Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4187 K.2025/3863
1. Hukuk Dairesi 2025/4187 E. , 2025/3863 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/90 E., 2024/447 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; davalının, mirasbırakanları ... ... mirasçısı olmadığı halde dava konusu 1(4), 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarda mirastan pay aldığını, anılan payların yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; davacıların bu durumu bildiğini ayrıca feragatname düzenlediklerini belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2016 tarihli ve 2014/193 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararı ile; davalının mirasçılık sıfatını taşımadığı, feragatnamenin de geçerli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 27.06.2019 tarihli ve 2016/13360 Esas, 2019/4206 Karar sayılı kararıyla; “ ..Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalı aleyhine açılan nüfus kaydının iptaline yönelik Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/507 Esas sayılı davasının yargılaması sonucunda, davalının muris ... oğlu olmadığından nüfus kaydının iptaline ve gerçek annesi üzerine kaydedilmesine karar verildiği (18.02.2011), kararın 29.06.2011'de kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, ... ... bir kısım mirasçılarının davalı aleyhine aynı nedenle açtıkları Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/532 Esas sayılı ve Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/48 Esas sayılı davaların da kabul edilip derecattan geçerek kesinleştikleri sabittir.Öte yandan, davalının mirasçı sıfatı bulunmadığının saptanması karşısında, davalının mirasçılık sıfatına atfen düzenlenen feragatnamelerin hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilmek de mümkün değildir. Yukarıda açıklanan olgular birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakan ... .... mirasçısı olmadığı halde dava konusu taşınmazlarda davalı adına yapılan tescillerin yolsuz nitelik taşıdıkları tartışmasız olup, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalının öteki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ne var ki, davalının taşınmazlardaki paylarının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adlarına tesciline karar verilmesi yerine, metrekare değerleri üzerinden iptal ve tescile hükmedilmesi isabetsizdir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2019/410 Esas, 2021/167 Karar sayılı kararıyla; bozma kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 26.04.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/3519 Karar sayılı kararıyla; “ ... dava konusu 917 58... parsel (eski 909 15... parsel) sayılı taşınmaz yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin 917 58... parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine. Davalı vekilinin 918 41... ve 918 42... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, önceki bozma kararında da belirtildiği üzere dava konusu 918 41... ve 918 42... parsel sayılı taşınmazların davalı adına oluşan tescilinin yolsuz olduğu kabul edilerek anılan taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Ne var ki, ilk karar tarihinden sonra davalının dava konusu 918 41... parsel sayılı taşınmazdaki payının yarısını 27.07.2017 tarihinde, 918 42... parsel sayılı taşınmazdaki payının yarısını ise 17.07.2017 tarihinde satış suretiyle dava dışı üçüncü kişiye devrettiği anlaşılmakta olup HMK’nın 125. maddesi gözetilmeksizin karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, anılan taşınmazlar yönünden pay hesabı konusunda alınan bilirkişi raporunun da hüküm vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Hâl böyle olunca, dava konusu 918 41... ve 918 42... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 125/1. maddesinin değerlendirilmesi, davalı tarafından üçüncü kişiye devredilen paylar gözetilerek denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin 17.10.2024 tarihli ve 2023/90 Esas, 2024/447 Karar sayılı kararıyla; davalı ...’ın muris .... ...’ın mirasçısı olmadığı, ancak buna rağmen veraset ilamında mirasçı olarak göründüğü için murise ait dava konusu taşınmazların mirasçı gibi davalı ... adına da tescil edildiği, bu durumda yapılan tescilin yolsuz olduğu, yargılama sırasında davalı ...’ın dava konusu 918 41... ve 918 42... parsel sayılı taşınmazlarda adına tescil edilen paylarının yarısını dava dışı üçüncü kişiye devrettiği, davacıların davalının devrettiği 1/2’şer paylar yönünden taleplerini davalıya karşı 100,00 TL tazminata çevirdikleri ve bu tazminat taleplerinden de feragat ettiklerini beyan ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 917 58... , 918 41... ve 918 42... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptal-tescile, davacıların HMK'nın 125. madde kapsamında talep ettikleri bedel yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her iki davacı tarafça noterde düzenlenen feragatname ve taahhütnameler ile kendilerine düşen miras paylarını istemediklerini, bu haklarından feragat ettiklerini, bu taşınmazları davalı ...’a bıraktıklarını, miras paylarından feragat ederek davalı lehine bağış yaptıklarını beyan, kabul ve taahhüt ettiklerini, ancak Mahkemece davacıların mallardan feragat etmesi ve taahhüt beyanlarının dikkate alınmadığını, dava konusu 918 41... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 205/24654 payın iptal edilerek 41/49308 payın davacı ... adına, 205/49308 payın davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verildiğini, oysa her iki davacı adına aynı oranda pay tesciline karar verilmesi gerektiğini, çünkü her iki davacının aynı oranda miras payına sahip olduklarını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Dairece bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına rağmen, bozma sonrası yine aynı şekilde tanzim edilen rapora göre hüküm kurulduğunu, davacı ...’in 09.10.2024 tarihli dilekçesi ile açıkça HMK’nın 125. madde kapsamındaki tazminat taleplerinden feragat ettiklerini belirtmesine rağmen davalı lehine bu feragat nedeniyle herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/507 Esas sayılı dosyası ile davalı ...’ın, muris ... ...’ın oğlu olmadığından nüfus kaydının iptaline ve gerçek annesi üzerine kaydedilmesine karar verildiği, kararın 29.06.2011 tarihinde kesinleştiği, davalı ...’ın mirasbırakan ... ...’ın mirasçısı olmadığı halde mirasbırakana ait dava konusu 909 96... parsel (yeni 918 41... parsel) ve 909 96... parsel (yeni 918 42... parsel) sayılı taşınmazlarda mirasçı imiş gibi adına pay tescili yapıldığı anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu 918 41... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 205/24654 payın iptal edilerek 205/49308 payın davacı ..., 205/49308 payın davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, maddi hata sonucu davacı ... adına 41/49308 payın tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmün bu kısmının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine re’sen yapılan inceleme sonucunda hükmün 2. bendinde geçen “41/49308 hissenin “ ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine “ 205/49308 hissenin” ibaresinin yazılması suretiyle HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.