye tabi tutulmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; kadastro sonucunda; .... ili, ... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 02.08.1985 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 07.10.2022 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.