Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3980 K.2025/3862

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3980 📋 K. 2025/3862 📅 22.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3980 E.  ,  2025/3862 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/596 E., 2023/915 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/236 E., 2022/901 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları (... hariç) vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacı ... mirasçıları ... vd. vekili Avukat .... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararı ile getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, asıl davada; maliki bulunduğu 1 48... parsel sayılı taşınmaz üzerine çardak yapılması için Konya .... Noterliğinin 15.07.2014 tarihli ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davalı torunu ...’i vekil tayin ettiğini, ancak ...’in vekalet görevini kötüye kullanarak maliki olduğu 1 44... parsel sayılı taşınmazını diğer davalı ...’a satış suretiyle devrettiğini, kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, davalıların kötü niyetli olarak birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, birleştirilen 2017/491 Esas sayılı davada, davalı torunu ...’in aynı vekaletnameyi kullanarak maliki olduğu 1 57... parsel sayılı taşınmazı, birleştirilen 2017/493 Esas sayılı davada ise yine davalı torunu ...’in bu kez maliki olduğu 1 55... parsel sayılı taşınmazını davalı ...’a devrettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, kendisine satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların dava tarihindeki değerlerinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında ölümü ile mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ...; davacının, torunu ...’e taşınmazı üzerine çardak yaptırması için vekaletname verdiğini, ...’in de çardağı istenilen şekilde yaptırdığını, çardağın yaklaşık maliyetinin 3-3,5 milyon arası olduğunu, ...’in bu kıymette bir çardağı kendisine verilen vekaletteki yetkileri usulüne uygun kullanarak elde ettiği gelirler ile yaptığını, çardağın inşaatı amacıyla kaynak temini için de davacının maliki olduğu dava konusu taşınmazları kendisine sattığını, dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaz için vekil ...’e toplamda 289.700,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin 1.700,00 TL‘sinin kapora olarak ödendiğini, 50.000,00 TL için bankadan kredi kullandığını, 42... plakalı aracının satışı için ...’e vekaletname verdiğini , bu araç bedeli olarak taşınmaz bedelinden 80.000,00 TL düşüldüğünü, ayrıca elden nakit 158.000,00 TL ödeme yaptığını, dava konusu 1 57... ve 1 56... parsel sayılı taşınmazları ise önce 27.03.2017 tarihinde toplam 138.000,00 TL bedelle satın aldığını, satış bedelini nakit ödediğini, daha sonra ...’in kendisine gelerek taşınmazların ata malı olup geri almak istediğini söylediğini, kendisinin de bu durumu kabul ettiğini ve tekrar taşınmazları davacı ...’ye devrettiğini, bunun için kendisine toplamda 140.000,00 TL bedel ödendiğini, bu bedelin 131.000,00 TL‘lik kısmının ...’in babası ...’in hesabından kendisine havale yapıldığını, kalan 9.000,00 TL‘nin de ... tarafından nakit olarak ödendiğini, ancak bir müddet sonra ...’in yanına gelerek yapılacak çardak için nakit ihtiyacı olduğunu, tekrardan taşınmazları satmak istediğini söylediğini, bunun üzerine her iki taşınmazı ...’den toplam 137.000,00 TL bedelle satın aldığını, bu hususta ... ile sözleşme imzaladıklarını, ...’in talebi ile satış bedelinin 76.000,00 TL‘lik kısmının ...’in babası ...’in hesabına havale yaptığını, kalan 61.000,00 TL‘yi de satış günü ...’e elden teslim ettiğini, iyi niyetli olduğunu, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ..., davalara cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli 2017/490 Esas, 2021/177 Karar sayılı kararı ile; asıl davada davalı ...’ın kullandığı 50.000,00 TL banka kredisi, araç bedeli ve taşınmazın satış bedelini diğer davalı ...’e ödediğini ispat edemediği, birleştirilen davalarda ise davalı ...’