Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3721 K.2025/3885
1. Hukuk Dairesi 2025/3721 E. , 2025/3885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2233 E., 2024/197 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/13 E., 2022/402 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 117 parsel sayılı taşınmaz 1.0 20... yüz ölçümlü iken Belediyeye müracaat edildiğinde ''yol ve donatı alanları kamu eline geçmeden uygulama yapılamaz'' şartı nedeniyle yolda kalan 3 66... 'lik kısmın bedelsiz olarak yola terk edildiğini ancak anılan kısmın yol olarak kullanılmadığını, 1988 yılından beri davacıların bahçesi olarak kaldığını, daha sonra imar değişikliği yapılmak suretiyle ticari alan olarak ayrıldığını ve 126, 66... 'lik kısmın 4645 parsel olarak ... Belediyesi adına tescil edildiğini, bu durumu sonradan öğrendiklerini, davalı Belediyeye 20.11.2022 tarihinde taşınmazın iadesi için başvurduklarını ancak taşınmazın iade edilmediğini ileri sürerek 4645 parselin tapu kaydının iptali ile 1/2'şer paylı olarak davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davacı ...'in yargılama devam ederken 03.04.2022 tarihinde ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın geldisi olan 117 parselin malikinin talebi üzerine İmar Kanunu'nun 15... . maddeleri gereğince 3 66... 'lik kısmının 26.01.1989 tarihinde yola terk edilerek kalan kısmın 6 54... olarak maliki adına tescil edildiğini, daha sonra imar planında ticaret alanında kaldığından dolayı 23.10.2014 tarihinde 4645 parsel olarak belediye adına tescil edildiğini, davalının taşınmaz malikini taşınmazı kamuya bedelsiz terk etmesi için zorlamadığını, davacı tarafın istemesi halinde şartlı bağış yapabileceğini, yola terk beyanında herhangi bir koşul ileri sürülmediğini, o tarihte alanın vasfının yol olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli 2014/11994 Başvuru sayılı, 29.05.2019 tarihli 2016/3592 Başvuru sayılı kararlarında belirtildiği üzere, Belediyenin kamu yararı amacıyla yol yapılmak üzere bağışlanan taşınmazdan önemli ekonomik yarar elde ettiği, yol şartıyla bağışlanan taşınmazın konut/ticaret alanına dönüştürülerek bundan elde edilecek ekonomik menfaatin Belediyeye ait olmasının güven ilkesini zedeleyici sonuçlar doğurduğu, konut/ticaret alanına dönüştürülen taşınmazın yol olarak kullanılmaması durumunda malikine iade edilmeyerek Belediyenin özel mülkü haline getirilmesinin kamu menfaatlerinin gözetilmesindeki kamusal yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin malik aleyhine orantısız bir biçimde zedelenmesine yol açacağı, bu haliyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmakla yola terk nedeniyle bedelsiz olarak davalı ... Belediyesi Başkanlığı adına tescil edilen 4645 parsel sayılı taşınmazın yol olarak kullanılmaması ve davalı Belediyenin özel mülkü haline gelmesi nedeniyle maliklere iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; taşınmazın 1.0 20... yüz ölçümlü iken 3 66... 'lik kısmın yola bedelsiz olarak terk edildiği, bir anlamda bağışlandığı ancak imar yolu açılmadığı, davaya konu 126, 66... 'lik kısmın 4645 parsel numarası ile davalı ... adına tescil edildiği, taşınmazın yol olarak kullanılmadığı, söz konusu yerin imar değişikliği ile ticari alan haline getirildiği, dava konusunun yerleşim yeri içerisinde kaldığı, Anayasa Mahkemesinin 09.03.20 17... .05.2019 tarihli kararlarında belirtildiği gibi yola terk edilen kısmın daha sonra ticari alana çevrilmesi, buradan ekonomik kazanç sağlanmasının davalı kuruma güveni sarsacağı, bireyin mülkiyet hakkının korunmasında, dengenin birey yanında olması gerektiği, yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre tapu iptali ve tescil