Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/4036 K.2025/3905

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4036 📋 K. 2025/3905 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/4036 E.  ,  2025/3905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1219 E., 2024/1410 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/46 E., 2024/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; önceden tanışıklığı olan davalı ...'nin inşaat işlerinin bulunduğunu, kayınpederine ait çok değerli bir taşınmazda inşaat yapılacağını belirterek vekaletname verme konusunda kendisini ikna ettiğini, bunun üzerine 12 72... parseldeki 1 nolu bağımsız bölümünün satışı, satış vaadi sözleşmesi yapılması, sözleşmenin feshi ve buna bağlı hakların kullanılması bakımından yetkiler içeren 25.09.2017 tarihli vekaletname ile davalı ...'yi vekil tayin ettiğini, ancak vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, taşınmazın alacak borç ilişkileri kapsamında önceden birbirlerini tanıyan davalılar arasında el değiştirdiğini, satış bedellerinin taşınmazın değerinin altında olduğunu, kendisine bir bilgi verilmediği gibi satış bedelinin de ödenmediğini, bu süreçte taşınmaz kirada olup kira bedellerinin de kendisine ödendiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; usulünce tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.
2. Davalı ...; taşınmazı davalı ...'den iyiniyetli şekilde satın alıp bedelini de kendisine ödediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ...; taşınmazı diğer davalı ...'dan tapudaki sicile güvenerek 80.000,00 TL bedelle satın aldığını, bunun 70.000,00 TL'sini banka aracılığıyla davalı ...'a ödediğini, geriye kalan 10.000,00 TL'sinin ise satış sırasında taşınmazda kiracı bulunduğundan 1 yıllık kira alacağına sayıldığını, davalı ...'ı önceden tanımadığını, satış sırasında tanıştıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; vekil davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ...'ın bu durumu bildiği, ancak son kayıt maliki davalı ...'un bu durumu bildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, terditli tazminat isteğinin kabulü ile 350.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyada mevcut tüm delillerle iddialarını ispatladıklarını, son kayıt maliki olan davalı ... iyiniyetli olmadığından tapu iptali ve tescil isteklerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'in .... ... Noterliğinin 25.09.2017 tarihli, 6667 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı ...'yi vekil tayin ettiği, vekil ... ... davacıya ait 12 72... parseldeki 1 nolu meskeni 27.09.2017 tarihinde 65.000,00 TL bedelle davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...'ın da 01.07.2019 tarihinde 70.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'a devrettiği; taşınmazın birinci satış tarihindeki değerinin 210.000,00 TL, ikinci satış tarihindeki değerinin ise 280.000,00 TL olduğunun keşfen saptandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024. maddesinde ise; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, vekil olan davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullandığı, taşınmazı vekilden temlik alan davalı ...'ın bu durumu bildiği, ediniminin iyiniyetli olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bu hususta davalılar .. .. ve ... tarafından temyiz yoluna başvurulmamıştır.
Ne var ki Mahkemece, son kayıt maliki olan davalı ...'un iyiniyetli olduğu benimsenmiş ise de bu tespit dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; vekil olan davalı ...'nin başta davaya cevap vermediği, aşamada 26.04.2022 tarihinde sunduğu dilekçe ile, taşınmazı borçlarına teminat için davalılara devrettiğini, davalı ... ile babalarının arkadaş olduğunu, onun yakın çevresinde büyüdüğünü beyan ettiği, davalı ...'ın ise 30.10.2023 tarihli dilekçesi ile, davalı ...'un taşınmazı 3 ay sonra geri vermek üzere satın aldığını, taşınmazı davalı ...'a satarken buranın ...'ya (davacı) ait olduğunu söylediğini beyan ettiği görülmektedir. Davalı ... taşınmazı 80.000,00 TL bedelle satın aldığını savunup bunun 70.000,00 TL'lik kısmının banka aracılığıyla ödendiğine ilişkin olarak dekont sunmuş ise de taşınmazın satış tarihindeki keşfen saptanan değerinin 280.000,00 TL olduğu açıktır. Davacı tanıklarının beyanlarında, taşınmazın kira ödemelerinin davacıya yapıldığı, taşınmazın aidat ve çevre giderlerinin de davacı tarafından ödendiği, taşınmazın davacıya ait olduğunun bilindiği anlaşılmaktadır. Belirtilen bu hususlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'un diğer davalılarla birlikte hareket ederek davacıyı zararlandırdığı, taşınmazı ediniminin iyiniyetli olmadığı, böylelikle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın davalı ... Börekçi bakımından da kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.