ın dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek vekil ...’den satın aldığını sunduğu dekontlar ile ispatladığı ve iyi niyetli olduğu gerekçesiyle asıl davada tapu iptali - tescil talebinin kabulüne, birleştirilen 2017/493 Esas sayılı davada tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 47.800,00 TL‘nin davalı ...’den tahsiline, 2017/491 Esas sayılı davada tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 35.500,00 TL‘nin davalı ...’den tahsiline karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları (... hariç) vekili ve asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2022 tarihli kararıyla; tarafların tanık deliline dayandığı, davalının 1 tane tanık bildirdiği, davacıya ise ön inceleme duruşmasında tanık listesini sunmak üzere süre verilmediği, davalının bildirdiği tanığın da zaten dinlenmediği, dolayısıyla vekilin vekalet görevinin kötüye kullanıp kullanmadığı, aynı şekilde davalının vekille işbirliği içerisinde hareket edip etmediği hususunda tanıklar dinlenmeden tam olarak değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, hâl böyle olunca davacı tarafa tanık listesini bildirmek üzere süre verilmesi, bildirilmesi halinde davacı ve davalı tanıklarının dinlenilerek taraflar arasındaki ilişkinin, vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının, davalı ...'ın vekille işbirliği içerisinde hareket edip etmediğinin diğer deliller de dikkate alınarak açıklığa kavuşturulması ve oluşacak duruma göre bir sonuca gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı; kabule göre de ilk el konumunda olan davalı ...'ın TMK'nın 1023. maddesindeki tanımlanan konumdan yararlanması mümkün değil iken iyi niyetli olduğundan bahisle ona karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada, davalı ... tarafından satış bedelinin diğer davalı ...’e ödendiğinin ispatlanamadığı, birleştirilen davalarda ise davalı ...’ın dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek vekil ...’den satın aldığını sunduğu dekontlar ile ispatladığı ve iyi niyetli olduğu, davalı ...’ın kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davada tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, birleştirilen 2017/493 Esas sayılı davada tapu iptali - tescil talebinin reddine, 47.800,00 TL‘nin davalı ...’den tahsiline, 2017/491 Esas sayılı davada tapu iptali - tescil talebinin reddine, 35.500,00 TL‘nin davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları (... hariç) vekili ve asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın Daire kaldırma kararı sonrası duruşmadaki beyanı itibariyle tanık deliline dayanmadığı, dinlenen davalı tanığının da satışın gerçek bir satış olduğunu ve tarafların alım - satım öncesi birbirlerini tanımadığını beyan ettiği, bu durumda vekil ... ile alıcı davalı ...'ın işbirliği içerisinde olduğu hususunun ispatlanamadığı gibi, davalı alıcı ...'ın vekaletin kötüye kullanıldığını bilen veya bilebilecek konumda olduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle davalı ...'a karşı açılan davaların tümden reddi, vekil ... aleyhine açılan tazminat davalarının ise kabulü gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin yerinde olmadığı, aynı zamanda reddedilen tapu iptali - tescil davaları itibariyle davalı ... lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...’ın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleştirilen davalarda tapu iptali - tescil taleplerinin reddine, asıl davada 402.000,00 TL‘nin, birleştirilen 2017/493 Esas sayılı davada 47.800,00 TL‘nin, birleştirilen 2017/491 Esas sayılı davada 35.500,00 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları (... hariç) vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından torunu olan davalı ... ...’ye 1 48... parsel sayılı taşınmaza çardak yapılması için vekaletname verildiğini, ancak verilen vekaletname taşınmazlar ile ilgili genel vekaletname olduğundan davalı ...’in vekalet görevini kötüye kullanarak davacının taşınmazlarının bir kısmını muvazaalı olarak devrettiğini, bir kısmına da ipotek tesis ettirdiğini, davacının bu durumu öğrenir öğrenmez 19.09.2017 tarihinde vekili azlettiğini, vekilin davacıya ait dava konusu 1 44... parsel sayılı taşınmazını 7.000,00 TL bedelle 14.06.2017 tarihinde, 1 57... parsel sayılı taşınmazını 571,57 TL bedelle 22.05.2017 tarihinde, 1 56... parsel sayılı taşınmazını 703,16 TL bedelle 22.05.2017 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devrettiğini, taşınmazların gerçek değerleri ile resmi senette gösterilen değerleri arasında fahiş fark bulunduğunu, davalı ...’