kararı verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın bir kısmının 24.01.1989 tarihinde yola terk edildiğini, davacıların ise taşınmazı 03.03.1992 tarihinde satın aldıklarını, bu hususun göz ardı edildiğini, taşınmazın 12.01.1989 sayılı Encümen Kararı gereği 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 15. ve 16. maddelerine istinaden 366,00 m²’lik kısmının yola terk edildiğini, 26.01.1989 tarih ve 226 yevmiye nolu işlem ile kalan kısmın o dönemki malik olan kişi adına tescil edildiğini, yeniden yapılan imar planı doğrultusunda yola terk edilen kısmın 17.06.2014 tarih ve 699 sayılı Encümen kararı ile yoldan ihdas edilerek .. Belediyesi adına tapunun 23.10.2014 tarih ve ... yevmiye ile .. 4645 parsel sayılı 126,66 m² alanlı taşınmaz olarak tescil edildiğini, başvurucuların söz konusu taşınmazı ifraz ettirerek ekonomik açıdan yarar sağlamak için ve bizzat başvurucuların talebiyle parselasyonun yapıldığını, 12.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2017/37952 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi Kararında dava konusu parsele emsal sayılabilecek nitelikte yola terki gerçekleşen bir taşınmazın malikleri tarafından mülkiyet hakkının ihlal edilmesine yönelik açılan davada, maliklerin bizzat kendi rızaları ile ekonomik açıdan yarar sağlamak amaçlı yola terk yaptığından mülkiyet hakkının ihlal edilmeyerek davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 4645 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 1.0 20... yüz ölçümlü 117 parsel sayılı taşınmaz davacıların babası ... adına kayıtlı iken taşınmazın 3 66... ’lik kısmının 24.01.1989 tarih, 226 yevmiye nolu işlemle ... tarafından yola terk edildiği, kalan 6 54... ’lik kısmın da 117 parsel olarak ... adına kayıtlı kaldığı, ...’in 03.03.1992 tarihinde 6 54... ’lik 117 parseli 1/2’şer paylı olarak oğulları olan davacılar .. .. ile ...’e devrettiği, 23.10.2014 tarih, ... yevmiye nolu “yoldan ihdas” işlemi ile yola terk edilen kısmın 126, 66... ’lik bölümünün 4645 parsel olarak arsa vasfı ile davalı ... adına tescil edildiği, ...’in 02.02.2024 tarihinde öldüğü, geride davacılar ile dava dışı çocukları .., .. ve ..’ın mirasçı olarak kaldığı, davacıların bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek 4645 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2’şer paylı olarak adlarına tescilini talep ettikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; taraf sıfatı (husumet ehliyeti), dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'î değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebilmesi ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
Diğer taraftan; bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Öte yandan, TBK'nın 297. maddesine göre bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.
Somut olaya gelince; 117 parsel sayılı taşınmazın 3 66... ’lik kısmı 24.01.1989 tarihinde davacılar tarafından değil, davacıların babası olan dava dışı ... tarafından yola terk işlemi ile taşınmazdan ifraz edilmiş, taşınmazın kalan kısmı ifraz işleminden sonra ... tarafından davacılara devredilmiş, 23.10.2014 tarihinde de “yoldan ihdas” işlemi ile yola terk edilen kısmın 126, 66... ’lik bölümü 4645 parsel olarak davalı ... adına tescil edilmiş olup eldeki davayı açma hakkının yola terk işlemini yapan ...’e ait olduğu; diğer taraftan dava tarihi itibariyle ...’in sağ olduğu, aşamada öldüğü ve davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğu açıktır.
Hâl böyle olunca, bir hakkı dava etme yetkisinin (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğu gözetilerek davanın taraf sıfatı (aktif husumet ehliyeti) yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.