Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3713 K.2025/3898
1. Hukuk Dairesi 2024/3713 E. , 2025/3898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/777 E., 2024/1192 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/452 E., 2023/732 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 1940 doğumlu, yalnız yaşayan emekli bir avukat olduğunu, dava dışı kişilerin kendisini telefonla defalarca arayarak adının fetö terör örgütüne karıştığını söyleyerek iradesini fesada uğrattıklarını, bu damgadan kurtulmaktan başka bir şey düşünemeyen bir hale girdiğini, akıl tutulması yaşadığını, o nedenle bu kişilerin talimatları doğrultusunda hareket ettiğini, altın ve paralarını verdiğini, 24... parsel sayılı taşınmazını da yine bu kişilerin yönlendirmesi ile gittiği emlakçı aracılığıyla davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, satış bedelinin 900.000,00 TL olarak kararlaştırılmasının istendiğini, 700.000,00 TL nakit para ile 200.000,00 TL'lik senedin kendisine verildiğini, ancak daha sonra verilen senedin kambiyo senedi olma özelliğinin bilinçli şekilde ortadan kaldırıldığını, savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, taşınmazı temlik alırken kötü niyetli hareket eden davalı adına yapılan tescilin dayanağı bulunmadığından iptalinin gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ile takyidatsız olarak adına tesciline, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu taşınmazı 1.100.000,00 TL'ye satın aldığını, bunun 750.000,00 TL'sini bankadan kredi temin etmek suretiyle, geriye kalanın bir kısmını ise elden davacıya ödediğini, böylelikle toplam 900.000,00 TL'sini nakit olarak ödediğini, bakiye 200.000,00 TL için ise davacıya senet verdiğini, ancak taşınmaz davacı tarafından teslim edilmediği için o tarihte senedin ödemesinin yapılamadığını, ödemeye hazır olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davalı ...'un, soruşturma dosyasında şüpheli olarak değil bilgi sahibi olarak yer aldığı, davalıya yönelik iddiaların soyut nitelikte kaldığı, davalının taşınmazı emlakçı aracılığıyla, bedelini ödeyerek satın aldığı, satış bedeli ile keşfen saptanan değerin birbiri ile uyumlu olduğu, ortada 3. kişiler tarafından yapılan dolandırıcılık fiili bulunsa dahi davalının bu durumu bilecek durumda olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2023/218 Esas, 2023/1100 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında hile üzerinde durulduğu ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/2. maddesinde belirtilen şartların oluşup oluşmadığına ilişkin delillerin tartışılmadığı, hak düşürücü süre üzerinde durulmadığı, doğrudan sonuca gidildiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile sair hususlar incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak bir karar verilmek üzere dosyanın Yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iradesinin fesada uğratıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulünün gerektiği, dolayısıyla işin esasına girilmesine engel hâl bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığına göre davacının kendi iradesiyle taşınmazını davalıya sattığı, davacıyı dolandıranların hilesinin davalı tarafından bilinmediği, davalının, davacıyı dolandıran dava dışı kişiler ile el ve iş birliği halinde olduğunun somut delillerle ispatlanamadığı, davanın reddine karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş; davacının nitelikli bir şekilde iradesi fesada uğratılarak dolandırıldığının ceza mahkemesi kararı ile de sabit olduğunu, satış için hukuken geçerli sayılabilecek bir iradesinin olmadığını, bu hususun Mahkemece göz ardı edildiğini, satış sırasında davalının ve dava dışı emlakçının yönlendirdiği yerden sağlık raporu alındığını, davacının çocukları ile iletişim kurmasının engellendiğini, Mahkemece taşınmazın değeri tespit ettirilirken birden çok bilirkişi raporu alındığını, değer itibarıyla banka eksperleri tarafından hazırlanan rapora yakın olan bilirkişi raporuna itibar edildiğini, dolayısıyla davalının taşınmazı edinmedeki kötü niyetinin ortaya çıkarılamadığını, Mahkemece, davalı tarafından davacıya ödenen satış bedelinin kesin süre içinde Mahkeme veznesine depo ettirilip ardından davanın reddine karar verildiğini, böylelikle davacının ağır derecede mağduriyetine sebebiyet verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 24... parsel sayılı taşınmazını 17.03.2021 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer taraftan, hile hukuki sebebine dayalı davada, İlk Derece Mahkemesince 01.11.2022 tarihli duruşmada depo kararı verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı tartışmasızdır. Ne var ki Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olduğundan anılan husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.