ın satış bedellerini vekil ...’e ödediğini de ispatlayamadığını, satış bedellerinin ödendiğinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davalının savunmasında belirttiği araç satış işlemi ve kredi kullanma işlemlerinin taşınmazın devrinden 3-4 hafta önce olduğunu, bu işlemlerin taşınmaz satışı ile ilgisi bulunmadığını, ...’ın iyi niyetli olmadığını, satış bedellerini ödemediğini, bu nedenle tüm davalar yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının terditli talebinin kabulüne karar verildiği için davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...’nin Konya ... Noterliğinin 15.07.20 14... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile oğlu ...’ten olma davalı torunu ...’yi vekil tayin ettiği, anılan vekaletnameye istinaden vekil ...’in, asıl davaya konu davacının maliki olduğu çekişme konusu 1 44... parsel sayılı taşınmazını 20.01.2017 tarihinde dava dışı .....’ya, ......’ın da 08.03.2017 tarihinde dava dışı .....’a satış suretiyle devrettiği, ...’nın ise 06.04.2017 tarihinde taşınmazı tekrar davacı ...’ye satış yoluyla devrettiği, 14.06.2017 tarihinde ise davacı ... adına vekili ...’in taşınmazı davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, yine vekil ...’in ...’nin maliki olduğu dava konusu 1 57... ve 1 56... parsel sayılı taşınmazlarını 27.03.2017 tarihinde satış suretiyle davalı ...’a devrettiği, ...’ın ise 05.04.2017 tarihinde taşınmazları tekrar ...’ye satış yoluyla iade ettiği, 22.05.2017 tarihinde ise ... adına vekili ...’in taşınmazları tekrar davalı ...’a satış yoluyla devrettiği, ...’nin Konya 9. Noterliğinin 19.09.20 17... yevmiye numaralı azilnamesi ile vekil ...’i azlettiği, yargılama sırasında davacı ...’nin ölümü üzerine mirasçılarının davaya devam ettikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390. maddesi) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi TMK'nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; her üç taşınmazın da halen asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... adına kayıtlı olduğu, asıl dava konusu 1 44... parsel sayılı taşınmazın vekil .... tarafından davalı ...’a devredildiği 14.06.2017 tarihindeki keşfen belirlenen değerinin 373.000,00 TL olduğu, davalı ...’ın ise bu tarihte taşınmazı 289.000,00 TL‘ye satın aldığını, satış bedeli olarak banka hesabından vekil ...’in hesabına 31.05.2017 tarihinde 800,00 TL ve 02.06.2017 tarihinde 900,00 TL havale yaptığını, yine 23.05.2017 tarihinde maliki olduğu 42... plakalı aracını vekil ...’in talimatı ile önceki kayıt maliki ...’ya devrettiğini, araç bedeli olarak satış bedelinden 80.000,00 TL düşüldüğünü, kalan satış bedelini ise temlik tarihinde vekil ...’e elden ödediğini belirttiği, yine birleştirilen davalara konu 1 57... ve 1 56... parsel sayılı taşınmazların vekil ... tarafından davalı ...’a devredildiği tarihte taşınmazların keşfen belirlenen değerleri toplamının 83.300,00 TL olduğu, davalı ...’ın ise her iki taşınmazı toplam 137.000,00 TL‘ye aldığını, satış bedeli olarak 15.05.2017 tarihinde vekil ...’in babası ...‘in hesabına 76.000,00 TL havale yaptığını, kalan satış bedeli olarak 61.000,00 TL‘yi de satış sırasında vekil ...’e elden nakit olarak ödediğini belirttiği, dava konusu 1 57... ve 1 56... parsel sayılı taşınmazların vekil ... tarafından 27.03.2017 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devredildiği, ancak ... tarafından taşınmazların 05.04.2017 tarihinde davacı ...’ye iade edildiği, bu iade için ...’ın vekil ...’in babası ...’ten 131.000,00 TL ödeme aldığını beyan ettiği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, devirlerin kısa aralıklarla yapıldığı, dava konusu 1 57... ve 1 56... parsel sayılı taşınmazların davalı ... tarafından davacı ...’ye iade edildiği, ancak bu taşınmazların vekil ... tarafından tekrar davalı ...’a devredildiği, satış bedellerinin davacıya ödendiğinin ispat edilemediği, vekil ... ve davalı ...’ın öncesinde birbirlerini tanıdıkları, olayların oluş şekli ve tüm dosya kapsamından vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı, alıcı konumunda olan davalı ...’ın iyi niyetli kabul edilemeyeceği, vekil ile işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, asıl ve birleştirilen davalar yönünden tapu iptali - tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları (... hariç) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacı mirasçıları vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.